13.05.2018 23:36
Tatvan Özgür-Der’de “Gelenek ve Modernlik” Konuşuldu
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
“Gelenek ve Modernlik” başlıklı program Yılmaz Çakır’ın sunumuyla Tatvan Özgür-Der tarafından gerçekleştirildi.

Tatvan Özgür-Der tarafından düzenlenen programda Beykoz Özgür-Der'den araştırmacı yazar Yılmaz Çakır'ın sunumuyla "Gelenek ve Modernlik" konuşuldu.

Program, Enes Ece'nin okuduğu Kur'an-ı Kerim ve mealinin ardından başlarken Yılmaz Çakır, konuşmasında şu hususlara değindi:

"Yaklaşık iki yüz yıldır gelenek ve nodernlik ile uğraşıyoruz. Ümmetin temel sorunlarından bir tanesi yıllardır süregelen örfü, yaşayışı, adetleri ile gelenekçilik ve bu gelenekçiliğe karşı ortaya çıkan modernitedir.

Onca çokluğa ve kavram karmaşasına rağmen modernlik hususundaki kastım şudur: Aydınlanma düşüncesiyle Batı'da ortaya çıkan her türlü tepkiselci teorik ve pratik yaşayışlar, durumlar... Tanrı'yı ya tamamıyla gökyüzüne yollayan ya da Tanrı'nın yeryüzünde herhangi bir karşılığı olmadığı inancıyla hareket eden modernizm, kendisinden önceki bütün her şeyi eskimiş, köhnemiş olarak nitelendirdi, kendi sistematiğini de insanlığın vardığı en değerli nokta, zirve olarak değerlendirdi. O sebepten ötürü ilericiliği kendisine, gericiliği ise dinler dahil olmak üzere kendisinden önceki tüm anlayışlara teşmil etti.

Bugün modernite bahsinde muasır medeniyet diye yüceltilen, çağdaş yaşam diye övülen, dinin önemsenmediği ya da dinin çok tali bir düzeye çekildiği, çekilmesinin istendiği sistematikten bahsedeceğiz.

Bunun yanı sıra bugünkü bahsimizde modernite karşısında konumlandırarak üç başlık altında değerlendireceğiz. Gelenekten kastım ise ilk olarak felsefi ya da kadim gelenek diye adlandırılan ve Seyyid Hüseyin Nasr, Rene Guenon gibi şahsiyetlerle beraber akla gelen kadim gelenek, yeryüzünde modernizme alternatif olabilecek her türlü fikriyatı sahiplenen bir anlayıştır ki ben kendimi bu anlayıştan uzak tutarım. Çünkü bir Müslüman hakikatin kendi inandığı değerlerde olduğunu düşünür ve Taoizm, Budizm, Hinduizm gibi fikirlerle değer temelli bir aynılaşmayı doğru bulmaz.

İslam'ın bir yanının, bir yönünün herhangi bir dinde, ideolojide yansımasının olması onu kabullenmek için bir neden değildir. Çünkü bizler biliriz ki İslam, nevzuhur bir düşünce değildir. Eklektik, parçacı bir anlayış bizlere yakışmaz çünkü hakikatin sahibi olan Allah, eklektik, sentezci tutumları şirk olarak tanımlamıştır.

Gelenek bağlamında değerlendireceğimiz ikinci anlayış, hepimizin bildiği sosyolojik olarak kullanılan, tekrar edilegelen ve toplumlara, muhitlere göre değişebilen alışkanlıklardır. Araf Suresi'nin 199. ayetinde şöyle buyurulmaktadır: "Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir." Allahu teala, örfün ne olacağını bizim aklımıza, fıtratımıza, anlayışımıza bırakmaktadır.

Bu noktada Müslümanların da gelenekle olan imtihanları; kitap ve sünnete aykırı olmamak kaydıyla, tevhidi meselelerde şirk unsuru barındırabilecek hususlarda şirke kesin bir karşı koyuş göstermek bunun haricindeki tali meselelerde ise tedriciliği, merhaleciliği gözeterek örf ve adete karşı temkinli ve hikmetli bir tavır koymak olacaktır.

Üçüncü gelenek tanımı ise Resulullah döneminde anlaşılan ama adı gelenek olmayan, Sahabe'nin sünnet dediği, Tabiun'un sünen dediği, temel kitabımız olan Kur'an'ı tatbik etmekte en önemli referansımız olan peygamberin uygulamalarıdır.

Bu noktada ifade etmek gerekirse Kur'ani bilince, şuura sahip Müslümanlar, sonradan ortaya çıkan, türedi bir topluluk değil bilakis kökleri Hz. İbrahim'e, Hz. Adem'e kadar uzanan köklü ve gelenekli topluluklardır.

Müslüman olmak itibarıyla hepimiz gelenekliyiz, gelenek sahibiyiz. Geleneksellik de homojen bir durum değildir. Geleneğin bir parçası olduğumuzun bilinciyle batıl geleneği de ayrıştırdıktan sonra kullanacağımız dil ile örneğin muhafazakar, mutaassıp gibi kavramlarla meseleyi daha doğru bir zemine oturtabiliriz."

tatvan_yilmaz_cakir_programi_2.jpg

tatvan_yilmaz_cakir_programi_3.jpg

Seminer, soru-cevap bölümünün ardından sona ererken Özgür-Der Tatvan Şube Başkanı Özcan Taşcan, 32 hafta boyunca devam eden cuma seminerlerinin bu dönemlik nihayete erdiğini, 2018-2019 döneminin ise farklı bir içerik ile eylül ayında tekrardan başlayacağını, bunun için de dernek üyelerinin görüşlerinin alındığını belirterek Ramazan ayında Tatvan Özgür-Der bünyesinde gerçekleştirilecek olan teravih namazı, günlük meal okumaları ve yardımlaşma faaliyetleri hakkında misafirlere bilgi verdi.

 

DİĞER HABERLER