28.02.2010 17:44
Tatvan’da 28 Şubat Darbe Protestosu
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der Tatvan Şubesi, Hür Akademya Bitlis Derneği, Eğitim Bir- Sen Tatvan temsilciliği ve Norşin Akabe Der’in oluşturdukları Hak ve özgürlükler platformunon organizesi ile gerçekleştirilen eylemle 28 Şubat Post Modern darbesi ile protesto edildi.

Basın açıklamasını Eğitim Bir -Sen Yönetim kurulu üyesi, Fırat KIRANŞAL ve Özgür Der Tatvan şubesi Başkan Yardımcısı Şefik AKDENİZ okudu.

28 Şubat 2010 tarihinde Lipetgaz yanında Saat 12.30' da gerçekleştirilen basın açıklaması halkımızın yoğun bir katılımı ile gerçekleştirildi. Basın açıklamasına değişik kesimlerden sivil toplum kuruluşlarının yoğun ilgi gösterdikleri görüldü. Basın açıklamasında Maske Düştü Silivri Göründü, Zompawe Le Serewe, Erken Final  Bin Yılın Sonu, Darbelere Ve Darbecilere Hayır, Paşa Paşa Yargılanacaksınız , Herkes İçin Adalet ,Zulme Karşı Diren , Darbeciler Hesap Verecek, Yargıtay Kararı İle Yasak Sokakta Despotizim Zirvede  Baş Örtüsü Zulmüne Son Ve 28 Şubat, 12 Mart ,12 Eylül, 27 Mayıs Eldiven Yakamoz , Ay Işığı Kafes , Sarı Kız  Ve Balyoz Darbe Planlarını Aypan Darbeciler Halka Hesap Verecek Vb pankartlar taşındı  Basın açıklaması sık sık tekbir ve sloganlarla kesildi.

 

 

Fırat KIRANŞAL'ın okuduğu Basın açıklamasının tam metni:

Bugün 28 şubat postmodern darbenin 13.yıl dönümü.sözde bin yıl devam edecekti.demek ki 987 yıl daha bu zihniyetin izlerini bu halk bekleyecek.Oysaki halkına zülüm edenlerin daha 13. yılda nasılda hesap vermeye başladıklarına şahit oluyoruz.İktidara çok meraklı olan bu zevatlara sesleniyoruz.hadi çıkarın apoletlerinizi, kurun partilerinizi,girin seçimlere yıllardır koruduğunuz bu halkın oylarına talip olun.bakalım ne kadar seviliyorsunuz, ne kadar teveccüh görüyorsunuz görelim.Karanlık odalarda halk için hazırladıkları tuzaklar nasılda tek tek deşifre oluyor.Onlar tuzak kurarlar halka, bilmezler ki Allah ta onlara tuzak kurar, tuzaklarını başlarına yıkar.

Son zamanlarda milleti hafife alan, millet egemenliğini millete rağmen hiçe sayan, militarist  yaklaşımlarla ilgili süreci yakından takip ediyoruz. Devletin öznesi olan milletin gönlünde taht kuramamış,  demokratik usullerle gönüllere hitap ederek mesafe almayı gözü kesmemiş, kimi oluşumların ülke idaresini antidemokratik yollarla, çağdışı kalmış ilkel metotlarla elde etmeye dönük  militarist örgütsel çalışma içerisinde bulundukları açığa çıkmıştır.Darbeci sıfatının tüm iğrençliğini sergileyen, kimi sivil görünümlü militarist örgütlerle birlikte hareket eden çetelerin emellerine ulaşamadan yargının pençesine düştüler. milletin nasıl bir tehlikeden kurtulduğu da açığa çıkıyor. Millet adına karar veren bu cuntacıların, milletin huzurunu bozmaya  kastetmişlerdir.Bu oluşumları, milletin tarumar edeceğine inanıyoruz. Çetelere kıyısından köşesinden bulaşan, örgütsel emelleriyle çetelerin emelleri arasında paralellikler kurarak antidemokratik süreçten fayda uman sendika, vakıf, dernek gibi darbe payandalarının da dersini de en güzel milletimiz verecektir. 28 şubatla birlikte insan hakları ihlal edilmiş,inançlı insanlara karşı baskılar artmış,imam hatip okulları kapatılmış,kuran kursları baskı altına alınmış,memurlar fişlenmiş,başörtüsü her alanda yasaklanmış,namaz kılan subaylar ordudan inançlı oldukları için atılmış,ordu evlerine örtülü olan asker yakınları alınmamış,eğitim-öğretim iflas etmiş,bankalar boşaltılmış,birçok insan işkence ve kötü muameleye tabi tutulmuş,halk korkutulmuş,halkın inançlarına ve değerlerine hakaret edilmiş ve milletimizin hayrına olan her şey bertaraf edilmiştir.

