Ereğli'de Suriye Halkına Destek Eylemi Yapıldı

Ereğli'de Suriye Halkına Destek Eylemi Yapıldı

Ereğli’de Suriye intifadasının 4. Yılı için Ereğli Özgür-Der Temsilciliği basın açıklaması yaptı.

Kdz. Ereğli Kaymakamlığı karşısındaki park alanında gerçekleşen açıklamanın sunuculuğunuBilal Yıldızhan gerçekleştirdi.

Ereğli’den Suriyeli kardeşlerimizin direnişinin selamlandığı konuşmada, Suriye’deki yetimlere, muhtaçlara daha önce  ulaştırılan yardımlara, hiç kesilmemek üzere devam edilerek duyarlılığın artırılması çağrısı yapıldı. Daha sonra Basın açıklaması Zeynep Yıldızhan tarafından okundu.  Suriye’de 3 yıldır sistematik olarak gerçekleştirilen katliamlara sessiz kalanların kınandığı, Müslümanların büyük bir imtihanı olan intifadaya destek olmanın Rabbimizin ayetlerine sahidlik etmek anlamına geldiği belirtilen açıklamada, son dönemlerde islami direnişe yönelik kirli ittifaklara dikkat çekildi. Müslümanların direnişe sahip çıkmasının Rabbimizin emri olduğu, sorumluluklarımızı ertelemeden her anımızın şahidliğinin yerine getirilmesi gerektiği ifade edildi.

Basın açıklaması sırasında “Ya Allah, Ya Allah, Menna Gayrek Ya Allah” , “Suriye’ye Özgürlük Direnişle Gelecek”, “Tevhid Adalet Özgürlük”, “İşkenceci Katiller Hesap Verecek”, “Müslüman Zillete Ortak Olamaz”, “Suriye’den Mısır’a Direnişe Bin Selam”, ”Müslüman Zulme Boyun Eğemez” sloganları atıldı.

Son olarak Davut Çevik tarafından başta Suriye olmak üzere, yeryüzündeki tüm kardeşlerimizin acılarının dinmesi, Hayatımızın Rabbimize adanan bir ömür bilinci ile nihayete ermesi, zalimlere karşı onurlu ve direngen, kardeşlerimize karşı da merhametli olmamız, ayaklarımızı hak üzere sabit kılacak, mücadelenin sonuna kadar dayanabileceğimiz derecede sabır vermesi için Rabbimize dua edildi.

altaitqpd8tknpe8wrgqg4fawk9hml3fsnd22dyh6escvj6_jpg.jpg

altakdwpky5dxvyqeidmomh0xytttzxdb8pxdtthajpuot0_jpg.jpg

wp_20140315_005.jpg

wp_20140315_006.jpg

wp_20140315_017.jpg

 

Basın Açıklaması:
 

SURİYE İNTİFADASI 4.YILINDA

Ortadoğu halkları 1.Dünya savaşı sonrasında emperyalist güçler tarafından işgal edildiler ve 2.Dünya savaşı sonrası şartlarında ise işbirlikçi karakteri ağır basan despotik iktidarlara terk edildiler. İster NATO bloğuna isterse Sovyetler Bloğuna dahil olmuş olsunlar İslam dünyasındaki despotik iktidarların en belirgin vasfı İslami hareketlerin bastırılmasıydı. Ortadoğu halkları on yıllar boyunca bu kukla yönetimlerin tutsağı oldular. Fakat; 2010 yılının Aralık ayına gelindiğinde, Tunus'ta çıkan kıvılcımla bu yönetimlere karşı bir kıyam başladı. Zulüm ve baskı altındaki halklar adalet ve özgürlük talepleriyle ayaklandılar ve bu ayaklanma kısa sürede tüm Ortadoğu'yu sardı.

