17.01.2011 16:06
“Cumhuriyetin Kuruluşunda Gayrimüslimler Sindirildi”
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Türkiye Cumhuriyeti öncesi ve sonrası gayrimüslimlerin yaşadıkları sorunlar Bağcılar Özgür-Der’de Kenan Alpay’ın konuşmacı olduğu seminerde işlendi.

19. yüzyılda ve özellikle 20. yüzyılda yaşanan siyasi ve sosyal gelişmeler, savaşlar imparatorlukların dağılışı ve yerlerine ulus-devletlerin kurulması yeryüzü ölçeğinde milyonlarca insanın hayatını derinden etkiledi. Birçokları hayatlarından olurken, birçokları da doğup büyüdüğü yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kaldılar ya da bulundukları yerlerde büyük sıkıntılar yaşadılar. İmparatorluklar içlerinde çeşitli ve çok sayıda dini ve etnik unsur barındırmaktaydı. İmparatorluklar dağılma süreçlerinde ve dağıldıktan sonra yerlerine kurulan ulus devletler kurulma aşamalarında ve daha ileri evrelerde içlerinde kalan diğer etnik ve dini unsurları düşman olarak gördüler ve onlara tehcir, öldürme, dil dayatması, dini haklarını engelleme gibi çeşitli zulümler uyguladılar. Osmanlı'nın son dönemindeki İTC ve Cumhuriyet dönemindeki Kemalist kadrolarda yüzlerce ve binlerce yıl bu bölgelerde yaşayan Rumlara, Yahudilere, Ermenilere ve diğer gayrimüslimlere bu politikaları uyguladılar. Daha sonraki dönemlerde 1923-1924 yılında Türk-Yunan nüfus mübadelesi, 1934 Trakya Yahudi olayları, 1941 Amele Taburları, 1942 Varlık Vergisi ve 6-7 Eylül 1955 yılında gayrimüslimlere karşı yapılan yağma ve talan olayları gayrimüslimlerin yaşadıkları acılardır. Uzun yıllar sonra ise ulusalcıların din elden gidiyor bahanesiyle Hıristiyanların faaliyetlerini engelleme çabaları ve Hrant Dink ve Rahip Santoro cinayetleri ve Zirve Yayınevi katliamı gayrimüslimlere karşı yapılanların yeni bir versiyonudur.

Özgür-Der Bağcılar Temsilciliği yakın tarihin bu dikkate değer konusunu 15 Ocak Cumartesi gecesi Kenan Alpay'ın konuşmacılığını yaptığı seminerde işledi.

Kenan Alpay, "Cumhuriyet dönemini anlamak için Cumhuriyetten önceki dönemi, İttihat Terakki Cemiyetini anlamak oldukça önemlidir." diyerek başladığı konuşmasında Osmanlı Devletinin zayıfladığı dönemde Fransa, İngiltere ve Rusya gibi devletler gayrimüslim tebaayı Osmanlı'ya karşı siyasi ve diplomatik bir baskı aracı olarak kullandıklarını belirtti. Alpay, şunları söyledi:

"Gerek İTC kadroları gerekse Kemalist kadrolar İngiltere, Fransa, Rusya'nın egemenlik iddia ettiği bölgelerden alabildiğince uzak durmuş, bu devletlerin siyasi dayanak bulabileceği nüfustan arındırılmış, 5. kol faaliyeti yürütme ihtimali olmayan coğrafyaya odaklanmışlardır. İmparatorluklar dağılma sürecinde tehcir politikaları uygulamışlardır. Rusya Kafkasya bölgesini Çerkez, Abaza ve Gürcü unsurlardan, Avusturya-Macaristan ise Balkanlardan Arnavut, Boşnak, Pomak ve Makedon unsurlardan arındırmış, İttihat Terakki ise Ermenilere karşı tehcir uygulamıştır. Rusya ve Avusturya-Macaristan bölgeyi İslamsızlaştırma politikası ile kendi iç güvenliğini sağlama alma yoluna giderken, İTC ve Kemalistler de bulundukları yerleri etnik ve dini azınlıklardan arındırarak iç güvenliği ve istikrarı sağlama yoluna gittiler.

Tehcir politikası askeri olduğu kadar siyasi ve iktisadi, ekonomik hedefler gütmüştür. Gelişmişlik düzeyi Avrupa'ya oranla zayıf olsa da sanayi imalat sektörü, ticaret özellikle ithalat ve bankacılık tefecilik işleri, liman demiryolu işletmeciliği, gazetecilik, matbaacılık daha çok gayrimüslim tebaanın elinde hatta tekelindeydi. İTC kadroları sermayenin Türkleştirilmesi adına İzmir başta olmak üzere Ege bölgesinde gayrimüslim azınlığa karşı çetecilik faaliyetleri yaparak bu insanları öldürmüş, sindirmiş ve mülklerine el koymuştur.

Son olarak toplanan Meclisi Mebusan'daki gayrimüslim mebus oranı meclisin yarısını oluştururken Ankara'da toplanan ilk Büyük Millet Meclisine hiçbir gayrimüslim vekil çağırılmamıştır. 1924-1930 yılları 'Vatandaş Türkçe konuş!' kampanyası haricinde sakin geçmiştir. Bu kampanya ile Yahudi ve Ermeniler hedef alınmıştır.

İngiltere'nin Kıbrıs'ta ortaya çıkan sosyalist gelişmelere karşı bir kalkan olarak oradaki Türkleri öne çıkarması Türkiye'nin orayla ilgilemesine yol açmıştır ve Kıbrıs üzerinden bir yeni Türkçülük dalgası oluşturulmuştur. Rumlara karşı geliştirilen bu politikalar sonucu, Rumlara karşı bir nefret oluşturulmuş ve Atatürk'ün Selanik'teki evine Türk istihbaratı tarafından bir saldırı gerçekleştirilmiş ve bunun Rumlar tarafından yapıldığı söylenmiştir. İstanbul Ekspres gazetesi yaklaşık 300.000 adet bastırılarak dağıtılmış ve Türkiye'nin çeşitli yerlerinden insanlar getirilmiş ve sonucunda 6-7 Eylül olayları patlak vermiştir. Bu olaylarda Ermenilerin, Rumların, Yahudilerin malları mülkleri yağmalanmış, talan edilmiş ve birçoğu Türkiye'yi terk etmiştir."

Kenan Alpay'ın konuşması, dinleyicilerin soru ve katkılarının ardından sona erdi.

Murat Yürükoğulları / Haksöz-Haber

DİĞER HABERLER