Hak ve özgürlükler platformu olarak milletin iradesini önemsiyor, hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmaksızın hak, özgürlük ve adaletten yana tavır koyuyoruz.Her türlü darbe  biçimlerine ve darbe sevdalılarına sonuna kadar karşı olduğumuzu ve tüm gücümüzle karşı duracağımızı deklare ediyoruz.

Türkiye, 1960 darbesinden başlayarak bütün darbe ve sonuçlarıyla hesaplaşmadan gerçek bir özgürlük ve adalete asla kavuşamayacaktır. Özellikle 1960 darbesi; oluşturulan kurumlarıyla, tekrar gözden geçirilmeden bu gibi antidemokratik sonuçlardan kurtulmak mümkün olmayacaktır.27 mayıs,12 mart,12 eylül ve 28 şubat tarihleri her zaman kirli oyunların tezgahlandığı ve zülümlerin sahnelendiği günler olmuştur.Bu günler  herkesin hatırında iğrenç   günler olarak kalacaktır.Çeteciler, müslüman komşu ülkeleri düşman,düşman emperyalist ve Siyonist devletleri dost kabul etmiş, eline aldığı her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmış,ekonomiyi batırmış,kardeşi kardeşe kırdırmış ve ülkenin içinden kolay kolay çıkamayacağı kürt sorununu ortaya çıkarmıştır.Artık her kesimi kucaklayan,hak ve özgürlükleri koruyan darbecileri sivil mahkemelerde yargılayacak sivil bir anayasanın acilen  yapılması gerekmektedir. Bu ülkede yapılan her darbe ülkeyi 20 yıl geri götürmüştür.28 şubat sonrası bankalara yönetici olan darbeciler bankaları nasıl batırdıklarını halkımız unutmamıştır.eğitime şekil ve biçim verdiklerini zannedenler eğitim ve öğretimi nasıl iflasın eşiğine getirdiklerini de en iyi eğitimciler bilmektedir.Görevleri milleti korumak olanların bu milletin başına nasılda büyük bela olduklarını da en iyi halk bilir.milletimizi koruması gerekenlerden aslında Allahın  bu milleti nasılda koruduğuna şahit oluyoruz.Allahım bizi korumaya çalıştığını zannettiğimiz bu darbeci ve cuntacılardan sen bu halkı  her zaman koru.Darbecilerin ellerini her şeyden çekmelerini hukuki şartlar dahilinde sadece görevlerini yapmalarını ve halkın iradesine,inançlarına saygılı olmalarını istiyoruz.Ayrıca hükümetin yasal düzenleme yaparak darbecilerin sivil mahkemelerde yargılanmasını talep ediyoruz.kamuoyuna saygı ile duyurulur.

 

Şefik AKDENİZ'in okuduğu basın açıklamasının tam metni

28 Şubat'ta yapılan post modern darbe, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri, zalimlerin, iktidarlarını sürdürmek için, zora ve sopaya başvurma geleneklerinin devamıdır. 28 Şubat darbesinin ruhu, aradan geçen 13 yıla rağmen hala etkisini sürdürmektedir. Eldiven, Yakamoz, Ayışığı, Kafes, Balyoz, Sarıkız darbe planları, ilhamlarını 28 Şubat darbesinden almaktadır. Bu tuzakların, ne kadar zalimce ve vahşice planlar olduklarını hepimiz artık biliyor ve görüyoruz.

Bu çeteler sürekli olarak egemen güçler tarafından himaye edilmişlerdir. İslami değerlere karşı yürütülen sinsi müdahaleler, kirli oyunlar bugün bile sistemli olarak devam etmektedir. Bunun en büyük örneği Balyoz darbe planındaki kalleşçe planlardır. Aslında Balyoz darbe planındaki korkunç senaryolar çok da şaşırtıcı ve yeni şeyler değil. 27 Mayıs'tan 12 Mart'a, 12 Eylül'den 28 Şubat'a ve  27 Nisan'a kadar tüm darbe süreçlerini, bizzat darbeciler hazırlamışlardır. Maraş katliamından, Danıştay saldırısına kadar her türlü karanlık eylem bu amaçla üretilmiştir

Balyoz planında da, darbe sürecini olgunlaştırmak için cuntacılar, Cuma namazı vaktinde Fatih ve Beyazıt camilerinde bombalı saldırılarla katliam yapmayı, kendi savaş uçağını düşürerek, Yunanistan ile ülkeyi savaşın eşiğine getirmeyi, 200 bin kişiyi gözaltına almayı planlamışlardır.   İlköğretim öğrencilerini bir müzede toplayıp katletmek gibi, vahşetin sınırlarını zorlayan eylemler, cuntacıların nasıl gözü dönmüş bir şekilde hareket ettiklerini ortaya koymaktadır.

