03.04.2018 02:02
“Modernite Karşısında Aile Yapısının Yeniden İnşası”
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
31 Mart Cumartesi günü Özgür-Der Ankara şubesi eğitimci-yazar Şefik Sevim'i ağırladı.

Program Yunus Sevim'in açılış konuşmasıyla başladı.

Modernite Karşısında Aile Yapısının Yeniden İnşası" konulu programda konuşmacı Şefik Sevim şunları kaydetti:

-Metropolde yaşayan Müslümanların hassasiyetle işlemesi gereken en temel konulardan birisidir aile. Yaşadığımız şu dönemde aile yapısına uzmanlar ve pedagoglar tarafından faklı alanlarda modern algılarla bakılıyor. Müslüman olmamızın gereğiyle bu anlayışı aşarak Müslümanca bir bakış açsısıyla büyük bir aile nispetinde dertleşerek bu konu üzerinde nasıl bir yol izlemeli, bu sorunlarımız karşısında nasıl bir inisiyatif oluşturmalıyız? sorusuna bu çerçeveden bakmamız gerekir.

-Şeytanın İlk operasyonları aileye yapılmıştır. Özellikle Musa (a.s)'ın Rabbimize karşı "Tevhit mücadelesinde nerede başlamalıyız?" sözüne karşılık Rabbimizin "Evlerinizi karargah edinin." anlayışı bizim için ailenin değerini ortaya koymaktadır. İslami çaba ve gayretlerimizde aile ve sahadaki çalışmalarımız arasındaki denge bir Mü 'minin şahitliğinde en temel hassasiyet olmalıdır.

-Aliya İzzetbegoviç bir sözünde "Batı aslında bütün önemli kalelerimizi işgal etti. Şu anda elimizde kalan en güzel sermaye aile kalesidir." der. Bu Yönüyle aileye baktığımız vakit muhtevası küçük bir aile bir cemaat oluşturmaktadır. Ailemiz en zorlu süreçlerimizde sığınabileceğimiz alandır. Egemenlerin ve en zorba sistemlerin dahi bizden izinsiz giremeyeceği mahrem alanımızdır. En özgürlükçü alanımız yine ailedir.

-Bu şekilde düşündüğümüzde aile müessesesi bir şekilde fıtridir ve hakikaten gereklidir.

-Mümince dinamiklerimizi, tecrübelerimizi, kazanımlarımızı ve sermayemizi eğer iyi kullanabilirsek, çocuklarımızı salih bir şekilde yetiştirebilirsek; bu sürekliliği devam eden bir sadakaya dönüşebilir. Eğer bize düşen imkanları işlevselleştirmezsek Hz. Ömer'in dediği gibi yarın gözlerimizi oyacak bir canavara da dönüşebilir. Dolayısıyla bir toplumun kaderi çocuklardır.

Bu yönüyle aileyi kimlik kazanımı olarak görmek lazımdır.

Konuyu iki başlık altında ele alırsak;

1.Temel inceliklerimiz, hatalarımız ve görmemiz gereken hassasiyetler.

2.Ailenin iç ilişkileri nasıl olmalıdır?

-Modern yaşam aslında örnek bir yaşam sürmemize müsaade etmiyor. Kendi çabamızla bunu aşmamız gerekiyor. Modernitenin getirdiği temel sorunlarımızdan biri zamandır. Ailemize yeterince zaman ayıramıyoruz. Toplumda bir gerginlik hâkim. Sükûnet zeminine olan ihtiyacımız su götürmez bir gerçektir.

Diğer önemli sorun ise duruştur. Ailede herkesin bir manevi duruşu ve rolü vardır. Eğer o manevi alan doldurulmazsa çocuk dışarıya doğru bir arayış içine düşecektir.

Aile buna bağlı olarak kural koymak durumundadır. Kural koyulmadığı takdirde bireyde sorumluluk problemi ortaya çıkar. Dolayısıyla kuralsız bir ailede sorumluluk bilinci kesinlikle gelişmez.

Hikmetle kural koyulabilmeli bu kurallara bir sınır tayin edilmeli. Aşırı duygusal yaklaşımlar sonucu özellikle 10 yaş döneminden sonra ortaya çıkan davranış bozukluklarını telafi etmeye yönelik çırpınışlar meydana gelmektedir. Hiçbir duygusal yaklaşım bizlerin salih bir evlat yetiştirmemizin önünde bir mazeret teşkil etmemelidir.

