Bartın Özgür-Der’de “Gazze ve Kudüs Neyimiz Olur?” programı gerçekleştirildi

Bartın Özgür-Der’de “Gazze ve Kudüs Neyimiz Olur?” programı gerçekleştirildi

Bartın Özgür-Der yeni dönem seminer programlarına başladı. Bu haftanın konuğu araştırmacı yazar Ramazan Kayan idi.

“Gazze ve Kudüs Bizim Neyimiz Olur?” konulu konferans, Bartın İMH konferans salonunda gerçekleştirildi.

Konuşmacı Ramazan Kayan seminerde şunları ifade etti:

Sadece İslam dünyasında değil tüm dünyada; bilhassa batıda, Amerika, İngiltere, Fransa yasaklara rağmen yüzbinlerce kişinin alanlara ineceğini kim beklerdi? İslam’ın, Kudüs ve Gazze mazlumiyetinin 8 milyar insanın gündemine girmesini hiç ummazdık. Bizim davetçilerimizin akademisyenlerimizin yapamadığını Filistinli kardeşlerimiz başardılar, Allaha hamdolsun. Şimdi batının en kalabalık ve büyük caddelerinde Gazze halkının direnişini destekleyen ve siyonist çete topluluğu İsrail’i lanetleyen eylemler yapılıyor. Şimdi en çok merakla okunan kitap Kuranı Kerim ve öğrenmek için çaba sarf ettikleri din İslam’dır.  

Tüm çarpıtma yıldırma çabaları tersine evirildi; ben hep derdim yeni bir peygamber gelmeyecek bu insanları İslam'la ve Kur'an'la tanıştırmak nasıl mümkün olacak diye sorardım, ‘’Allah işinin galibidir’’ ayeti tecelli etti, Gazze kazandı. Ama biz kazandık mı Allahualem, Gazze kazandı, Aksa Tufanı başarıya ulaştı hamdolsun.

İslam dünyasının veremediği tepkiyi tüm insanlar, halklar veriyor. Dünyada hiç eylem yapılmayan iki ülke var; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikler. Türkiye'den bir kardeşimiz umreye gitti Mescid-i Haram'da Gazze konulu bir konuşma yaptığı diye içeriye alındı. Kâbe imamı Sudeysi’ nin Cuma hutbesinde yayınladığı hezeyanları duydunuz değil mi? Herkes kendi sınavına veriyor.

Kudüs bizim neyimiz olur?

Tam 106 yıldır; 1917 den 2023’e kapanmayan yaramız var. Esaret parantezini bir türlü kapatamadık. Tarihte Kudüs'ün kaderi ile ümmetin kaderi paralel seyretmiştir. Kudüs Özgür ise ümmet de özgürdür, Kudüs esir ise ümmet de esirdir. Kudüs bir hak ediştir Kudüs bir sonuçtur; hak edersek Allah bize Kudüs'ü nasip edecektir.

Kudüs’ün ve Ümmetin nasıl kurtulacağının muhasebesini Kuranı Kerim ve Sünneti Rasul örnekliği üzerinden ile iyi tetkik etmeliyiz.   Sebep sonuç ilişkileri üzerinde durmamız gerekir. Gündeminde Kudüs olmayan her kul sorunludur, sıkıntılıdır. Hattın dışına çıkmıştır.

Mesele Filistinlilerin devlet sahibi olması meselesi değil eğer bugüne kadar gördüğümüz 22 Arap devleti gibi bir devlet olacaksa bırak bu şekilde kalsın. Var olan Arap Devletleri neyi çözdüler ki onlar ne yapabilecekler ki ümmetin dertlerine nasıl derman olacaklar ki?

Tam 45 gündür Gazze, bir laboratuvar gibi işliyor. Kulluk kalitemizin Gazze laboratuvarında test edildiğini bilmemiz lazım. Gazze'de çapımız ortaya çıktı. Ümmet kardeşliği, İslam’ı davet, şahidlik meselelerine nasıl bakıyoruz? Gazze bunlar ortaya çıkartan bir turnusol oldu adeta. Gazi mektebinin müfredatında izzet, şehadet, zahmet, rahmet var; ümmetin dertleri sorunları var ve çözümleri var. İçe dönük bir değerlendirme yapmak istiyorum Allahu Teâla bizim Mevlâmızdır. Niçin 106 yıldır Kudüs'ün özgürlüğü niçin bize nasip olmuyor? Kudüs niye düştü sadece Kudüs değil Ümmet niye yüz yılı aşkındır düştüğü yerden bir türlü ayağa kalkamıyor?

