20.04.2010 13:49
Bağcılar’da “Tüketim Kültürü ve Denge” Semineri
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der Bağcılar Temsilciliği 17 Nisan 2010 tarihinde temsilcilik binasında gerçekleştirdiği “Tüketim Kültürü ve Denge” konulu seminerle etkinliklerine bir halka daha ekledi.

Seminerin oturum başkanlığını Veysi Selimoğlu gerçekleştirirken konuşmacılar Kehriban Elki ve Mehmet Kılıçarslan idi. Oturum başkanı Veysi Selimoğlu açış konuşmasına Hümeze Suresinin mealini vererek başladı. Selimoğlu 7 milyar insanın yaşadığı dünyamızda enerji kaynaklarının yüzde seksenini dünya nüfusunun yüzde yirmisinin elinde tuttuğunu ve zenginlerle fakirler arasındaki tüketimin 25 kat olduğunu vurguladı. Selimoğlu, tüketim çılgınlığının arttığı ve değerlerin alt üst olduğu bir dünyada yaşadığımızı söyleyerek sözü ilk konuşmacı Kehriban Elki'ye bıraktı.

 

Elki, konuşmasına kültür ve tüketim kavramlarının tanımlarını vererek başladı. Elki kültür kavramının insan toplumunun biyolojik olarak değil de sosyal olarak kuşaktan kuşağa aktardığı maddi ve maddi olmayan ürünler bütününün sembolik ve öğrenilmiş ürünler ya da özellikler toplamı anlamına geldiğini söyledi. Elki ayrıca Alman filozofu Herder'in kültür kavramına getirdiği anlamdan da bahsetti. Herder'e göre kültür bir ulusun, bir halkın ya da topluluğun yaşam tarzıdır. Tüketim ise genel olarak kaynakların kullanılması anlamına gelmektedir.

 

Elki, insanın biyolojik bir varlık olarak yemek, içmek, barınmak, giyinmek vb. ihtiyaçları olduğunu ancak bu ihtiyaçları giderirken vahşi rekabete dayalı bir tüketimi değil adil paylaşıma dayanan tüketimi tercih etmesi gerektiğini ifade etti. Elki konuşmasının bundan sonraki bölümünde tüketim toplumunun genel özelliklerini 5 maddede toplayarak anlattı:

 

1-Tüketim toplumunun öğeleri tüketim amacıyla tatillerde ve boş zamanlarda daha çok para harcamak durumundadırlar.

 

2 -İnsanlar kimliklerini ürettikleri şeylerden ve işlerden çok boş zamanlardaki faaliyetleriyle, tüketici etkinliklerinden kazanmaktadırlar.

 

3-Tüketim faaliyetleri bir yaşam geliştirme, belli mal ve ürünleri satın alma, belli markaların müşterisi olma, toplumsal konumun belirleyicileri olmuştur.

 

4-Tüketim toplumlarında, tüketiciler üreticiler sayesinde güç ve otorite kazanırlar, tüketicinin tüketim faaliyeti, siyasi hak ve ödevlerin yerini alır.

 

5-İnsanların artık boş zamanlarını alışveriş merkezlerinde alışveriş yaparak geçirdikleri gözlemlenir.

 

Elki, batılı modern toplumun 15. yüzyıldan bu yana Avrupa'da oluşturulan akılcı, bilimci ve ilerlemeci bir epistemolojik temele dayandığını ve bu toplumun din temelli veya metafizik temelli bir eksenden insan temelli bir dünya görüşüne evrilerek kurulduğunu söyledi. Elki sanayi kapitalizminin de batının bu epistemolojik dönemi içinde üretildiği için bireyi ve gücü önceleyen seküler bir temel üzerine inşa edildiğini ve ayrıca ilerlemecilik doktrininin teknolojik ve ekonomik ilerlemeyi hayatı anlamlandıran bir hedef haline getirdiğini anlattı. Elki dolayısıyla sanayi kapitalizmi için ilerlemenin sürekli tüketmekten geçtiğini vurguladı.

