18.03.2008 20:19
Diyarbakır’da STK’lardan ortak protesto
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Diyarbakır’da 21 sivil toplum kuruluşu bir araya gelerek AK Parti’nin kapatılma istemini protesto eden bir basın açıklaması yaptı.

Dağ Kapı Adliye Sarayı önünde saat 11.00'de başlayan protesto açıklaması, Mazlum-Der Bölge Koordinatörü Selahattin Çoban'ın yaptığı giriş konuşmasıyla başladı. Çoban, DTP'nin kapatılması istemiyle açılan davaya, Ak Parti hakkında açılan kapatılma davasıyla devam edilmek istenmesinin kaygı verici olduğunu dile getirdi. Burada bulunma gerekçelerinin herhangi bir partiyi destekleme olarak algılanmaması gerektiğine dikkat çekti. Artık hiç bir gerekçeyle partilerin kapatılmaması gerektiğini belirterek, Ak Parti'yi dik durmaya ve parti kapatmayı zorlaştıracak yasal düzenlemeleri yapmaya çağırdı.

Daha sonra STK'lar adına HUDER Diyarbakır Şube Başkanı Recep Kandemir aşağıdaki açıklamayı okudu

Emin Altun / Haksöz-Haber

Basın Açıklamasının Tam Metni:

HALK İDEOLOJİK DEVLETE KURBAN EDİLEMEZ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı14 Mart 2008 tarihi itibariyle Adalet ve Kalkınma Partisinin Kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesine dava açmış bulunmaktadır.       

Halen yürürlükte bulunan 1982 Anayasası döneminde, 18 siyasi parti kapatılmıştır. Bir diğer deyişle Türkiye siyasi yaşamı, siyasi partiler mezarlığına dönüştürülmüştür. Anlaşılan odur ki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı örgütlenme özgürlüğünü bitirmek için özel bir çaba içerisinde bulunmaktadır.

Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında kapatılma davasının açılması hak ve özgürlükler alanındaki gelişmeler; özellikle başörtüsü yasağının kısmen kaldırılmasına yönelik anayasa değişikliğinin yapıldığı ve yeni bir sivil anayasa çalışmasının olduğu bir döneme denk getirilmesi tesadüf olamaz. Zira  "başörtüsü konusundaki özgürlükçü tutumun ve manevi değerler konusundaki hassasiyetin "laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma" olarak tarif edilmesi laikliğin din düşmanlığı olarak algılanmasına sebep olmaktadır.

Ayrıca Ergenekon operasyonu ile de Türkiye'de rejimin şeffaflaştırılmasının önünün açılmasına büyük katkı sağlayacak olan gelişmelerin olduğu zamanda bu kapatma girişiminin olması düşündürücüdür. İdeolojik devlet yapılanmasının, 16 milyonluk seçmenin iradesine/halkın iradesine ipotek koymasının ve partiler üzerinden halkla hesaplaşmanın açık ifadesidir.

Parti kapatmanın yargısal bir gelenek haline geldiği, toplumun önemli çoğunluğunun desteğini alan partilerin dahi kapatma tehdidinden muaf olamadığı bir siyasal ve yargısal sistemde özgürlüklerden ve çoğulculuktan bahsedilemeyeceği açıktır. Demokratik Toplum Partisi'nin kapatılma davasının yanı sıra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Adalet ve Kalkınma Partisinin Kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesine dava açmış olması örgütlenme özgürlüğünün ihlalidir. Bu noktada Anayasa'da : "Siyasi partiler demokratik siyasi yaşamın vazgeçilmez unsurlarıdır" deniliyor olmasının da hiçbir anlamı kalmamıştır. Bu başvuru ile ortaya çıkan yüksek yargı organlarının hegemonyası ve diktatörlüğüne karşı çıkıyoruz. Çünkü bu açıkça yargıyı araçsallaştırılarak darbe girişiminde bulunmaktır.

Parti kapatmanın Anayasa'da belirlenmiş gerekçeleri, siyasi partileri, denetim altına alınması gereken tehdit unsurları olarak gören bir zihniyetin eseridir. Bu zihniyetin ifadesi olarak Anayasa'nın 68. ve 69. maddeleri, bütün siyasi partilere adeta ortak bir parti programını dayatmaktadır. 

Demokratik Toplum Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisinin kapatılması davalarıyla gelinen bu vasatta, çoğulcu bir toplumsal ve siyasal yapıyı güvence altına alan özgürlükçü bir anayasa reformu kaçınılmaz hale gelmiştir.Yargının siyasallaştığı, bir zihniyetin arka bahçesi gibi hareket ettiği tartışmasızdır. Yargı ideolojik devletin değil, hak ve özgürlüklerin koruyucusu olmalıdır. Yargının siyasallaşması, militanlaşması kabul edilemeyeceği gibi parti kapatmalar da kabul edilemez. Bu iddianame ile yargı, çoğulcu parlamenter rejim, halk iradesi, ülke ekonomisi ve dış politika ağır bir yara almıştır.

Ayrıca bölgemizde %90'a yakın seçmenin oyunu alan iki partinin kapatılması iddiası ile dava açılmış olması "bölgenin siyasal temsilinin engellenmesidir."

Biz aşağıda imzası bulunan Sivil Toplum Örgütleri

-Halk iradesini ortadan kaldırmaya yönelik, darbe hevesleri taşıyan tüm parti kapatma girişimlerini kınıyoruz. 

- Siyasi partiler Yasası ve diğer yasalarda geçen örgütlenme özgürlüğünü önündeki tüm engellerin bir an önce kaldırılmasını istiyoruz

-Hükümeti de muhatap olduğu parti kapatma tehdidini ve ihlalleri dikkate alarak rafa kaldırmış olduğu Anayasa reformunu gerçekleştirmek üzere siyasal sorumluluğunu ve parlamenter görevlerini aciliyetle yerine getirmeye davet ediyoruz.

HUDER, MAZLUMDER, ŞUURLU ÖĞRETMENLER DERNEĞİ, MÜSİAD, AY-DER, GÖNÜL KÖPRÜSÜ DERNEĞİ, MUSTAZAFDER, ÖZGÜR-DER, ISLAH HAREKETİ DERNEĞİ, MEMURSEN-KÜLTÜR MEMUR-SEN, BEM BİR-SEN, ENERJİ BİR-SEN, SAĞLIK BİR-SEN, TOÇ-BİR-SEN, BÜRO MEMUR-SEN, EĞİTİM BİR-SEN, BİRLİK HABER-SEN,  ULAŞTIRMA MEMURSEN, BAYINDIR MEMUR-SEN, DİYANET-SEN

DİĞER HABERLER