 ‘Niçin düştük?’ konusunu 4 ayetle izah etmeye çalışacağım

1)‘’Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.’’(Şura 30)

Bu Siyonizm bir musibet değil midir? Elbette musibettir peki, 100 yıldır bu musibet niye bitmiyor. 80 yıldır İsrail musibetinin önüne niye geçemiyoruz, bu eller nerede yanlış yapıyor, nerede kirlendi, hangi haksızlığa, cinayete, ayrımcılığa, ırkçılığa bulaştı?

Allah'ın yardımı gaybi orduları niye yardıma gelmiyor, hak etmediğimiz için değil mi? Kudüs niye tutsak; hak etmediğimiz için değil mi?

Günahla özdeşleşildi, zaaf özümsendi. Günaha batmak form değiştirdi, bugün artık günah işlemek normal karşılanır hale geldi. Faizsiz bir ekonomi düşünemiyoruz diyorlar, karşı cins ile bir arada olmanın ne mahsuru var deniliyor. Bu hal batmaktır, nimetsizleşmektir.

Gerçekten bize milat olacak bir tövbeye ihtiyacımız var.  Resulullah (sav)’in Mekke'ye 10.000 kişi ile girdiğinde fethin içinde yaptığı tevbeye ihtiyacımız var. Allahu Teala kulu ve elçisi Rasulullah’tan tövbe istiyor. Zafer sarhoşluğuna kapılmasın, iktidarla gelen ifsada yenik düşmesin diye: ‘’Allah'ın yardımı gelip fetih gerçekleştiğinde; Ve insanların akın akın Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde; Rabbine hamdederek şanının yüceliğini dile getir ve O'ndan af dile; şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir’’ (Nasr Suresi) 

Allah Rasulü (sav) ‘’Ben günde 100 defa istiğfar ediyorum’’ diyor, acaba O niye istiğfar ediyordu; bize sorsalar ‘biz tövbeyi gerektirecek ne yaptık ki’ deriz. Allahu Teâla ile sıkı bir bağ kuramadıktan sonra hiçbir rahmeti hak edemeyiz. Rabbimiz bizi affetsin Allah'ım gaybi yardımını hak edecek bir sınav veremedik. Kur'an-ı Kerim meleklerin yardımından bahsediyor neden meleklerin yardımı gelmedi sebep ortada; Rabbimizle aramıza giren günahlar var duamızın kabulünü engelleyen kasvetlerimiz var, bu yüzden. Hz Ömer (ra) demiştir ki, ‘’ Kim kalbine Allah'tan başka ilk sıraya ne koyarsa hem Allah'ı kaybeder hem de o ilk sıraya koyduğu şeyleri kaybeder’’. Gündemimizin ilk sırasında kim var kalbimizin ilk sırasında kim var sabahla aramızda düzeltirsek her şey düzelir başka çıkışı yolu yok.

Yeniden iman etmeyi merak edenler Gazze’ye baksınlar oradaki çocuklara baksınlar yetimlere öksüzlere dul kalan annelere baksınlar hastalara baksınlar yaralılara baksınlar şehit ailelerine baksınlar bu çağda sahabe gibi nasıl yaşanır, Allah bize Gazze ile bunu gösterdi, Gazze zihnimizdeki tüm paradigmaları çökertti.

İki milyonluk bir insan kitlesi ümmete ve insanlığa hayatın ne olduğunu gösterdi. Tüm insanlığın kurtarıcısı oldu adeta Gazze’nin omuzlarına çöktü, demek ki mesele sayı meselesi değilmiş; iman meselesiymiş. Hz Ömer (ra) Kudüs için Fetih ordusu hazırlıyor, ordunun komutanı Ebu Ubeyde b Cerrah (ra),  veda tepesine kadar gidecek ve orada vedalaşacaklar. Hz Ömer'in Ebu Ubeyde b. Cerrah'a söylediği sözler çok çarpıcı; ‘’Ey Ebu Ubeyde, bu ordu Resûlullah’ın (sav) ordusudur, çok dikkat et, bu ordunun eli kirlenmesin; ta ki gerisi kolay olacaktır’’. İşte Ebu Ubeyde’ye ve o orduya yüce Allah, Kudüs'ün fethini nasip etti. Mesele sadece silah gücüne sahip olmak değildir. Elerin tertemiz kalmasına imanlarını zedelenmemesine ahlaklarının iffetlerinin bozulmaması daha önemli bir meseledir.

