30.10.2009 23:49
Darbeciler Halka Hesap Vermelidir!
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der Diyarbakır Şubesi’nin organize ettiği ve Islah Hareketi Derneği’nin de desteklediği eylemde, cunta protesto edilerek, darbecilerden vakit geçirilmeden hesap sorulması istendi. Açtıkları pankart, taşıdıkları dövizler ve attıkları sloganlarla cunt

"İrtica İle Mücadele Eylem Planı" ve bu plana karışanların aklanma çabalarına karşı tepkiler meydanlardan yükselmeye başladı.

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi'nin organize ettiği ve Islah Hareketi Derneği'nin de desteklediği eylemde, cunta protesto edilerek, darbecilerden vakit geçirilmeden hesap sorulması istendi. Yağan yağmura rağmen bugün Ofis'te bir araya gelen kalabalık topluluk, açtıkları pankart, taşıdıkları dövizler ve attıkları sloganlarla cuntacıları protesto etti.

"Hükümet Gereğini Yap! Genelkurmay Hesap Versin, Cuntacılar Yargılansın!" pankartının açıldığı eylemde, "İmza Islak Yargı Göreve! İmza Sırılsıklam! Paşaların Tankı Yıldıramaz Halkı! Genelkurmay Halka Hesap Ver! Cunta Yargılansın! İki büyük Yalan, Lav silahı: BORU Darbe planı: KÂĞIT PARÇASI, Dikaaaaat! Hesap Verilecek Veeeer! Şiyarbe Be Berxwe Bide Azad Be" dövizleri taşındı.

Emin Altun'un yönettiği eylem, Islah Hareketi başkanı Masum Yokuş'un konuşmasıyla başladı. Yokuş, konuşmasında "İrtica İle Mücadele Eylem Planı'na sert tepki göstererek, sorumlulardan hesap sorulması çağrısında bulundu.

Genelkurmay'ı ortaya çıkan gerçekleri küçümseme ve üzerini örtmekle suçlayan Yokuş, "Genelkurmay'ı deşifre olan, komploları, darbe planlarını türlü entrikalarla gizlemeye çalışıyor. "İrtica ile mücadele eylem planı"na kağıt parçası diyen Genelkurmay, daha önce de her yerden çıkan el bombaları ve lav silahlarına da "boru" demişti.  Gelinen noktada "irtica ile mücadele eylem planı"nın gerçek olduğu anlaşıldı. İmzanın ıslak olduğu tespit edildi. Bu planın detayı da ortaya çıktı. Genelkurmay, hesap vermek yerine yine yeni komplolar kurmakla meşgul. Bu komplo planına da nasıl bir "boru" yada "kağıt parçası" takılacağını zaman gösterecek. Genelkurmay'ın bu komploların bizzat içerisinde olduğu anlaşılmıştır"  şeklinde konuştu.

Genelkurmay'ın türlü entrikalarına artık dur demenin zamanının geldiğini söyleyen Yokuş, "Genelkurmay hesap vermelidir. Bizler,çocuklarımızı türlü entrikalarla ellerine bomba verip katletsinler diye kendilerine vermiyoruz. Bizler, Ceylanlarımızı law silahlarıyla vücutlarını param parça etsinler diye büyütmüyoruz. Bizler, bizlere karşı komplolar kurulsun, bize karşı konumlanılsın diye vergi vermiyoruz. Bu vesayet rejimi son bulmalıdır. Sorumlular hesap vermelidir. Cunta dağıtılmalıdır. Genelkurmay başkanı dahil bütün darbeciler sebep oldukları ölümlerin ve komploların hesabını vermelidir" dedi.

Yokuş'un ardından Metin Demir topluluk adına basın açıklaması okudu.  Bu plandan genelkurmay başkanının ve komuta kademesinin habersiz olmadığına dikkat çeken Demir, Genelkurmay'ı, belgeyle ortaya çıkan çelişkileri açıklamaya çağırdı.

Kürt açılımının uygulamaya konduğu bu zamanda da sorunun çözümü önündeki en büyük engelin Kemalist silahlı bürokrasi olduğunu söyleyen Demir, "Kürt sorununun çözümü için önce siyasetin, devlet kadrolarının ve halkın üzerindeki askeri vesayetin kaldırılması gerekmektedir" dedi.

Demir, "Hükümetin daha fazla sorumluluk alarak cuntanın üzerine gitmesini istiyoruz. Hükümet, cürm-ü meşhudla yakalanmış olan darbecilere karşı halkın desteğini dikkate alarak dik durmalı, aslı ortaya çıkan "irtica ile mücadele eylem planı"nın gereğini yapmalıdır. İsmi geçen her bir subay rütbesine bakılmaksızın görevden alınmalı ve sivil yargıya teslim" edilmesi çağrısında bulundu.

Basın açıklamasının tam metni:

DARBECİLER HALKA HESAP VERMELİDİR!

Cuntacı anlayışın her birimine sızdığı ordu, 28 Şubat sonrasında gelişmelere hâkim olamamış, tüm çabalarına rağmen halkın iradesini yansıtan bir hükümetin iş başına gelmesiyle vesayet rejiminin sarsılmaya başladığını görmüş ve bu minvalde yine darbe yöntemine başvurma gereği duymuştu. Bu amaçla Sarıkız, Ayışığı, Eldiven ve Yakamoz gibi darbe girişimleri başarısız olmuş, 27 Nisan muhtırası halkın ve hükümetin direnci karşısında işe yaramamıştı. Buna karşılık "alışmış kudurmuştan beterdir" deyimini hatırlatırcasına darbe girişimlerinden vazgeçilmemiş, son olarak da "İrticayla Mücadele Eylem Planı" adıyla bir darbe planı hazırlanmıştı.

