26.09.2017 23:39
“Kürdistan'daki Referandumun Etki ve Sonuçları”
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tatvan Özgür-Der’de ‘’Irak Kürdistan Bölgesindeki Referandumun Etki ve Sonuçları’’ Konuşuldu.

Özgür-Der Tatvan Şubesinde yeni sezon seminerlerinin ilk konuğu Muş Alparslan Üniversitesi'nden öğretim görevlisi İkram Filiz oldu.

"Irak Kürdistan Bölgesindeki Referandumun Etki ve Sonuçları" meselesinin konuşulduğu seminer, Tatvan Özgür-Der'in dernek binasında yapıldı.

Seminer, Özgür-Der üye ve gönüldaşlarının iştirak ettiği kahvaltı programının ardından başlarken

İkram Filiz konuşmasında şu hususlara değindi:

Irak Kürdistan Bölgesinin devletleşme yoluna gitmesi, orada yaşayan Kürtler bakımından önem ifade etmekle birlikte bazı tartışmalı bölgelerin ve özellikle Kerkük'ün bu bölge içinde kalıp kalmayacağı farklı bir tartışma konusudur. Zira Kerkük, Kürtlerle beraber Arap ve Türkmenlerin yaşadığı, demografik olarak çeşitlilik arz eden bir şehir durumunda.

Kerkük'ün kaliteli petrol kaynaklarını ihtiva etmesi de şehrin önemini arttıran en önemli unsurlar arasında.

Irak Kürdistan Bölgesi'ne değinecek olursak bu bölgede seçimin gerçekleşeceği başlıca büyük yerler; Duhok, Zaho, Erbil ve Süleymaniye'dir.

Irak Kürdistan Bölgesi'nde normal şartlarda dört yılda bir seçimlerin gerçekleştirilmesi gerekirken halihazırda işlevsiz bir parlamentonun bulunduğunu ve KDP ile KYB arasında diğer partileri de kapsayacak bir peşmerge bakanlığı sorununun olduğunu, derin ekonomik sıkıntıların da var olduğunu belirtmek gerekir.

Kendilerine bağlı peşmerge kuvvetleri olmayan Goran ve Komel partilerinin mevcut iç sıkıntılardan kaynaklı olarak son ana kadar 'Hayır' oyu kullanacaklarını ifade etmeleri de bu bağlamda okunmalıdır.

Irak Kürdistan Bölgesi'nde yer alan tüm partilerin bağımsız bir Kürdistan hayalinin olduğunu ancak usuli itirazların ve karşı çıkışların olduğunu da belirtmemiz gerekir.

Referanduma dış destek bakımından baktığımızda İsrail'den başka bir devletin açık olarak destek verdiği de görülmemektedir. Doğrusu İsrail'in takındığı tutumun da taktiksel bir durum olduğuna inanıyorum. Hatta bu tavrın Kürtlere yarar değil de zarar verdiğini düşünüyorum çünkü İsrail bölgede algı düzeyinde karşılığı olmayan bir devlet. Doğrusu İsrail'in destek vermesiyle tüm sıkıntıların hallolacağını düşünmek de çok kolaycı bir tavır olacaktır.

Şahsen Türkiye'nin ekonomik ve İran'ın siyasi etkisinin Irak Kürdistan Bölgesi'nde İsrail'den çok daha etkili olduğunu düşünmekteyim. Türkiye'nin Türkmen hassasiyetinin ise sanıldığı kadar etkili bir argüman olmadığını zira bölgedeki Türkmenlerin çoğunun Şia mezhebine bağlı olması sebebiyle Sünni Türkiye ile gönül bağlarının olmadığını da söyleyebiliriz.

Irak merkezi hükümeti bağlamında meseleye baktığımızda en temelde Şii ve Sünni ayrışmanın etkili olduğunu söyleyebiliriz. Irak Kürdistan Bölgesi'ndeki partilerin çoğu seküler olmasına karşın Kürt sosyolojisi Irak merkezi hükümetinin aksine Sünni bir zeminde durmaktadır.

Sayısı yüzbinleri geçen maaşlı Şii Haşdişabi milis gruplarının ''kan dökmeden Irak'tan bir parça toprak vermeyiz'' dedikleri bir vasatın olduğunu bilmemiz gerekmektedir.

Irak merkezi hükümeti ile de derin ilişkilere sahip olan ABD'nin Müslüman halklara dost olduğunu düşünmek de yanlış olacaktır. Çünkü son kertede ABD'nin sadece kendi menfaatleri vardır ve Kürdistan bölgesi ile merkezi hükümet arasında her zaman denge politikası güdülmüştür.

Seminer, soru cevap faslının ardından sona erdi.

3-091.jpg

 

DİĞER HABERLER