2)‘’Allah'a ve Rasulüne itaat edin; birbirinizle çekişmeyin; sonra içinize korku düşer de (size heybet veren) rüzgarınız (kuvvetiniz) gider; o hâlde sabredin! Şüphesiz ki Allah, sabredenlerle beraberdir’’ (Enfal 46)

Birbirinizle ayrışmayınız tartışmayınız, birbirinizin kuyusunu kazmayınız sonra dağılır gücünüzü kaybedersiniz; Kudüs’ünüzü kaybedersiniz. Kazanımlarınızı, beraberliğinizi, ailenizi, değerlerinizi ilkelerinizi dünya bakış açısını şahsiyet ilkelerinizi kaybedersiniz. Kudüs niye düştü Müslümanlar birbirlerine düştükleri için düştü, düşmanla mücadele edeceğimize, İslam düşmanlarıyla mücadele edeceğimize birbirimize düştük. Tağuti rejimle, ahlaki yozlaşma ile mücadele edeceğimize birbirimizle mücadele ettik ve nimeti kaybettik.

Mavi Marmara gemisinde bana duygularımı ifade etmek için söz vermişlerdi ben orada demiştim ki, ‘İslam ümmetinin bu mahzun ve düşkün durumuna karşılık İsrail Batı Şeria'yla Kudüs'ün arasını ayıran bir duvar ördü. Mısır Mübarek yönetimi Gazze ile Mısır'ın arasını ayıran tünelleri engelleyen çelik duvarlar ördü. Biz de burada kardeşlik duvarı örmeliyiz. Bünyanun mersus/kurşunla kaynatılmış kardeşlik duvarı örmeliyiz. Onun birleştirici unsurları; şehadet, cehd, kalem, dua olmalıdır. Şehit kanları yiğitlerin mücahitlerin terleri, âlimlerin kalem mürekkebi, kadınların yaşlıların öksüzlerin duası olmalıdır. Bu konuşmayı yaptıktan birkaç saat sonra hepsini yaşadık; şehitleri gördük oradan yaşananları haberleştirmeye çalışan kardeşlerimizin mürekkeplerini gördük, mücahitlerin terlerini gördük ve onlara dua eden mahzun oradaki destekçilerin ve bütün dünyadan kalkan ellerin Allah'a yapılan duaların tezahürünü gördük.  Şimdi bütün dünyada mazlum Gazze halkının lehinde gösteriler yapılıyor bu çok büyük bir şey, peki bu nasıl oldu nasıl gerçekleşti, Allah'ın yardımıyla gerçekleşti, oradaki o mazlum kardeşlerimiz mücahitlerin önderliğinde büyük bir cehd, çaba ortaya koydular; İsrail'in yenilmezlik algıları yerle bir ettiler. Halklar uzun yıllardan sonra ilk defa bir hakikatle karşı karşıya kaldılar, batıda kendi devletlerinin güçlerini sorgular bir duruma geldiler, nasıl kandırıldıklarını görür oldular. Artık en çok merak edilen konu İslam ve en çok araştırılan kitap Kur'an'ı Mübin oldu. ‘’Onlar Allah'ın nurunu söndürmeye çalışırlar Allah nurunu tamamlayandır’’

3)‘’Ey iman edenler! Size ne oldu ki, “Allah yolunda seferber olun” dendiğinde yerinize yapışıp kaldınız? Yoksa âhiret yerine dünya hayatına mı razı oldunuz? Fakat ahiretin yanında dünya menfaati pek az bir şeydir’’ (Tevbe 38)

Yüce rabbimiz bu ayetle mealen, ’Ey müminler, yaratılış amacınızı sadece dünya ile mi sınırladınız davadan yüz çevirip dünyadan pay almak yarışına mı girdiniz, biresiniz ki dünya hayatı hiç de değmeyecek bir şeydir, ahiret hayatı karşısında bunu keşke bilseydiniz, siz böylesine aşağılık bir hayata da talip oldunuz’ diyor bizlere.

Ehli kitabı bozan dünyevileşmek oldu. Yahudilik, Hıristiyanlık hepsi dünyevileşerek bozuldular, bugün Müslümanların durumu da aynı; dünyevileşenler bozuluyor, kokuşuyor çürüyor, batının dostu oluyor, ümmetin ve Müslümanların düşmanı oluyor.

