28.01.2018 00:34
“Mutezile ve İslam Düşüncesine Etkileri”
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tatvan Özgür-Der’de “Mutezile ve İslam Düşüncesine Etkileri” konuşuldu.

Tatvan Özgür-Der tarafından düzenlenen programda Bitlis Eren Üniversitesi öğretim görevlisi Yard. Doç. Dr. Mehmet Altın'ın sunumuyla "Mutezile Ve İslam Düşüncesine Etkileri" konusu konuşuldu.

Yard. Doç. Dr. Mehmet Altın'ın konuşmacı olduğu "Mutezile Ve İslam Düşüncesine Etkileri" konulu seminer Tatvan Özgür-Der'de gerçekleştirildi. Program, İbrahim Aykan'ın okuduğu Kur'an-ı Kerim ve mealinin ardından başlarken Seminer öncesinde Bitlis Beş Minare Düşünce Akademisi başkanı Serdar Durer tarafından Özgür-Der'in çalışmaları sebebiyle Tatvan Özgür-Der yönetim kuruluna minnettarlık belgesi veridi.

Mehmet Altın, konuşmasında şu hususlara değindi:

Mutezile mezhebini tanıtırken bu mezhebin İslam tarihinde ne kadar önemli bir yer tuttuğunu göreceğiz. İslam tarihinde mezhep ve fırka dediğimiz zaman ister siyasi ister itikadi, isterse de ameli olsun birçok mezhep ve fırka akla gelmektedir.

Hz. peygamber a.s'ın dönemine baktığımız zaman ihtilaf görmüyoruz çünkü bir otorite olarak peygamber yaşamakta ve müslümanların herhangi bir konuda bir sorusu, sıkıntısı olduğunda bunlara doğrudan çözüm getirmektedir.

Halifeler dönemine baktığımızda da ihtilaf manasında büyük sıkıntılara şahit olmuyoruz. Ancak Hz. Osman'ın halifeliğinin ikinci yarısından sonra İslam toplumu içerisinde siyasi, itikadi manada problemlerin ortaya çıktığını görmekteyiz.

İslam toplumu niçin fırkalaştı, Mezhepler niye oluştu? Gibi sorular sorabiliriz ancak bilmeliyiz ki mezheplerin ortaya çıkışı zaruri bir durumdu. Maddeler halinde sıralayacak olursak;

1- İnsanların anlayış ve idrak seviyelerinin farklı oluşu mezheplerin oluşmasına sebebiyet vermiştir. Zira insan aklının olduğu yerde ihtilafın olması kaçınılmazdır.

2- Metod ve ölçülerin farklı oluşu.

3- Özellikle Arap ırkçılığı olmak üzere tüm ırkçılıkların da mezheplerin oluşumunda etkin olduğunu söylememiz gerekir. Arap kabileleri arasında yaygın olan ırkçılık ve hizipçilik bir süre sonra yeniden günyüzüne çıkmaya başlamıştır.

4- Hilafet çekişmeleri ve bunun neticesinde ortaya çıkan anlaşmazlıklar.

5- Karşılaşılan eski kültür ve inançların da mezheplerin oluşumunda büyük etkisi olmuştur. İnsanların kitleler halinde İslam'a teslim oluşu beraberinde sorgulanmamış, eski kültür ve inançların da İslam anlayışına eklemlenmesine sebebiyet vermiştir.

6- Yunan ve Hint felsefesi gibi farklı felsefi ekollerin kitaplarının tercüme edilip İslam toplumuna sunulması da mezheplerin oluşumunda başka bir etken olmuştur.

7- Mezheplerin oluşumuna sebebiyet veren başka bir unsur da İsrailiyyat denilen İslam ile bağdaşmayan rivayetlerin İslam anlayışına alınması olmuştur.

İslam tarihine baktığımızda Siyasi, İtikadi ve Ameli olmak üzere üç çeşit mezhebin var olduğunu müşahade ediyoruz. İtikadi mezheplerden biri olan Mutezile mezhebi de kurucusu sayılan Vasıl Bin Ata'nın hocası Hasan El Basri'den büyük günah işleyenlerin durumu hususunda ayrı düşmesiyle ortaya çıkmış bir mezheptir.

Mutezile ismiyle tarihte kabul gören bu mezhebin mensupları kendilerine 'ehli-adl ve-tevhid' yani adalet ve tevhid grubu demişlerdir.

Mutezile mezhebi; beş temel unsuru benimsemişlerdir bunlar Kadı Abdulcebbar'ın tasnifiyle;

1- Tevhid; Allah'a sıfatlar yakıştırmanın O'na ortaklar koşmak olduğunu söyler ve Allah'ın eşsiz benzersiz olduğunu ifade eder.

2- Adalet;

3- El Va'd vel vaid; Allah'ın iyilikte bulunan, emir ve yasaklara uyanlara cenneti vadetmesi, günah işleyenlere de cehennemi vadetmesidir.

4- El menzile beynel menzileteyn; Büyük günah işleyenler hususunda dönemin yaygın bir tartışmasına yönelik olarak oluşturulan bu formül, büyük günah işleyenlerin durumunun Mümin ile kafir arasında ortada bir yerde olduğunu belirtir.

5- Emri bil maruf ve nehyi anil munker; İyiliği emir ve kötülüğü nehyetmek manasına gelir.

Mutezile Basra'da doğdu. Bağdat'ta çok güçlü bir damar haline geldi ve Entelektüel bakımdan birikimli alimler yetişdirdiği için de Halifeleri fikri bakımdan kendi taraflarına çekebilmişlerdir. Böylelikle Emevilerin son döneminde ve Abbasilerin ilk dönemlerinde Hilafet tarafından resmi mezhep olarak kabul edilmiş ve korunmuşlardır.

Halife Mem'un ile resmi mezhep kabul edilen Mutezile döneminde diğer mezheplere ve alimlere yönelik baskı ve yıldırma faaliyetlerinin oluşması İslam tarihinde kötü bir tecrübe olarak yer almıştır. Ve Mutezile mezhebinin çöküşünü de başlatmıştır.

Seminer soru cevap faslının ardından sona erdi.

 

DİĞER HABERLER