Maraş İstiklal Harbi ve İstiklal Beyannamesi
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kahramanmaraş’ta sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek oluşturduğu Kahramanmaraş İstiklal Platformu  "Maraş İstiklal Harbi ve İstiklal Beyanamesi" isimli bir program tertip etti.

Program iki oturum şeklinde M. Akif Ersoy Kültür Merkezinde gerçekleşti.

Sunumunu Mehmet Yaşar'ın yaptığı program Memduh Kayıklık'ın Fetih Suresi tilavetiyle başladı daha sonra Haki Demir açılış konuşmasını gerçekleştirdi. İstaklal beyannamesinin okunmasıyla devam eden programda yedi panelist tebliğlerini iki oturum üzerinden tamamladı.

14:00'da gerçekleştirilen 1. oturumda tebliğlerini sunan konuşmacalar kısaca şunlardan bahsetti:

Prof. Dr. Veysel Aslantaş "Kültürel İşgal ve Kültürel İstiklal" başlıklı konuşmasında kültürel işgallerin, fiili işgallerden çok daha vahim ve tahrip edici olduğunu belirterek, özellikle Tanzimat'tan günümüze bu coğrafya insanlarının uzun yıllar batının kültür emperyalizmine maruz kaldığını ifade etti. "Bu coğrafya nice fiili işgalleri püskürtmüştür ama şöyle bir gerçek var ki; düşmanın işgal yöntemleri çeşitlenmektedir. Kültür emperyalizmi öyle bir işgal hareketidir ki, fiili mukavemetin tüm kazanımlarını derbeder etmeye matuftur. Çünkü kültürel işgal zihinlere, şuurlara, ruha ve karaktere yönelir, maruz kalan kimseyi başkalaştırır ki o kimse bunun farkına bile varamaz."

Şevki Karabekiroğlu; "Maraş'ın İstiklali Milletin ve Ümmetin İstikbalidir" başlıklı konuşmasında Maraş'ın düşman işgalinden kurtuluşunun tarihsel sürecine değinirken bu direnişteki başat unsurun halktaki iman, direniş ruhu ve şahadet arzusu olduğunu defaten belirtti. Kültürel yozlaşmaya da atıf yapan Karabekiroğlu, Sütçü İmam'ın, Arslanbey'in mücadelelerini hakir görenlerin ve o kritik dönemde savaş karşıtı söylemleri olanların en az düşman kadar direnişe zarar verdiklerini söyledi.

Telman Nusretoğlu (Azerbaycan) ise "Rus İşgalinden Günümüze Kafkasya İstiklal Mücadelesi" başlıklı konuşmasında Azerbaycan özelinden Rusya'nın emperyalist politikalarına atıfta bulundu. Kafkaslardan Orta Asya'ya müslümanların istiklal mücadelesinin halen devam etmekte olduğunu belirten Nusretoğlu tüm dünya Müslümanlarının Anadolu'ya ümitle baktığını söyledi.

Şehsuvar Kabasi (Kosova) ise Kosova ve Balkan Müslümanlarının istiklal mücadelesini dinleyicilere aktardı. Bu mücadelenin hiçbir zaman son bulmayacağını her yönü ile emperyalist güçlere karşı teyakkuzda olunacağını belirtti.

19:30' da gerçekleştirilen 2.oturumda tebliğlerini sunan konuşmacılar ise kısaca şunlardan bahsetti.

Haki Demir, "İstiklal Beyannamesi" başlıklı konuşmasında; yıllardır tasallut ve zulüm temelinde inşa edilen batı değerlerinin çöküşün eşiğine geldiğini, doğu blokunun (Rusya, Çin v.b.) ise bu süreçte insani bir tasavvurdan uzak olduğunu belirtti. Bu noktada  müslümanların yeni bir medeniyet tasavvuru ve istiklal şuuruyla tüm insanlığa ve mazlum halklara ümit olabileceğine değinen Demir, bu uğurda çalışılması gerektiğini beyan etti. Aynı zamanda Kahramanmaraş'ta ilki gerçekleştirilen bu programın bir şura özelliğinde olup evrensel bir çağrıyı ihtiva ettiğini belirten Demir,kademe kademe tüm halkların istiklal şuuruna bürünerek zulmün tasallutundan kurtulabileceği çağrısını yaptı.

