04.02.2010 18:16
Balyoz'a Karşı Diyarbakır'da Ortak Protesto
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Balyoz darbe planına karşı tepkiler dinmiyor. Darbe planları Diyarbakır Adliye Sarayı önünde çok sayıda kuruluş tarafından protesto edildi ve darbeciler hakkında suç duyurusunda bulunuldu.

Diyarbakır'da bir araya gelen 43 kurum, iktidar hırsıyla hareket eden darbecilerin ne tür canilikleri göze aldıklarını gözler önüne seren Balyoz darbe planını protesto edip, suç duyurusunda bulundular.

 

Korkunç eylem planı, aralarında Özgür-Der, Mazlumder, Mustazaf-Der ve Memur-Sen'in bulunduğu 43 sivil toplum kuruluşu tarafından, açılan pankart, kaldırılan döviz ve atılan sloganlarla protesto edildi.

 

"Neden Herkese Aynı Askere Ayrı Yargı!"

 

Diyarbakır Adliye Sarayı önünde, "28 Şubat, 27 Nisan, 12 Eylül, 12 Mart, 27 Mayıs, Eldiven, Yakamoz, Ayışığı, Kafes, Balyoz, Sarıkız Darbeciler Halka Hesap Verecek!" pankartının açıldığı kitlesel basın açıklamasında,  "Anayasa Mahkemesi Militarizmin Hukuk Bürosu Mu? Balyozcu, Kafesçi Paşalardan Hesap Sorulsun!, Dikkat Edin Aldatıcılar Sizi Allah Allah Diye Aldatmasın!, İç Hizmet Kanunu 35. Madde Kaldırılsın!, Tekel İşçileriyle Değil Cuntalarla Uğraş!, Neden Herkese Aynı Askere Ayrı Yargı!, Kemalist Zihniyetle Hesaplaşmadan Darbe Planları Bitmez!, Cunta Dağıtılsın Darbeciler Yargılansın!, Maske Düştü Balyoz Göründü!, Hukuk Balyozu Darbecilerin Kafasına İnmelidir!, Genelkurmay Kanlı Oyunlara Son Ver!" şeklinde dövizlerle darbecilere sert tepki gösterildi.

 

 

"Darbelere Asla İzin Vermeyeceğiz"

 

Ahmet Ay'ın giriş konuşmasıyla başlayan eylemde, Ay, konuşmasında bir biri ardından deşifre olan darbe girişimlerini protesto etmek amacıyla bir araya geldiklerini ifade ederek, darbelerin, insan hak ve özgürlüklerine yapılan saldırılar olduğunu söyledi. Halk olarak bundan sonra darbelere asla izin vermeyeceklerinin altını çizen Ay, 43 STK adına basın açıklamasını okumak üzere sözü Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Av. Serdar Bülent Yılmaz'a bıraktı.

 

 

"Dik Dur Eğilme Darbeciden Hesap Sor!"

 

Konuşması sık sık, "Darbeciler Halka Hesap Verecek!, Darbelere Karşı Omuz Omuza!, Zulme Karşı Direneceğiz!, Dik Dur Eğilme Darbeciden Hesap Sor!" şeklinde sloganlarla kesilen Serdar Bülent Yılmaz,  27 Mayıs'tan 12 Mart'a, 12 Eylül'den 28 Şubat'a ve oradan 27 Nisan'a kadar tüm darbe süreçlerini bizzat darbecilerin hazırladıklarını söyledi.

 

Genelkurmay, "Allah Allah" Nidalarıyla Hakikati Örtemez

 

Diğer darbe planlarında olduğu gibi Balyoz darbe planının da Genelkurmay tarafından "Allah Allah" nidalarıyla örtülmek istendiğine dikkat çeken Yılmaz, Ancak artık mızrağın çuvala sığmadığını ve halkın hakikati tüm gerçekliğiyle gördüğünü vurguladı.

 

Darbeciler Sivil Yargıda Yargılanmalı

 

Çetin Doğan ve seminere katılan 162 kişi ile darbeye destek veren tüm emekli ve muvazzaf subaylar ile diğer uzantılarının sivil yargıda yargılanmasını talep eden Yılmaz, Darbecilerin yargılanmasının önünü kapatma ihtimaline karşı, taraf olan askeri yargının soruşturmadan el çekmesi gerektiğini söyledi.

 

Aşağıda imzası bulunan kuruluşlar olarak halkı cuntacı anlayışa karşı tepkisiz kalmamaya çağıran Yılmaz, "Halk ve hak düşmanlığı yapan cuntacıların cezalandırılmasını, militarist vesayeti besleyen uygulama ve anlayışın ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz" dedi.

 

 

 

 

 

Açıklamanın tam metni:

 

HALKA VE HAKKA DARBE ÜSTÜNE DARBE!

DARBECİLER HALKA HESAP VERECEK!

Geçtiğimiz günlerde Taraf gazetesi Balyoz adı altında yeni bir darbe planını deşifre etti. 4-6 Mart 2003 tarihinde, İstanbul'da dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan önderliğinde "Birinci Ordu Plan Semineri" adı altında hazırlanan Balyoz darbe planı darbecilerin iktidar hırsının ne tür canilikleri göze aldığını bir kez daha göstermiş oldu.