İsrail Arap devletlerini yendi, uçaklar daha havalanmadan hepsinin işini bitirdi. Fakat aynı siyonist tam 75 yıldır Filistin intifadasını sindiremiyor, bölgeden çıkartamıyor. Devletler paramparça oldu fakat intifadayı gerçekleştiren gençlerin direncinde herhangi bir kırılma yok. Gazzeli babanın 4 çocuğu şehit olmuş baba, Allah'a ellerini kaldırmış ‘Ya rab, benden razı mısın, 4 çocuğumu sen verdin sen aldın sana şükürler olsun’ diyor.  Filistinli bir kızımız okuldan çıkmış, evine giderken İsrail askerleri ile karşılaşıyor, son derece vakarlı ve onlardan korkmayan bir edaya sahip. Siyonistler onu sorgulamak istiyorlar, o tavizsiz bir şekilde cevaplar veriyor, bunu hazmedemiyorlar ve o kızımızı orada şehit ediyorlar ismi Danya. Ve 20'li yaşlarda bir Filistinli delikanlımız bunu hazmedemiyor o noktada görev yapan kızımızı şehid eden askeri öldürüyor, diğerleri genci orada şehit ediyorlar onun ismi de Raid.  Aile çocuklarını alıyor, defnediyorlar. Cenaze taziyesine şehid edilen kızın babası da geliyor. Raid' in babası Danya'nın babasına diyor ki ‘Allah'ın izni Resulünün kavli ile oğlum şehid Raid’e kızımız Danya’yı istiyorum.

Filistinli kardeşlerimiz şehitlere de bizim baktığımız gibi bakmıyorlar, onlar şehidlerin diri olduğuna inanıyorlar, şehidleri hayatın dışında tutmuyorlar. Türkiye'de Müslümanlar şehidlerini çoktan gömdüler, şehitler bize esin kaynağı olmuyor. Rasyonel seküler popüler rüzgârların nereden geldiği şimdi anlaşılıyor mu? Oradaki aileler evlerinden şehid çıkmayınca bir garip oluyorlar şehid çıkması için dua ediyorlar, bizimse buralarda aman çocuklarımız öldürülen çocukları görmesin, moralleri bozulmasın deniliyor. Filistin’de aileler sağlam/takva temelleri üzerinde inşa oluyor,  ailelerde kolay kolay boşanma olmadığı söyleniyor. El Aksa tugaylarını hafızlardan oluşturuyorlar. Şu anda siyonistlerle savaşan kardeşlerimizin büyük çoğunluğu hafızlardan oluşuyor bu mücahitlerin eğitiminde namaz çok önemli yer tutuyor namaz kılmayanları disiplinli kuruluşlara dâhil etmiyorlar; ‘Allah'tan namazla ve sabırla yardım dileyin’ şiarını tam olarak işletiyorlar

4)‘’Allah şöyle bir kenti örnek verir: Güven ve huzur içindeydi. Rızkı her yerden bolca geliyordu. Ancak Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük etti. Allah da ona yaptıklarına karşılık açlık ve korku elbisesini tattırdı’’ (Nahl 112)

Bir belde ki; toplumun refah durumu iyi, akar her yerden geliyor. Allah'ın verdiği nimetlere şükretmeleri gerekirken nankörlük ediyorlar. Nimeti kendilerinden biliyorlar. Kendilerini merkeze alıyor şükretmiyorlar. Bundan dolayı Allah onlara korku ve açlık elbisesi giydiriyor. Bugün bu korkular insanların zihinlerini işgal etmiş benliklerini satın almış durumda. Küresel güçleri, batıyı yenilmez güç olarak kabul ediyorlar, zihinleri adeta köleleşmiş hâlbuki büyütülecek bir güçleri de yok ortada işte korku ve açlık elbisesi böyle bir şey. Ondan sonra onları sürüleştirebilir ahmaklaştırabilirsiniz. İzzet elbisesini giymeden korkulardan kurtulamayız. Yüce Rabbimiz çare olarak neyi tavsiye ediyor: ‘Takva elbisesi daha hayırlıdır’ diyor. Rabbimiz dini mübin üzerinde ayaklarımızı sabit kılsın. Gazzeli kardeşlerimize dayanma gücü versin. Siyonist zalimi kahrı perişan eylesin. Mübarek Kudüs’ü ümmete hak edeceği bir nimet olarak yeniden lütfeylesin.

f1c8d5ee-08ba-4db1-8238-d30e1cee9135.jpg

12af4101-52f8-44c6-bbd5-edbc34a56712.jpg

17b61276-4138-4887-83b5-419fc153c779.jpg

258cb208-f005-44ae-b395-775c8726a260.jpg

 

Önceki ve Sonraki Haberler