Ziyad H.A Abuzaid (Filistinli konuşmacı)  ise "Mescid-i Aksa'nın İstiklali" başlıklı konuşmasında Ömer bin Hattab, Selahaddin Eyyubi, II. Abdulhamit, İzzetin el Kassam gibi islam komutanlarının hayatlarından ve Kudüs mücadelelerinden kesitler vererek konuşmasına başladı. Siyonistlerin kendi emellerine hizmet eden faaliyetlerine karşı tüm ümmet coğrafyası ve Anadolu'da bu tür programların düzenlenmesinin ümmetin tekrardan dirilişi ve Filistin davası açısından çok önemli ve elzem olduğunu belirten Abuzaid, Siyonistlerin tüm faaliyetlerine ve zulümlerine karşı, Filistin direnişinin devam ettiğini belirtti. Ayrıca akılcı ve örgütlü bir mücadelenin İzzetin el Kassam'ın torunları tarafından yılmaksızın sürdürüleceğini beyan etti. Kudüs için verilen her emeğin Allah katında karşılığının kat kat geri döneceğini de belirten Abuzaid, Kudüs öyle bir şehirdir ki mukaddesatından dolayı parçalanmış tüm ümmet coğrafyalarının birleştirici ve diriltici noktası olduğunu açıkladı.

Alimcan Buğda (Doğu Türkistanlı konuşmacı),  "Doğu Türkistan'ın İstiklal Mücadelesi" başlıklı konuşmasında; ilk olarak Doğu Türkistan'ın tarihine ve İslam'a girme sürecine değindi. Daha sonra İstanbul'da hilafetin zayıflamasının emarelerinin kısa sürede Orta Asya'da hissedildiğini söyleyen Buğda, bu durumun Batı Türkistan'ın Ruslar tarafından işgaline, Doğu Türkistan'ın ise Çinliler tarafından işgaline zemin hazırladığını belirtti. Doğu Türkistan İstiklal mücadelesinin de Maraş Kurtuluş Mücadelesine benzer bir şekilde, namus müdafaası şeklinde başladığını söyleyen Buğda, 11 Mart 1931 yılında Çinli bir valinin Türkistanlı bir kızı alıkoymak istemesi sonucu otuzÇin'li askerin vali ile beraber mücahitler tarafından öldürülmelerinin Doğu Türkistan istiklal mücadelesinin ilk fitilini ateşlediğini söyledi. Çin Devleti'nin günümüzde de dini aşırılık, ayrımcılık ve terörizm gibi bazı sebepleri bahane ederek Müslümanlara ciddi baskılar ve yasaklar uyguladığını söyleyen Buğda, evdeki seccadenin, namaz kılmanın, oruç tutmanın, camiye gitmenin dahi Çin tarafından aşırılık ve terörizm olarak yorumlandığını, özel hayatlara bile müdahil olan Çin devletinin İslam'ın yaşanamayacağı bir ortam oluşturduğunu söyledi. Çin'in ciddi asimilasyon politikası uyguladığını belirten Buğda, kimi Müslümanların batıya karşı doğu bloğu ve Çin'le ittifak yapma düşüncelerinin de çok yanlış bir tavır olduğunu söyledi. Çin'in insanlığa ve Müslümanlara verebileceği hiç bir şeyinin olmadığını, Çin'in Müslümanlara kan ve gözyaşından başka bir şey vaat etmediğini de belirtti.

1-kma.jpg

21-kma.jpg

23-kma.jpg

24-kma.jpg

Haber: M. Faruk ZENGİN