26.02.2017 19:41
Eynesil’de “Kurucu Türkçü Kimliğin Tanımları” Konuşuldu
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Eynesil Özgür-Der, bu ayki Yakın Tarih Seminerleri’ne Hamza Türkmen’in anlattığı “Cumhuriyet’in Kurucu Kimliği: Türkçülük” konusuyla devam etti.

Hamza Türkmen, konuya Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Tek Millet" vurgusunu, Türkiye Cumhuriyeti'nin banisi kabul edilen Atatürk'ün "Ümmetten bir millet yarattık" mottosuyla karşılaştırarak girdi. Söz konusu olan iki kişinin kullandığı "millet" kavramının aynı anlama gelmediğini açıkladı. Millet ve nation/ulus kavramları üzerinde durdu ve Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde bu konuda yapılan tartışmaların basına yansıyan bilgilerini aktardı.

Türkmen, ümmet yapısı üzerinde şeriat ve saltanat eğilimleriyle örgütlenen Osmanlı Devlet yapısı iç zaafları ve sömürgeci kuşatma sonucu dağılırken, yeni bir Türk ulusunun inşası meselesinin bir tarz-ı siyaset olarak gündeme geldiğini ve bu uluslaşma sürecini de en fazla Avrupalı devletlerin teşvik ettiğini söyledi.  Küçük Asya denilen bugün üzerinde yaşadığımız coğrafya üzerinde Anasır-ı İslam denilen 30'u aşkın Müslüman kavim yaşadığını belirten Türkmen, Lozan Antlaşması ile önü açılan kurucu-batıcı iradenin Türkçe üzerinden sadece Oğuz-Türkmen kavmine dayanan bir Türk Ulusu,  galat-ı meşhur ifadeyle Türk Milleti inşa etmeye başladığını anlattı. Türk Milleti'nin Türklüğü meselesinin ise Müslümanların ve Osmanlıların eski tarih kitaplarından değil, Sömürgeci devletlerin Avrupa'da kurdurdukları Türkoloji enstitülerinin çalışmalarından iktibas edildiğini belirtti.

Şarkiyatçı oryantalistlerin bu enstitülerinde Türklük sıfat olmaktan çıkartılıp üretilmiş bir isim haline getirildiğini ifade eden Türkmen, gündemleştirilen ilk Türkçülüğün ise beş bin yıllık Orta Asya kökenli ve bozkurt sembollü sarı ırka dayanan bir ulusçuluk hareketi oluşturduğunu anlattı.

Ancak 1928'lerden sonra Avrupalılarla bir bağ kurabilmek için Atatürk, Türk Milleti ontolojisini, oluşturdukları "Türk Tarih Tezi" ile değiştirdiğini anlatan Türkmen, yeni Türk tanımının Hitit ve Sümerlere dayanan yedi bin yıllık ve totemi Eti Güneşi olan ontolojik bir varlığa dönüştürüldüğünü belirtti.

1925'te yayınlanan "Şark Islah Planı" ile ana dilleri yasaklanan diğer Müslüman kavimlerin mağduriyetleri yanında, dayatılan iki Türk kimliği de İslam'dan kopuk pağan kutsallarla abartılmaya başlanınca, Hüseyin Avni ve Yahya Kemal çizgisi de bu sefer Anadolu kökenli bin yıllık bir Türk Milleti tanımı yapmaya başlamışlardı. Pagan Türkçülüğe karşı İslam ile ve Anadolu toprakları ile irtibatlı bu yeni Türkçü akımın teorisinin ise en kapsamlı şekilde Nurettin Topçu ve Hareket Dergisi tarafından yapıldığını anlatan Hamza Türkmen, "Bin yıllık tarih" edebiyatının da pagan Türkçülüğü aşmak için bir kurgu olduğunu işledi.

Dayatan reel şartlar için de Oğuz kavmini de içine alan Türkiye toplumu ifadesinin daha gerçekçi ve kuşatıcı olacağını belirten Türkmen, Rabbimizin dil ve renklerimizin, kabile ve halklarımızın ayrı ayrı olduğunu belirten ayetlerin açılımını ve takva boyutunun önemini belirterek konuşmasını bitirdi.

DİĞER HABERLER