Balyoz darbe planındaki korkunç senaryolar çok da şaşırtıcı ve yeni şeyler değil. 27 Mayıs'tan 12 Mart'a, 12 Eylül'den 28 Şubat'a ve oradan 27 Nisan'a kadar tüm darbe süreçlerini bizzat darbeciler hazırlamışlardır. Maraş katliamından Danıştay saldırısına kadar her türlü karanlık eylem bu amaçla üretilmiştir. 

Balyoz planında da darbe sürecini olgunlaştırmak için cuntacılar Cuma namazı vaktinde Fatih ve Beyazıt camilerinde bombalı saldırılarla katliam yapmayı, kendi savaş uçağını düşürerek Yunanistan ile ülkeyi savaşın eşiğine getirmeyi, 200 bin kişiyi gözaltına almayı planlamışlardır. Aynı cuntacı zihniyetin 2002'den beri başka eylem planları yaptığı da yine Sarıkız, Ayışığı, Eldiven, Yakamoz, İrtica ile Eylem Planı ve Kafes gibi darbe planlarında görülmüştü. İlköğretim öğrencilerini bir müzede toplayıp katletmek gibi vahşetin sınırlarını zorlayan eylemler cuntacıların nasıl gözü dönmüş bir şekilde hareket ettiklerini ortaya koymaktadır.

Diğer darbe planlarında olduğu gibi Balyoz darbe planı da Genelkurmay tarafından "Allah Allah" nidalarıyla örtülmek istenmektedir. Ancak artık mızrak çuvala sığmamakta, halk hakikati tüm gerçekliğiyle görmektedir. Aynı halk, şu dönemde bir takım çevrelerin ve kişilerin "sivil dikta" iddialarının vesayet rejimini sürdürmeye matuf çalışmalar olduğunun da farkındadır.

Darbecilik insanlık onuruyla bağdaşmayan, bağnaz bir zihniyettir. Darbeler başta yaşam hakkı olmak üzere işkence ve kötü muamelenin, özgürlük ve güvenlik hakkının, basın, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün yüz binlerce insan açısından ihlal edildiği kölelik rejimi oluşturmaya dönük bir girişimdir.

Söz konusu zihniyet tarafından şiddet içermeyen meşru hak talepleri iç düşman konseptiyle suç kabul edilmektedir. Halkı bölücü, irticacı şeklinde kategorize eden ve kendisine karşı mücadele edilmesi gereken iç düşmanlar olarak gören zihniyet terk edilmelidir.

İyi bilinmelidir ki deşifre olmuş birkaç emekli paşanın yargılanmasıyla darbeci anlayış bitmeyecektir. Bunun için, öncelikle onu besleyen militarist zihniyetin ortadan kaldırılması gerekmektedir. EMAYSA, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ve TSK iç hizmet kanununun 35. maddesi ile MGK kaldırılmadıkça vesayetçi rejim devam edecektir. Daha genelde ise darbecilerin hazırladığı bir anayasa yürürlükte olduğu müddetçe militarist ideolojinin siyaset ve toplum üzerindeki etkisinin devam edeceği bir gerçektir.

Çetin Doğan ve seminere katılan 162 kişi ile darbeye destek veren tüm emekli ve muvazzaf subaylar ile diğer uzantıları sivil yargıda yargılanmalıdır. Darbecilerin yargılanmasının önünü kapatma ihtimaline karşı, taraf olan askeri yargı soruşturmadan el çekmelidir. Ayrıca askeri yargı tümden kaldırılmalıdır.

Bizler aşağıda imzası bulunan kuruluşlar olarak halkımızı cuntacı anlayışa karşı tepkisiz kalmamaya çağırıyoruz. Halk ve hak düşmanlığı yapan cuntacıların cezalandırılmasını, militarist vesayeti besleyen uygulama ve anlayışın ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz.

Destek veren kurumlar:

Ay-Der, Anadolu Gençlik, Diyanet-Sen, Diğ-Der, Özgür-Der, Eğitim-Bir-Sen, Mustazaf-Der, Memur-Sen, Sağlık-Sen, Enerji-Bir-Sen, Mazlumder, Kültür-Memur-Sen, Birlik-Haber-Sen, İnsan ve Erdem, Toç-Bir-Sen, Dicle Fırat Diyalog Grubu, Diyarbakır İnsani Yardım Derneği, Gönül Köprüsü Derneği, Özerk Diyanet, Şura-Der, İkra-Der, İlim-Der, Cami-Der, Ulaştırma Memur-Sen, Bayındır Memur-Sen, Köy-Der, Hizmet-Der, İhya-Der, Sahabe-Der, Hayat-Der, Islah Hareketi, İrşad-Der, Öğ-Der, Müsiad, Diyarbakır Düşünce Okulu, Büro Memur Sen, Emekli Bir Sen, Hür-Der, Bem-Bir Sen, Köprü-Der, Bağıvar-Der, Hak-Sen, Eğitim Hak-Sen.

DİĞER HABERLER