27.03.2017 18:06
Ortadoğu’da Son Gelişmeler ve Mezhepçilik Tehlikesi
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der Diyarbakır Şubesi’nin düzenlediği “Ortadoğu’daki Son Gelişmeler ve Mezhepçilik Tehlikesi” başlıklı konferansta Musa Üzer bir sunum gerçekleştirdi.

Program, Eyyüp Yıldız'ın okuduğu Kur'an tilaveti ve mealiyle başladı.

Diyarbakır Büyükşehir Öğretmenevi Konferans Salonu'nda düzenlenen konferansta İslam Dünyası'nda yaşanan gelişmeler ışığında mezhepçilik konusu işlendi. Özgür-Der Genel Sekreteri-Yazar Musa Üzer'in sunduğu konferansta, İran'ın Şiilik kılıflı politikaları ve bu politikaların Müslümanlara ağır maliyeti tartışıldı. "Duyduğumuzda rahatsızlık hissettiğimiz bir konudur mezhepçilik" diyen Üzer, fakat buna rağmen konunun ciddiyetle ve soğukkanlılıkla ele alınması gerektiğini vurguladı.

Mezhepçiliğin son dönemlerde daha çok İran'ın, Suriye ve Yemen benzeri coğrafyalardaki Şia vurgulu uygulamalarıyla tartışıldığını belirten Üzer, Suriye'de ise katliamlarla somutlaştığını vurguladı. Bugün İran'ın, Suriye'deki zalimliğini anlamak için 2003 yılındaki Irak işgali sürecindeki uygulamalarına bakılması gerektiğini belirten Üzer, "Müslümanlar, yabancı bir güç tarafından işgal edilirken ve Anbar, Felluce direniyordu. Aancak İran, bölgede siyasi alan hakimiyetini nasıl artırırım telaşındaydı. Hatta kimi yerlerde Şii milisler, direnişçilere karşı savaştılar." ifadelerini kullandı.

"SURİYELİ DİRENİŞÇİLER İLK GÜNDEN İRAN'I İŞARET EDİYORLARDI"

İran'ın mezhepçi yaklaşımının Suriye'de açık bir şekilde ortaya çıktığını vurgulan Üzer, "Suriyeli direnişçiler daha ilk günden itibaren 'Siz bilmiyorsunuz, biz İran'la çatışıyoruz' diyorlardı. Ancak biz iyi niyetli Müslümanlar, sürekli bu söylemi örtmeye çalışıyorduk. Ancak onlar sürekli bu söylemi tekrarlıyor ve sahada İran Devrim Muhafızları'nın olduğunu söylüyorlardı. Ta ki, 2013 yılında Hizbullah'ın aleni olarak ortaya çıkması, daha sonra da İranlı Komutanların, türbeleri koruma gerekçesiyle sahadaki varlığı ortaya çıkınca bizler de açık tavır aldık. Türkiyeli Müslümanlar olarak ilk İran protestosunu Fatih Camii'nde yaptık ardından da İran Konsolosluğu'nun önünde" dedi.

"SÜNNİ VE Şİİ DÜNYA ARASINDA DÜŞMAN TANIMI BİLE FARKLI"

Sünni dünyanın bakışının aksine Şii dünyasında Sünnilerin Müslüman bile görünmediğini belirten Üzer, Şiiliğin hala Kerbela vakasında tıkandığını ve bunun üzerinden düşmanlar oluşturduğunu savundu ve şu ifadeleri kullandı; "Maalesef Şia dünyasında ciddi bir akıl tutulması söz konusu. İran'ın mezhepçilik soslu hegemonik arzularına karşı koyabilecek bir irade yok. Bunun sebeplerine baktığımızda devrim sürecinin büyük bir rol oynadığını görüyoruz. Şii dünyası devrim öncesi apolitikti. Kayıp İmam Mehdi gelene kadar siyasal olayların, cihadın meşrutiyeti yoktu. Ancak daha sonra Velayeti Fakih'in temellerinin atılmasından sonra 1960'lara gelindiğinde Ayetullah Humeyni ve Ayetullah Muntazeri tarafından Velayet-i Fakih sistemi geliştirildi. Bu sistemle, Mehdi'yi beklemeye gerek kalmadan ulemanın rehberliğinde siyasal-sosyal ve hukuki zeminin oluşturulması yani devletleşmenin teorik zemini oluşturuldu. Bizler de bunu olumlu bir gelişme olarak gördük. Şii dünyasının hurafelerden ayrışarak 'inkılabileştiğini' sandık. Ancak daha sonra bu teoloji,  bizatihi kurucularından Ayetullah Muntazeri'ye de ölene kadar çektirdi. Çünkü bu teoriye göre Rehberliğe mutlak itaat şart koşuldu. Bu nedenle Şii dünyada İran'ın uygulamalarına ses çıkaracak takat da yoktur."

"Şİİ KARDEŞLERİMİZE YÖNELİK TOPTANCI BİR BAKIŞ AÇISIYLA HAREKET EDİLMEMELİ"

Üzer, tüm bunlara rağmen Şii dünyasının tamamının mahkûm edilemeyeceğini vurguladı. Sorunun bizatihi Şii kardeşlerimizle değil bir rejim mantığıyla geliştiğini belirten Üzer, "Şii kardeşlerimize yönelik toptancı bir bakış açısıyla hareket edilmemesi" gerektiğinin altını çizdi.

diyarbakir-20170327-01.jpgdiyarbakir-20170327-02.jpgdiyarbakir-20170327-03.jpgdiyarbakir-20170327-04.jpg

diyarbakir-20170327-05.jpg

DİĞER HABERLER