Suriye'de ise 40 yıldır her türlü muhalefet bu tür bir yönetim tarafından ezildi ve yok edildi. Emperyalizme ve Siyonizme karşı “Direniş cephesi” sıfatı isnat edilen Baas cuntası her zaman Müslüman halka karşı konumlanmış ve savaşmıştı. Halkın üzerine tankların sürülmesi, zindanların İslami cemaat mensuplarıyla doldurulması yada kitlesel sürgünler rutin gelişmelerden sayılmıştı. 2011 yılının Mart ayında mazlum halk; rejime karşı biriken derin ve büyük öfkesinin neticesi olarak, intifada kıvılcımıyla ayaklandı. İntifada önce insani talepler ve barışçı gösterilerle ortaya çıkmıştı. Ancak bu altı aylık süreçte rejimin taleplere kayıtsız kalması ve şiddetle karşılık vermesi üzerine intifadanın seyri değişmiş ve silahlı direnişin zemini oluşmuştur. Suriye’de her türlü baskıya, katliama ve sınırı olmayan bir işkence şebekesine karşı, açlığa, yokluğa, tüm imkânsızlıklara rağmen fedakârca, destansı bir direniş sürdürülmektedir.

Bugün Suriye intifadasının 4.yılına girdik. Esed diktasının 36 aylık bilançosu resmi rakamlara gore 150 binden fazla ölü, onbinlerce kayıp, yüzbinlerce tutuklu ve milyonlarca muhacir. Suriye'deki bu durum o kadar sıradan bir hal aldı ki haber kanalları dahi 50-60 ölüyü rutin bir durum, istatistiki bir veri olarak değerlendiriyorlar. Ünlü bir şahsiyetin ölümü haftalarca medyanın gündeminden düşmezken Suriye’de ki katliamların çoğu haber bile olmuyor. Gezi vandallıkları sebebiyle ölen bir kişinin günlerce medyada gördüğü ilginin yüzde birini 3 yıldır sistematik şekilde katledilen on binlerce çocuk, kadın ve yaşlı kardeşlerimiz malesef görmüyor. Fırın önlerinde bir dilim ekmek için bekledikleri uzun kuyruklarda bombalanan çocuklarımızı, bacılarımızı, analarımızı unutmadık. Yerlerdeki kana bulanmış ekmekleri unutmadık, unutturmayacağız.

Şüphesiz ki Suriye halkı adalet ve özgürlük mücadelesinde yalnız bırakıldı. Zalim rejime karşı destansı direnişi sistematik bir tarzda hem içeride hem de dışarıda samimiyetsiz, tutarsız yaklaşımlarla gölgelenmeye ve kirletilmeye çalışıldı. Aradan üç yıl geçmesine rağmen bu aşağılık tezlerin hâlâ tedavülden tam olarak kaldırılmadığını ibretle izliyoruz. Batılı güçler adına yapılan sayısız açıklama ve izlenen politikalar açıkça Suriye halkının yaşadıklarının emperyalistlerin umurunda olmadığı gerçeğini ortaya çıkarmasına rağmen yalanlardan medet umanlar hâlâ Suriye’li Müslümanları Batı’ya, NATO’ya hizmet etmekle suçlama çirkinliğini terk etmiş değiller. Suriye halkını "zavallı piyonlar" ya da "işbirlikçi hainler" olarak niteleyenleri tövbe etmeye, dünyayı bu zulme karşı duyarlı olmaya ve zalim Baas rejimini bu zulme son vermeye davet ediyoruz.

