23.10.2016 16:14
Darbe Geleneğinin Yeni Halkası 15 Temmuz
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der Bingöl Şubesi’nin düzenlemiş olduğu “Şahitliğimiz ve Sorumluluklarımız” üst başlıklı seminerler dizisinin ilkinde Hamza TÜRKMEN’in sunduğu “Darbe Geleneğinin Yeni Halkası 15 Temmuz” konusu işlendi.

Açılış konuşmasını yapan Özgür-Der Bingöl Şubesi başkanı Yusuf BOĞATEKİN, 15 Temmuz ruhunu ve bizlerin bu bağlamdaki sorumluluklarımızı kısaca hatırlatmasının akabinde sunumunu yapması üzere Hamza Türkmen'i davet etti.

Türkiye'de yaşanan 60 darbesi, 70 muhtırası, 12 Eylül darbesi, 28 Şubat post modern darbesi ile ilgili kısaca dinleyicileri bilgilendirmekle sunumuna başlayan Türkmen, bahsi geçen darbelerin fikirsel zeminlerini oluşturan Kemalist ve Laik zihniyete değindi. Türkiye'de darbe geleneğinin temellerinin Kemalizm'e dayandığını, Kemalist ve Laik ideolojinin Türkiye'deki darbeleri oluşturan zihniyet olduğunu vurguladı. Bu bağlamda Türkiye'de yapılan en büyük kumpasın 15 Temmuz değil Lozan anlaşması olduğunu ve en tehlikeli yapının Kemalist zihniyet olduğunu belirtti.

Sunumuna, 15 Temmuz direnişinin ruhuna değinerek devan eden Türkmen, 15 Temmuz gecesi sokağa çıkan üç grubun varlığından bahsetti. Birinci grubun, darbe emarelerini görerek sokağa çıkan Müslüman vatandaşlardan oluştuğunu, ikinci grubun vatan, bayrak uğruna meydanlara indiğini, üçüncü grubun ise Recep Tayip Erdoğan'ın çağrısından sonra meydanları doldurduğunu söyledi. Akabinde direnişte kullanılan bazı kavram ve sembollerin(bayrak, vatan, ordu vs.) epistemolojik tahlillerini dinleyicilerle paylaşan Türkmen, zihinleri karıştıran sorular üzerinde durdu ve sunumuna şunları belirterek devam etti:

"Yeni bir darbe girişimi olabilir mi?" sorusu üzerinde çok duruluyor. Bunlar olabilecek şeyler. Bilemeyiz darbe olup olamayacağını. Fakat şu nokta elzem bizler için. Günümüzde olan kıyımların birçoğu Usul-i Din algısındaki yanlışlıktan kaynaklanıyor. Bunun bir örnekliğidir FETÖ yapılanması. Bizler Usul-i Din algımızı tam manasıyla oturtur ve bunu topluma yayarsak yeni bir darbe girişimden korkmamıza gerek kalmaz. Asıl düşünmemiz gereken nokta budur."

Son olarak darbe girişimden sonra yaşanan mağduriyetlere kısaca değinen Türkmen, sunumunu şu sözlerle tamamladı: "Biz Müslümanlar olarak bu konuda adaleti gözetmeliyiz. Eğer mağduriyet varsa bunlara karşı tavır almamız gerekir. Fakat mağduriyet edebiyatıyla su üstüne çıkmaya çalışan bir yapı var karşımızda. Bu yapı yıllardır toplumsal adaleti alt-üst etmiş ve birçok kişinin hakkına girmiştir. Bir mağduriyet yığını var önümüzde. Biz Müslümanlar olarak şu üç şeyi gözetmeliyiz: 1-) Bu vatandaşları yargılayan kanun bizlerin istediği şer-i kanun değildir. Bunu hatırda tutmak gerekir. 2-) İnsanların tövbe etme, yanlıştan dönme hakları vardır. Eğer fiili suç işlememişlerse bu vatandaşlara öz savunmalarını vermeleri şartıyla kapı aralanması gerekir. 3-) 17/25 Aralık olaylarından sonra Gülen cemaatinden ayrılmak isteyen vatandaşlar vardı. FETÖ mensupları, bu vatandaşları Fetöcü diye ihbar edip bu şekilde cezalandırmak istediler. Bunları ayıklayıp adaleti gözetecek kararlar vermek gerekir."

Program, soru- cevap falından sonra sona erdi.

bingol-20161022-01.jpgbingol-20161022-02.jpgbingol-20161022-03.jpg

DİĞER HABERLER