10.12.2016 17:12
"Halep Kıyamı ve Hendek Siyaseti"
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sivas Özgür-Der'de yapılan gündem değerlendirmesinde "Halep Kıyamı ve Hendek Siyaseti" konuşuldu.

Süleyman Ceran, dernek binasında "Halep Kıyamı ve Hendek Siyaseti" konularını ele aldı.

Süleyman Ceran özetle şunları söyledi:

Kıymetli arkadaşlar, Halep bugün en çok konuşulan ve gündemde olması gereken bir konudur. Şimdi  bölgede olayları yakından takip eden Yenişafak muhabiri Yılmaz Bilgen'e telefondan canlı bağlanacağım . Telefonda yaklaşık 30 dk konuşan Bilgen şunları anlattı:

Müslümanların kıyamı/direnişi adına medya bilgi kirliliği yapmaktadır.Söylendiği gibi mücahitler özellikle son birkaç gündür kötü bir durumda değiller.Hamd olsun direnmeye devam ediyorlar.Ellerindeki güçle orantısız bir şekilde hem de.Ama insani yardım ve Haleplilerin günlük ihtiyaçları adına malesef bir soykırım yaşanıyor diyebilirim.Hastane yok,yardım çalışmaları içeriye zor giriyor.

Yaklaşık beş milyona sahip olan Halep'te şu an bir milyon insan kalmıştır.

Son iki gündür gündemde olan ateşkes de tamamen yalan ve bir algı operasyonudur.Bugün bile 50'ye yakın müslüman katledildi.Bölgede İran'ın gece gündüz çalıştığını söyleyebilirim.İşini o kadar zalim ve haince yapıyor ki hatta  Halep'te boşalan yerlerin tapularını yok ediyor ve ileride geri gelecek Haleplilerin kaydını silmek istiyor.

Bütün bunlara rağmen müslümanlar direniyor.Haleplilerin bir kulağı ve gözü de Türkiye'de.Özellikle El-Bab operasyonu çok önemli.Birkaç güne El-Bab düşecek ve Haleple bağlantı kurulmasina az kalmış olacak.İşte burada zalim Esed rejimi,İran ve Hizbullah,El-Bab ile Halep arasındaki bağlantıya ağırlık vermektedir ki aradaki çizgi daha da kalınlaşsın. Böylelikle Türkiye'nin Halep'e bağlantısı olmasın.Yılmaz Bilgen,bu değerli bilgileri vererek konuşmasını bitirdi.

Ceran,son 4-5 yıldır özgürlüğün Suriyeliler için ne kadar önemli olduğunu gözlemledik.Bu savaş belki Suriye'de bombalanmayan bir sokak bırakmadı ama Suriye halkı için özgürlüğün ne olduğunu anlattı.Bütün Suriye halkı artık şehadet için elinden geleni ardına koymuyor.II.Dünya Savaşı'nda Stalingrad Ruslar için neyse Halep de bugün Suriyeliler için aynı konumdadır.Yani bizim için de aynı konumdadır/olmalıdır.

Ne olursa olsun biz,oradaki kardeşlerimizin yanında olmalıyız yani tarihin doğru tarafında saf tutmakla mükellefiz.Sivas olarak,Türkiye ve ümmet olarak kardeşlerimizi o hain ve zalimlere bırakmamalıyız.Halep'in sesini dünyaya duyurmak için yola çıkacak IHH konvoyuna da dernek olarak birkaç arabayla katılacağız inşallah!

Halep ve Suriye genelinde savaşan sadece Rusya ve rejimmiş algısı da tamamen yanıltıcıdır. Sanki İran ve Hizbullah yokmuş katil Haş'bi Şabi hiçbir şey yapmıyormuş gibi gösteriliyor. Bölgede taşeron PYD ve Hizbullah müslüman avında yarışıyor adeta.İran ne konumda derseniz.Malum artık taşeron değil bizzat emperyalisterin başını çekmektedir.Şii/Safevi politikaları için yapmadığı zalimlik kalmamıştır.

Süleyman Ceran,sunumunun ikinci bölümünde HDP/PKK'nın Hendek Siyaseti'den bugüne kadar gelen olaylardan  bahsetti.HDP'li milletvekili ve belediye  eş başkanlarının tutuklanmasına bakarsak; Çözüm Süreci'nde Hdp bölgede çok güçlendi ve halkın büyük çoğunluğu tarafından benimsendi veya sempati duyuldu.Lakin PKK kendisinden daha güçlü veya sözü geçen hiçbir parti ve STK istemez.PKK bu tür yapılara bir çerçeve çizer bunlar da bu çizgide olmak zorundadırlar.İsterse bu Hdp olsun.Bu doğrultuda Hendek Siyasetine soyundu ve bölgede şehir savaşları başlatarak şiddeti iyice tırmandırdı. Bütün bunlar olup biterken Kürt halkı bunu hiç benimsemedi yani şiddeti istemedi.

15 Temmuz süreci ve sonrasında da halkın  HDP/PKK'ya bakışı giderek olumsuz bakış açısı kazandı.Çünkü halk Çözüm Süreci'yle başlayan özgürlük ortamının havasını solumuş ve artık 90'lı yıllara dönmek istemiyor.Bu süreci iyi kullanan HDP ve PKK ,Kürt halkını milliyetçi/ırkçı bir havaya çekmişti.Lakin sonraki Hendek Siyasetinde halk şok oldu ve desteğini çekti veya HDP ve PKK'nın onca çağrısına rağmen sokağa dökülmedi çünkü 6-8 Ekimde yapılanlardan ders çıkarmayı bildi ve sağduyulu davrandı.

Kürt halkının bütün bu olaylardan devletçi olduğunu söyleyemeyiz sadece süreci takip etmektedir.PKK'nın çizgisini kabul etmiyor.Devlet/hükümetin ne yaptığını ve yapacağını da izlemektedir.

Operasyonlar yapılırken bazı paralel bağlantılı özel harekatçı polis ve askerler milliyetçi/ırkçı söz ve sloganlar yazdılar sokaklara,evlerin duvarlarına.Hatta yatak odasına girip rujlarla aynalara yazılar yazanlara da şahit olduk.Bunu yapanlar hakkında soruşturmalar açıldı,görevden alınanlar da oldu.Başka yanlış şeyler de yapıldı.Bütün bunları izleyen Kürt halkı yine sagduyulu davranmıştır.Ama nereye kadar onu devletin yapacakları belirleyecek.

Son olarak şunu da belirtelim bölgede Ak partinin belediye başkanları ve teşkilatı yok malesef. Çoğu dünyevi birtakım şeylerin (makam,mevki) peşindedirler. Olan biteni anlayamayıp basiretsiz davranmaktadirlar. Bu konuda merkezden bunlara yönelik bir şeylerin yapılmasını istiyoruz.

Süleyman Ceran'ın sunumu soru cevaplarla ve Halep'ten Arakan'a kadar yapılan zulumlerin son bulması duasıyla tamamlandı.

DİĞER HABERLER