 

Kehriban Elki, Müslümanların bu tüketim kültürüne karşı tavır alırken neler yapmaları gerektiği hususunda ise şu görüşleri dile getirdi: Müslümanlar tüketim kültürünün içinde olmamak için öncelikle takva elbisesini giymelidirler, her şeyde olması gerektiği gibi dengeyi gözetmelidirler ve vasat bir ümmet olmak için çaba harcamalıdırlar. Bu da ancak vahyi ölçülerle etrafımızda olup biteni okumaya çalışmaktan geçmektedir. Elki ayrıca giyim tarzından boş zamanları değerlendirme biçimine, dekor tarzından orta ve üst sınıfa özgü statü arayışına kadar hayat yolumuzu belirleyen isteklerin kulluk eksenli arzu ve özlemlere göre belirlenmesi gerektiğini söyledi.

 

 

İkinci konuşmacı Mehmet Kılıçarslan bütün beşeri zaaflarımızın ebediyet tutkusundan neşet ettiğini belirterek konuşmasına başladı. Kılıçarslan insan olarak en zayıf noktamızın sonsuza dek yaşama tutkusu olduğunu, tüketiminde bu ebedileşme tutkusundan beslendiğini söyledi. Bu arzunun sonsuzluk yurdu cenneti elde etmek için yapılan salih amellerin bir alt yapısı olduğunu belirten Kılıçarslan, böylesi bir tercihin ebediyet duygusunu sağlıklı bir şekilde yerine getirmek olduğunu ancak bunun tersinin sınırsızca ve ölçüsüzce mal yığarak insanlar arasında zulme yol açmak olduğunu ve bunun sonucunun da cehenneme düşmeye yol açacak bir durum ortaya çıkardığını ifade etti.

 

Kılıçarslan sınırsızca tüketmenin insanı köleleştireceğini ve Allaha kulluktan uzaklaştıracağını belirterek vasatı temsil eden Kur'ani ölçünün ifsat etmeden imar etmek olduğunu söyledi. Emanet anlayışıyla Allahın mülkünden servet elde etmenin mubah olduğunu ancak biriktirip üzerine konmanın haram olduğunu belirten Kılıçarslan, bundan kaçınmak içinde Allah'ın arzından kazandıklarımızdan bol bol infak etmemiz gerektiğini vurguladı. Kılıçarslan ayrıca ihtiyaç sahibi iken bile infak edilmesi gerektiğini ifade ederek nefsimizin doymayan tüketme arzusuna dur dememiz gerektiğini belirtti.

 

Kılıçarslan, konuşmasının bu bölümünde müminlerin kapitalist büyüme şekline göre dünyaya çekidüzen vermek isteyen sınırsız tüketim dininin müntesipleri gibi olamayacaklarını ancak Kuran ile ahlaklanan müminlerin dünya ve içinde bizim için yaratılmış ve bize boyun eğdirilmiş olanla iletişim şekillerinin emanet bilinci şeklinde olması gerektiğini söyledi.

Kılıçarslan imar ve ıslahın Yüce Allah tarafından bize emanet edilen öz benliğimizi ve çevremizi koruyup gözetmek anlamına geldiğini ifsadın ise fıtrattan gelen temiz değerleri bozarak aslına yabancılaştırmak olduğunu dillendirdi. Kılıçarslan, sınırsız tüketim ahlakının ifsadı beslediğini ve her şeye ilahi bir emanet gözü ile bakan Kurani anlayışın ise imar ve islahı öne çıkardığını belirtti.

 

Mehmet Kılıçarslan tüketimin huzursuz insanı suni bir şekilde yatıştırdığını çünkü ölümsüzlüğü çağrıştırdığını, yatıştırdığını çünkü ölümü unutturduğunu dile getirdi.

 

Kılıçarslan konuşmasının son bölümünde hem kazanırken hem de harcarken ilahi hükümlere uygun hareket edilmesi gerektiğini belirterek bu şekilde yapılan davranışın insanın yeryüzündeki halifeliğine uygun düşeceğini ifade etti.

 

Seminer, dinleyicilerin katkılarıyla sona erdi.

 

Murat Yürükoğulları / Haksöz-Haber

 

DİĞER HABERLER