Allah u Teala Bakara Suresi 114. ayetinde mealen şöyle buyurmaktadır. 'Allah'ın mescitlerinde O'nun isminin anılmasını engelleyen ve bunların yıkılmasına çaba harcayanlardan daha zalim kimdir? Onların (durumu), içlerine korkarak girmekten başkası değildir. Onlar için dünyada bir aşağılanma, ahirette de büyük bir azab vardır.' Camilere bomba koyarak, Olağan Üstü Hal ve Darbe yolunu açmayı planlayan bir gözü dönmüşlük içeren Balyoz darbe planlarıyla ilgili olarak, Genelkurmay'ın örtme tavrı kamuoyunu asla tatmin edemez.  Genelkurmay, "Allah Allah" Nidalarıyla Hakikati Örtemez. Çünkü bizler Allah dedikleri için, namaz kıldıkları için veya eşleri, anneleri başörtülü oldukları için binlerce subayın Yallah, Yallah denilerek ordudan atıldıklarını unutmadık.

 Yaşadığımız ülkenin tarihi ve TSK'nın geleneksel duruşu, bu planların kâğıt üstünde kalmadığını, birer oyun olmadığını, yeteri derecede gösterecek kadar darbelerle doludur.

İyi bilinmelidir ki, deşifre olmuş birkaç emekli paşanın yargılanmasıyla darbeci anlayış bitmeyecektir. Bunun için, öncelikle onu besleyen militarist zihniyetin ortadan kaldırılması gerekmektedir. 

Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ve TSK iç hizmet kanununun 35. maddesi ile MGK kaldırılmadıkça, vesayetçi rejim devam edecektir. Daha genelde ise darbecilerin hazırladığı bir anayasa yürürlükte olduğu müddetçe, militarist ideolojinin siyaset ve toplum üzerindeki etkisinin devam edeceği bir gerçektir.

Bizler halkımızı cuntacı anlayışa karşı tepkisiz kalmamaya çağırıyoruz. Halk ve hak düşmanlığı yapan cuntacıların cezalandırılmasını, militarist vesayeti besleyen uygulama ve anlayışın ortadan kaldırılmasını ve darbecilerin Sivil Yargıda Yargılanmalarını talep ediyoruz.

Bizler, darbe bağımlısı bir sistemde, darbe planları ile yaşamak istemiyoruz. İnsanlık onuruna aykırı, halkın iradesinin hilafına, hukuksuz, zalimce dayatmalardan kurtulmanın yolu, darbeci geleneğin tüm kurumlarıyla ve işleyişiyle tasfiyesinden geçtiğini biliyoruz.

Karanlığa karşı AYDINLIĞIN, zalime karşı MAZLUMUN, haksızlığa karşı ADALETİN, batıla karşı HAKKIN, zorbalıklara karşı HUKUKUN ve darbelerle halka savaş açanlara karşı, halkın yanında olduğumuzu göstermek için bir aradayız. Kimse unutmamalıdır ki, tarihte kendi halkına, onun değerlerine ve iradesine savaş açıp ta,  galip gelmiş hiçbir güç, hiçbir ordu yoktur. 

Hangi düşüncenin mensupları olursak olalım, kendi ülkemizde özgürce ve insanca yaşamak her birimizin en temel hakkıdır.  Hiç kimse ve hiçbir kurum üzerimizde efendi değildir. Birileri ülkenin asıl sahipleri ve bizlerin efendileri gibi davranmasına asla müsaade etmemeliyiz.

Bütün dünya darbecilerin ve zalimlerin yanında olsa bile, biz mazlumların yanında olmaya, gerçekleri haykırmaya ve zulme dur demeye devam edeceğiz. Adaletten, haktan ve hukuktan yana taraf olmaktan asla vazgeçmeyeceğiz.    

Basın açıklamamıza şu sözle son veriyoruz,  Özgürlük ve Adalet için kafesleri ve Balyozları kıralım.

DİĞER HABERLER