22.05.2016 01:26
“Partisel Mücadele ve İslamcılık”
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sakarya Özgür-Der Şubesince düzenlenen İslamcılık Sohbetlerinin sonuncusu Haksöz Dergisi Yazarı Hamza Türkmen’in sunduğu Partisel Mücadele ve İslamcılık konulu konferans ile sona erdi.

Sakarya Özgür-Der Şubesince 2015-2016 sezonu boyunca düzenlenen İslamcılık Sohbetlerinin sonuncusu Haksöz Dergisi Yazarı Hamza Türkmen'in sunduğu Partisel Mücadele ve İslamcılık konulu konferans ile sona erdi.

Partisel Mücadele ve İslamcılık konusunda yorum yapmak izahatta bulunmak için evvela durum tespiti yapmamız gerektiğini ve bu durum tespitine bakıldığında da iki ana aktörün bulunduğunu bunlardan birinin vesayeti iktidarı tensil eden Merkez ile merkezin baskıları ile muhatap olmuş sürekli olarak öteki olarak görülmüş inandığı değerleri yok sayılarak unutturulmak istenmiş Çevre olduğunu dile getirerek sohbetin perspektifini çizen Türkmen;

Bu toprakların yaklaşık bir-bir buçuk asırlık bir kuşatma altında olduğunu yeryüzünün hemen tüm yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin bu bölgede yani İslam coğrafyasında olduğunu bunun Batılı paradigmanın iştahını kabarttığını ve meydana gelen hadiselerin tamamının bu kökenden hareketle cereyan ettiğini vurguladı.

Hamza Türkmen bundan sonra özetle;

Müslümanlar ellerindeki en aziz nimet olan vahiy/ölçü nimetini yitirdiklerinde güçsüz kaldılar ellerinde avuçlarında ne varsa kaybettiler kendilerine karşı duran bu merkezin adamlarına karşı koyma merkeze karşı direnme güç ve kabiliyetleri ellerinden kayıp gitti.

Bizim belli düşünce ve hareket damarlarımız vardı. Bizim bunlarla olan bağımızı koparttılar. Neydi bunlar veya kimlerdi. Mesela Sıratı Müstakim ve Sebilürreşad dergileri ve bu dergilerin müellifleri Mehmet Akif Babanzade İskilipli Said Halim Paşa Said Nursi ilk dönemi gibi. Bunların öncesinde de malumunuz olduğu üzere Urvetül Vüska hareketi.

Fakat 1923 Mart aylarında birinci Meclisin muhalefet lideri Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey'in katlinden sonra diğer tüm kanaat önderleri katledildi veya sürüldü ya da içine kapanmak zorunda kaldı.

Ta ki tekrardan 60'lı yılların ortalarından itibaren birkaç kişinin çabası sonucu ortaya çıkan tercüme eserlerin ülkeye girmesiyle düşünsel anlamda cahiliyeden müthiş bir kopuş süreci başladı ve yaşandı.

Bugün de olan biten belki de bundan ibarettir. Günümüzde İslami hareket İslamcı düşünce ya da İslamlaşmak fikri eskisinden çok daha ileridedir ve bilgi ve birikim açısından en ileri seviyeye ulaşmıştır. Yapılması gereken bağımsız İslami kimliğin korunarak kalıcı işlere imza atmaktır. Bugün bu dernekler vasıtasıyla olur dün dergicilik veya kitapevleri vasıtasıyla oluyordu. Yarın da yine Müslümanlar kendi formlarını geliştirecekler ve zaman ve zemine en uygun bir sistem içi aracı yürürlüğe sokacaklardır.

DİĞER HABERLER