-Sürekli korumacı tavır yanlıştır. Sürekli korumacı bir tavırla çocuklarımıza gerekli özgüveni sağlayamayız.

-Gerektiği yerde çocuklara ceza verilmelidir. Ödül ve ceza alma merkezli yaklaşım yanlıştır. Lakin çocuklarımız gerektiği yerde ceza alabileceklerinin farkında olmalıdırlar.

Batılılar gibi fazla liberal ve demokrat bir yaklaşımla yaklaşamayız. Hak ettikleri yerde çocuklara müdahale etmeliyiz ve çocuklarımıza bu bilinci aşılamalıyız.

-Çocuklarımızı modernitenin etkisinden kurtarıp Peygamber (A.s)ın hayatı üzerindeki örneklerle, fıkhî forumlarla kuşatarak hayatın gerçeklerini ve yaşayacakları başarısızlıkları doğru bir şekilde öğretip Hz. Ali'nin de "Çocuklarınızı geleceğe dönük yetiştirin "sözü üzere geleceğe yönelik yetiştirmeliyiz.

-Kendimize özgü Müslümanca bir tavırla kendi muhtevasıyla kendi değerlerimizi oluşturabilmeliyiz. Çocuklarımızın çevreleri ve bizlerin yetersizliği ile seküler çevrelere ilgi duyup onlarla kaynaşması bizim için büyük bir sorun arz etmektedir. Müslümanlar olarak söylem ve tavırlarımızı yeniden gözden geçirmeliyiz.

-Yapılan saha çalışmalarında özellikle 16 yaş grubundaki çocukların ev ve aileyle bütünleşme sorunu yaşadıkları durumun sebebi evin temel ihtiyaçlarının eksikliğidir. Çocuklarımızı ne dünyanın bütün nimetlerinden mahrum bırakmalıyız ne de evlerimizi showroomlara dönüştürmeliyiz. Bunu belirleyecek olan kendi vicdanımızdır. Bu şekilde bir tutum dünyevileşme sorununa bir çözüm olarak sunulabilir.

-Değer ve kimlik merkezli bir aile çocuklarımızın şahsiyeti ile beraber bir kimlik oluşturmada önemli bir rol oynar.

-Müslüman ailelerin kendine özgür bir dili olmalıdır. Bu başlık üzerine örneğin sosyal medya üzeirnden yeni genç evlilerin romantizmin sınırlarını zorlayan davranışlarına rağmen çok kısa sürede boşanma hadisesi gerçekleşmektedir.Duaya dönüşen bir dilimizin olması gerekir. Rahmani kodlarla bu dilimizi geliştirmeliyiz.

 

-Hatalarımızı kabul etmemek bir sorundur. Mütevazi bir tavır bu alttan alma anlayışı problemler noktasında çözümleyici bir rol oynar. İstişare anlayışı aile içerisinde geliştirilmelidir. Peygamberimiz (a.s.)ın Hudeybiye anlaşması gibi hayati bir konuda Ümmü Seleme annemizle istişare etmesi örnek teşkil etmelidir. İstişare gençlerde aşırı özgüveni mütevazi bir zemine çeker; büyüklerde ise kendilerinin tecrübelerinden istifade etmemize vesile olur.

-Diğer bir konu ise aile fertlerinin birbirlerini tanıma çabası içine girmeleri gerekliliğidir. Bu sayede fertlerin sorunları çok daha büyük problemlere yol açmadan tespit edilebilir. İletişim kopukluklarını gidermeli, sorunlarını iyi okuyabilmeliyiz. Tarz ve zevklerine, istek ve hayallerine karşı ayrı bir hassasiyet göstermemiz gerekir. Bunun yolu da çok şeffaf ve basiretle kurulmuş samimi bir iletişimden geçmektedir. Evde rol karmaşasına mahal verilmemeli, manevi konumlar incitilmemelidir.

-Son olarak mekân kavaramı önemlidir. İmkânlarımız ölçüsünde mekanlarımızın naifliği, saygınlığı, çocuklarımızın fıtri gerçeklerini ağırlayabilecek bir boyutta olması gerekir. Çocuklarımıza yönelik ayrı bir ortam sağlamalıyız. Özellikle büyükşehirlerde yaşayan ailelerimizin mekân birliktelikleri önemlidir. Çünkü bireysel yaşam çok sorunlu bir yaşamdır ve ortak noktada buluşan ailelerin mekân birlikteliği bu boyutta büyük önem arz etmektedir.

201-001.jpg

 

DİĞER HABERLER