Suriyeli kardeşlerimizin üç yıldır maruz kaldıkları korkunç zulümlere, yakın zamanda ortaya çıkan, 11 bin kardeşimize yapılan ağır işkenceleri belgeleyen 55 bin kare fotoğrafla  ıspatlanan insanlık suçlarına karşı bu kararlılıklarını sürdürmeleri, Allah’tan başkasına boyun eğmeyeceklerini haykırmaları, sadece Suriye halkının tarihi açısından değil, ümmetin geleceği açısından da büyük bir onur, paha biçilmez bir kazanım olmuştur. Şüphesiz en kısa zamanda Baas diktasının tümüyle çöküp, tarihin çöplüğüne atılması ve mazlum Suriye halkının yaşadığı acıların bir an önce son bulması dileğimizdir. Allah-u Teâlâ’ya Müslümanların Tevhid bayrağını Şam’da Esed firavununun sarayına çekecekleri günü yakın kılması ve kıyamı zaferle taçlandırması için yalvarıyoruz. Bununla beraber bir kere daha nihai sonuçtan öte Allah için kıyama kalkışmakla birlikte Suriye halkının mücadeleyi kazanmış olduğunun da altını çiziyoruz. 

Rabbimizden 4. Yılında kardeşlerimizin mücadelesini nihai zafere eriştirmesini, ayaklarını sabit kılmasını, bizleri de zulme ve zorluğa karşı İslami kardeşlik ve dayanışma ruhuyla bu haklı ve onurlu mücadeleye karşı sorumluluğunu ifa eden müminlerden kılmasını niyaz ediyoruz.

Bizler vahyi doğruları hayatımızın temel düsturu haline getirme çabası içinde olan müslümanlar olarak; “Allah’ım senden başka kimsemiz yok” diye haykıran Suriyeli kardeşlerimizi ne Baas diktatörlüğünün olmayan insafına, ne de emperyalist güçlerin keyfine terk edemeyiz! Biz Müslümanlar “Rabbimiz, bu zalim güruha karşı bize katından bir yardımcı gönder” diye yalvaran mazlum kardeşlerimize sahip çıkmak için elimizden geleni ortaya koymak ve Müminlerle dayanışma sorumluluğumuzu en güzel bir şekilde yerine getirmekle mükellefiz.

Bu çerçevede yaşadığımız coğrafyada, Suriyeli kardeşlerimizin en temel ihtiyaçlarını gidermek için bölgeye gönderilen yardım tırlarını engelleyen faili malum yapıya, dünyada  hesap vermekten kurtulsalar bile ahirette Rabbimize hesap vermekten kurtulamayacaklarını hatırlatıyoruz. Bununla birlikte işgalci İsrail devletinin son günlerde Gazze’ye yönelik saldırılarını da kınıyor, ümmet coğrafyamızda yaşanan bütün zulumlere ümmet ve kardeşlik bilinci ile karşı çıktığımızı ve ifşa etmeye, tel’in etmeye devam edeceğimizi belirtmek istiyoruz. Bu noktada “İsrail hava kuvvetleri, terör örgütlerine ait yedi hedefi vurdu” manşetiyle haber yapan ve kardeşlerimizi terörist, zalim ve işgalci İsrail’i masum gösteren Samanyolu yayın grubunu kınıyor, izzeti zalimlerin yanında değil, Allah’ın ve ümmetin safında aramaya davet ediyoruz.

Ayrıca Kemalist dikta özlemiyle yanıp tutuşan gezici zihniyetin, her fırsatta diriltmeye çalıştığı vesayet geleneğini kabul etmediğimizi, her daim inançlarımızın, değerlerimizin savunucusu olacağımızı belirtmek istiyoruz.

Biz Ereğli Özgür-Der Temsilciliği olarak şunu çok iyi biliyoruz ki, mü’minlerin velisi, kafirler, zalimler ve işkenceciler değil yalnızca Allah ve mü’minlerdir. Allah’ın dostluğunu istiyorsak, Suriyeli, Gazze’li, Mısır’lı, Arakan’lı, Doğu Türkistan’lı tüm mü’min kardeşlerimize sahip çıkmalı, kol kanat germeliyiz. Onların kıyamlarına sahip çıkmanın bizim ahiretimizin kurtuluşu için elzem olduğunu biliyor ve direnişlerine binlerce kez selam yolluyoruz.  

EREĞLİ ÖZGÜR-DER TEMSİLCİLİĞİ

Önceki ve Sonraki Haberler