Bu plan ilk ortaya çıktığında belgenin fotokopi olduğu gerekçesiyle askeri savcılık dava açma gereği duymamış, İlker Başbuğ ise belgeyi "kağıt parçası" olarak niteleyerek belgeyi "sızdıranların" peşine düşmüştü. Belgenin aslı ortaya çıkınca Genelkurmayın açıklamalarının yalan olduğu anlaşılmış oldu. Bu planla cuntanın, yalan, iftira ve komplolarla kaos ortamı oluşturarak darbeye zemin hazırlayıp iktidarı devirmek istediği ortaya çıkmıştır. Bu plandan genelkurmay başkanının ve komuta kademesinin habersiz olmadığı açıktır. Ancak her zaman olduğu gibi plan inkar edilmiş, askeri yargı imdada koşarak dava açılmasını engellemiştir. Gerek genelkurmay gerekse askeri savcılık, belgeyle ortaya çıkan çelişkiyi açıklamak zorundadırlar.

Kürt sorunundan başörtüsü ve inanç meselesine, komşu ülke ve halklarla düşmanlığa dayanan dış politika probleminden fakirlik sorununa kadar ülkenin tüm kronik sorunlarının arkasında söz konusu askeri zihniyet ve politikalar vardır. On binlerce kişinin ölümüne neden olan Kürt sorununun kaynağı da azdıranı da halk karşıtı cunta anlayışının hakim olduğu Kemalist silahlı bürokrasidir. Kürt açılımının uygulamaya konduğu bu zamanda da sorunun çözümü önündeki en büyük engel yine bu anlayıştır. Her zaman söyledik yine söylüyoruz; Kürt sorununun çözümü için önce siyasetin, devlet kadrolarının ve halkın üzerindeki askeri vesayetin kaldırılması gerekmektedir.

Halka cumhuriyet diye yutturulan bu oligarşik yapının elebaşısı ve koruyucusu olan darbeci silahlı bürokrasi bir de utanmadan kendini cumhuriyetin koruyucusu ve milletin özü olarak tanımlamakta. On yıllardır bu halkın yararına olabilecek her türlü gelişmeyi ve değişimi engelleyen darbeciler adeta halkı ve değerlerini düşman görmekte ve bunlara karşı şedid bir savaş yürütmektedir. Bu nasıl bir cumhuriyettir ki en büyük düşmanı cumhurdur?

Ergenekonculara destek çıkarak darbeciliğini daha önce de ortaya koyan CHP ise, kraldan çok kralcı bir tavır takınarak genelkurmayın dahi susmak zorunda kaldığı şu dönemde konuyu farklı noktalara çekerek sulandırmaya çalışmaktadır. Meclisteki bir partinin Meclis iradesine kasteden cuntayı sahiplenmesi ancak geleceğini cuntaya bağlamış, teminatı cunta olan Kemalizmin halk düşmanlığıyla açıklanabilir.

Artık halk her şeyin farkına varmıştır. Gün geçmiyor ki halkın farkındalığını artıran yeni bir belge ortaya çıkmasın. Üstelik artık gerçekler gizlenemiyor ve mızrak çuvala sığmıyor. Yapılan tüm rezillikler tüm engelleme çabalarına rağmen halk tarafından görülüyor. Artık halk kendisine karşı düşmanca planlar yapan ve uygulayan darbecilerden hesap soruyor.

Her defasında askeri yargı eliyle yargılanmaktan kurtulan ve yaptığı hep yanına kâr kalan ordu, bugün de aynı yolla hesap vermekten kaçma planları yapmaktadır. En acı şekliyle Şemdinli davasında gördüğümüz sivil yargıdan kaçma yöntemi bugün de devreye konulmak istenmektedir. Ceza Muhakemesi Kanunu 250. maddesi meclise karşı işlenen suçlara sivil mahkemelerin bakacağını kararlaştırmış olmasına rağmen askeri savcılık soruşturmayı kendisi yürütmek istemektedir. Hükümet askeri savcılığın, suçu örtbas etmek amacıyla yetkisi olmadığı halde davaya müdahil olma çabasına engel olmalıdır.

Bizler Özgür-Der olarak hükümetin daha fazla sorumluluk alarak cuntanın üzerine gitmesini istiyoruz. Hükümet, cürm-ü meşhudla yakalanmış olan darbecilere karşı halkın desteğini dikkate alarak dik durmalı, aslı ortaya çıkan "irtica ile mücadele eylem planı"nın gereğini yapmalıdır. İsmi geçen her bir subay rütbesine bakılmaksızın görevden alınmalı ve sivil yargıya teslim edilmelidir.

Artık görülmüştür ki bu kırk yamalı bohça yama tutmamaktadır. Ve artık herkesin ortak kabulüdür ki bu bohça kökten değişmeli, bu zulüm sistemi artık son bulmalıdır. Zulüm asla ilânihaye sürmez, sürmeyecektir. Bu noktada cuntanın ne kadar zor durumda olduğu görülmeli, bu fırsat kaçırılmamalı ve cunta tasfiye edilmelidir.

Metin Demir

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi

DİĞER HABERLER