04.03.2018 23:56
“Cemaati İslamî ve Mevdûdî”
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tatvan Özgür-Der tarafından düzenlenen programda Özgür-Der Bingöl şube başkanı Yusuf Boğatekin'in sunumuyla “Cemaati İslamî ve Mevdûdî” konuşuldu.

Program, Muammer Demirkol'un okuduğu Kur'an-ı Kerim ve mealinin ardından başlarken Yusuf Boğatekin, konuşmasında şu hususlara değindi:

Tüm dünya çapında büyük yıkımların, katliamların, göçlerin yaşandığı 20. yüzyılda etkisini oldukça yitiren Hilafet makamının ve dağılan Osmanlı'nın yarattığı bir boşlukta İslam dünyasının değişik coğrafyalarında bu çözülmeye karşı direniş hareketleri ortaya çıkmıştır. Mısır'da İhvanı Müslimin hareketini, Hindistan alt kıtasında ise Cemaati İslami hareketini bu bağlamda emperyalist işgalcilere karşı direnen aynı zamanda İslami değerlere dönüşü de savunan hareketlere örnek olarak verebiliriz.

20. yüzyılın başlarında dünyaya gelen Ebu'l Ala Mevdudi, yaşadığı çağın bütün sorunlarını iliklerine kadar hissetmiş biri olarak İslam dünyasının yaşadığı sorunlar üzerine birçok eser kaleme almış ve çözüm üretmeye çabalamıştır.

Mevdudi'nin doğup büyüdüğü coğrafya olan Hindistan alt kıtasında özellikle İngiliz sömürgecilerin birçok zulümler işlediğini, Hindistan alt kıtasında yaşayan tüm halklara tasallutta bulunduğunu söyleyebiliriz.

Hindistan'ın Pakistan ve Hindistan olarak ikiye bölünmesi sonucu Cemaati İslaminin de Keşmir bölgesi de dahil olmak üzere üç farklı coğrafyada kaldığını, üçe bölündüğünü söyleyebiliriz.

1971 yılına gelindiğinde bu defa Pakistan doğu ve batı olarak yani Pakistan ve Bangladeş olarak ikiye ayrılınca Bangladeş'te de farklı bir Cemaati İslami organizasyonu kurulmuş oldu. Bunca farklı parçaya ayrılan Cemaati İslami, günümüzde aynı kaynaktan beslenmelerine rağmen fiili olarak hiyerarşik bağlantıları olmayan birden fazla cemaat görünümü arz etmektedir.

1948 yılında Muhammed Ali Cinnah'ın vefatının ardından yine kendisi gibi İsmaililik mezhebine mensup bir liderin iktidara gelmesiyle beraber Pakistan'da bir takım sıkıntılar meydana geliyor ve Cemaati İslami de bu durumdan payını alıyor.

Hindistan, Pakistan ve Cemaati İslami bağlamında Günümüze değin yaşanan siyasi ortamı kısaca belirttikten sonra Mevdudi'nin hayatına ve fikri dünyasına değinmek istiyorum.

Ebul Ala Mevdudi, 1903 yılında Haydarabad şehrinde dünyaya geliyor. Yüzlerce yıllık köklü bir tarikat ailesinin ferdi olan Mevdudi, babasının da teşvikleriyle Arapça, Urduca, Farsça dillerinin yanısıra mantık, kelam ve hadis gibi ilimleri de öğreniyor.

Gençlik yıllarından başlayarak sürekli bir aksiyon içinde olan Mevdudi, Cemaati İslamiyi kurarken dini ve kültürel bakımdan faaliyetler yürütmeyi planlamışken zamanla Hindistan alt kıtasında yaşanan politik çalkantılar sebebiyle Mevdudi ve Cemaati İslami partisel mücadelenin içinde yer almaya başlıyor.

Kadıyanilik mezhebinin Pakistan'da etkili bir konuma gelmesi ve akabinde Anayasal çalışmalar bağlamında yaşanan mücadeleler, Mevdudi'yi politik sahaya iten etkenlerin başında gelmektedir.

Cemaati İslami, kendince bir program belirliyor ve şu dört ana maddeyi benimsiyor.

1- İlahi değerler ve prensiplerin ışığında İslam düşüncesini yeniden şekillendirmek.

2- Ferdi değiştirip kötü huylarından temizleyerek gerçek bir İslami şahsiyete kavuşturmak, davete uyanların tamamını bir nizama sokarak onların da insanları Allah'ın yoluna davet etmek üzere düzenli çalışmalar yapmalarına yardımcı olmak.

3- Toplumun bütün kurumlarını ve kişiler arasındaki ilişkileri İslam öğretisine göre tanzim etmek ve düzeni yeniden kurmak üzere mümkün olan bütün adımları atmak bu amaçla eğitim programları, sosyal hizmetler ve kültürel faaliyetleri desteklemek.

4- İslam toplumunun liderliğiyle bir inkılap yapmak, ülkedeki siyasi ve sosyo-ekonomik nizamı İslam ölçüleriyle yeniden düzene sokmak ve nihayet bir İslam devleti kurmak.

Önemli bir özellik olarak belirtmemiz gerekir ki Cemaati İslami faaliyette bulunduğu bütün ülkelerde faaliyetlerini açık ve şeffaf bir şekilde yürütmektedir.

Kanunlara ve toplum düzenine aykırı davranmaktan uzak duran Cemaati İslami, silaha ve şiddete de karşı bir harekettir.

Hareket yöntemi olarak Kur'an ve sünnet merkezli bir anlayışı benimseyen Cemaati İslami, organizasyon ve teşkilat yapısı olarak İhvanı Müslimin cemaatiyle benzerlikler göstermektedir.

Cemaatin İslami anlayışını benimseyenleri cemaate üye olarak kabul eden Cemaati İslami, kadınlar komisyonu, çocuklar komisyonu, gençlik komisyonu şeklinde disiplinli olarak hareket etmektedir.

Ebul Ala Mevdudi, kendisinden önceki ıslah önderlerinden etkilenmiş, Kur'an perspektifi bakımından Ebu Hanife'yi örnek almış, Muhammed bin Abdulvahhab ve İbn Teymiyye gibi şahsiyetlerden de etkilenmiştir.

Mevdudi, öze dönüş ve içtihadın gerekliliği hususlarında Abduh ve Afgani gibi önderlerden de etkilenmiştir.

İslam'ın bir yaşam tarzı olduğunu belirten Mevdudi, din ve devlet işlerinin ayrılmasının mümkün olmayacağını belirtirken İslam'ın hakim olmadığı topraklarda İslami bir devletin kurulmasının bir zorunluluk olduğunu da belirtmiştir.

Toplumsal değişim hususunda Rad suresi 11. ayeti kendine şiar edinen Mevdudi, toplumların dönüşümünün fertlerden başlayacağını düşünerek militarist eylemlerden uzak kalınması gerektiğini de belirtmektedir.

Klasik Ehli hadis bakış açısından uzak olduğunu bildiğimiz Mevdudi, hadisler hususunda zaman zaman gelenekçi bir tavır da tutunmuştur.

Seminer, soru cevap faslının ardından sona erdi.

screenshot_2018-03-04-16-34-05-(1).jpg

 

DİĞER HABERLER