19.02.2018 01:06
Tatvan Özgür-Der’de “Kafkasya ve Orta Asya Müslümanları” Konuşuldu​​​​​​
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tatvan Özgür-Der tarafından düzenlenen programda eğitimci Şaban Hayran'ın sunumuyla “Kafkasya ve Orta Asya Müslümanlarının Durumu” konuşuldu.

Program, İsmail Aykan'ın okuduğu Kur'an-ı Kerim ve mealinin ardından başlarken Şaban Hayran, konuşmasında şu hususlara değindi:

Öncelikle Kafkasya dediğimiz yer, Hazar denizinin Batı yakasını ifade ederken Orta Asya ise Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından bağımsızlıklarını ilan eden devletleri yaygın kullanımıyla Türki cumhuriyetleri ifade etmektedir.

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, tepeden inmeci komünist bir anlayış ile uzun on yıllar boyunca mevzubahis bölgeye hükmetti. SSCB'nin hakimiyet alanında bir çok müslüman topluluk da yer almaktaydı.

SSCB'nin dini anlayışları baskıladığı bir vasatta müslüman topluluklar bir çok hususta dejenere oldu ve İslami kültürlerine zamanla yabancılaştı.

1991 yılında SSCB'nin dağılmasından sonra Orta Asya'da ve Kafkasya'da bir çok devlet bağımsızlıklarını ilan etti.

Konuşacağımız devletlerden biri olan Türkmenistan halkı SSCB tazyikinden kurtulduğunu düşünürken aslında Sovyetler'den pek de farklı olmayan bir düşünce sistemiyle yönetilmeye başladı. Türkmenistan'ın yönetici elitleri de ne yazık ki SSCB'nin eğitiminden geçmişlerdi.

Türkmenistan zengin doğalgaz rezervlerine sahip bir ülke olmasına rağmen bu kaynağın kaymağının kimi elit kesimlere gittiğini ne yazık ki söyleyebiliriz.

Türkmenistan, teoride Cumhuriyet olarak bilinmesine rağmen pratikte halkı baskılayan, halkın yönetime katılımının neredeyse olmadığı, medyanın baskılandığı bir rejim görüntüsü vermekte.

Herhangi bir dini eğitim müessesesinin olmadığı ülkede bu tarz yasaklamaların olmayışına sebep olarak sunulan gerekçe ise güncel tabiriyle ''IŞİD anlayışının yaygınlaşması'' veya Selefi/Vahhabi İslam anlayışlarının yaygınlaşması söylenebilir.

Türkmenistan'da var olan dini kısıtlamalara örnek olarak; kamu kurumlarında mescidlere izin verilmemesi, Kur'an da dahil olmak üzere birçok kitabın yasaklı olması sayılabilir.

Bir diğer Orta Asya devleti olan Tacikistan da yönetim anlayışı olarak aşağı yukarı Türkmenistan ile benzer bir konuma sahip. Bu ülkede de camilere dönük bir yasak söz konusu ve kadınlara dönük kimi tesettür yasaklamaları mevcut. Ayrıca Arapça isimler de kullanılması yasak olan hususlar arasında yer alıyor.

Bir diğer Orta Asya devleti olan Özbekistan'ın devlet başkanı yakın zamanda ölen İslam Kerimov, ülkeyi demir yumrukla yöneten bir diktatör idi.

Özbekistan denince aklımıza önemli İslam kültür ve medeniyet havzalarına sahip bir ülke aklımıza gelmektedir. Zira Taşkent, Buhara, Semerkand gibi yerler İslam medeniyeti açısından çok önemli yerler arasındadır.

Sovyetlerin baskılarına en fazla direnen yerlerden biri olan Özbekistan coğrafyası ne yazık ki kukla bir yönetim vasıtasıyla pasifize edilmiş ve etkisiz bırakılmıştır.

Özbekistan her on kişiden birinin polis olduğu, herkesin takip edildiği bir polis devletine dönüştürülmüş durumda ve özellikle camiye gidenlerin, Kur'an okuyanların fişlendiği bir baskı ortamı tesis edilmiş durumda.

Orta Asya'da yer alan Türki devletlerden biri de Kırgızistan. Kırgızistan'ın genel durumunun da saymış olduğumuz devletlerden farklı olmadığını söyleyebiliriz.

1993 yılına kadar herhangi bir dini kurum bulunmamaktaydı bu tarihte Türkiye'deki Diyanet İşleri Kurumuna benzer bir müessese kurulmuş oldu. Ancak yönetimde yaşanan değişiklikle seküler dayatmalar başgösterdi ve tektipçi bir dini anlayış halka dayatılmış oldu.

Kazakistan ise kendi kültür ve anlayışına uygun, tabiri caizse yerli ve milli bir din anlayışının yaygınlaşması için buna uygun devlet politikaları yürüten bir Orta Asya devleti.

Kazakistan'da da tesettüre ilişkin kimi kısıtlamalar söz konusu ve kamu kuruluşlarında başörtüsü yasak durumda. Reşit olmayanların da dini faaliyetlerden uzak tutulması yönünde politikalar uygulanmakta.

Kafkasya coğrafyasında yer alan Çeçenistan, 1991 yılında bağımsızlığını ilan ettikten sonra Rusya'nın işgaline uğramış ve Grozni gibi büyük bir şehri kadın, çocuk ayırımı yapmaksızın yok edilmiş bir ülke.

Çeçenistan halkı az evvel saydığımız devletlerin aksine belki de geçmişten beri gelen direnişleri vesilesiyle dinlerine, inanışlarına oldukça bağlı, dindar bir halk konumunda.

Çeçenistan'ın hali hazırda yöneticisi konumunda olan Kadirov ailesinden de bahsetmemiz gerekir ki bu şahıs kendisinin ifadesiyle Rusya devlet başkanı Putin'in emriyle hareket eden bir işbirlikçi ve halkın İslami duyarlılıklarını devlet politikalarıyla sistematik bir şekilde aşındırmakta.

Azerbaycan da Hazar denizinin doğusunda yer alan eskiden SSCB nüfuzu altında yer alan ve daha sonra bağımsızlığını kazanan bir devlet. Azerbaycan politikalarında çok düşük nüfuslarına karşın önemli bir Siyonist nüfuzun olduğunu ne yazık ki belirtmemiz gerekecek.

Azerbaycan'da başörtüsüne dönük kimi kısıtlamaların olduğunu söyleyebiliriz.

Seminer, soru cevap faslının ardından sona erdi.

120.jpg

121-001.jpg

 

DİĞER HABERLER