01.12.2018 02:26
‘’Tevhid Adalet ve Ahlak İlkeleriyle Popüler Kültürü Okumak’’
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bartın Özgür-Der’de bu hafta ‘’Tevhid Adalet ve Ahlak İlkeleriyle Popüler Kültürü Okumak’’ konusu konuşuldu.

Abbas Kartal'ın sunumunu yaptığı seminerde kısaca şunlar ifade edildi:

"Tevhid, Adalet ve Ahlak ilkeleri İslam'ı diğer düşünce ve kültürlerden ayıran en belirgin ilkelerdir. İslam iki temel düşünce üzere kurulmuştur. Bunlardan biri Tevhid diğeri adalettir. Rabbimiz Kur'an'ı Kerim'de bu temel şiarlarımız için 'İşte bu sizin ümmetiniz olan tevhid ve İslam milleti bir tek ümmettir' (Enbiya 92) tavsifini yapar. Yine Maide Suresi 8 ayette Rabbimiz ''Ey inananlar, Allah için adaletle şahitlik edenler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin sizi adaletten saptırmasın. Adil davranın takvaya yakışan budur. Allah'tan korkun kuşkusuz Allah yaptıklarınızı haber almaktadır'' buyurur. Rabbimiz tevhid ve adalet ilkelerini hayatımızın merkezine yerleştirmiştir. Tevhid ve adaletin şekillendirdiği insan, hayata iyi doğru ve güzel olarak mana katan ahlâkî yaşayış kazanan, hayatı yaşanır hale getiren bir ahlaka sahip olur.

Batı tarafından İslam coğrafyasında temeli atılan ulusçuluk fikirleri, zamanla Müslüman halkları ümmet bilincinden uzaklaştırdı. İslam ümmeti suni problemlerle yıllarını geçirir oldu. Emperyalist ve sömürgeci batı hayatımız üzerine yeni silahlarını her geçen gün şekillendirmektedir. Bunlar hayatımızın her anına hükmeden, TV kültürü, kitleleri meşgul eden  futbol programları, evlerde izlenen magazin kültür, açık saçık giyim, makyajın yaygınlaşması, tüketim alışkanlıkları ve edebe mugayir insan ilişkileri toplumu sadece davranışsal olarak etkilemiyor, bu popüer kültür birey karakterine yön vererek bencilleşmeyi, nefsi ilahlaştırmayı yaygınlaştırıyor.  Müslüman toplumu kardeşlik, paylaşım ve dayanışmadan uzaklaştırıyor.  Edep adap ve genç nesillerin ahlakını ve değerleri çürütmektedir.

Emperyal Batının 20 YY lı kuşatan kapilalistleşmiş düşünce ve yaşam biçiminin ürünü popüler kültürün, fıtrata ve tabii yaşama dair tüm güzelliklere karşı açtığı savaştan kendimizi, neslimizi, İslam ümmetini ve insanlığı nasıl koruyacağız. Bu soruyu endişe sahibi bütün Müslümanlar kendilerine sormak ve cevabını şahid tutumlarımızla acilen ilmihale dönüştürme vaktimiz gelip çatmıştır.

Somut, hayata deva sunan ve bu gün insanlığın bunalımlarına, her nevi zulmün karanlığına çözüm olacak aydınlığı, Kurani ahlakla inşa ettiğimiz birikimimizi Kuran ve sahih sünnetin rehberliğinde günümüz meseleleri karşısında yeniden insanlığa sunmalıyız. Ekonomiden siyasete, gençliğin ilgi alanlarından eğitim-öğretime ve tüm etkinlik alanlarındaki meşru pratiklere kadar tüm yaşamı kuşatan ve çözüme dayalı adımlarımızı somutlaştırmalıyız.

Merhum Akif'in nefis tespitiyle 'İslamı asrın idrakına söyletmeliyiz'. İnsanlığa selam ve eman dokunuşunu ispatlamalıyız.

Merhum Seyyid Kutup'un 'Yoldaki İşaretler' kitabında Dünyadaki statükoyu sarsan ve Müslümanların üzerine çöken gasıp ruhları çıldırtan tespitiyle 'modern cahiliyenin tüm insanlığı değersizleştiren, hevayı ilahlaştıran, insani hasletleri alçaltan, Müslümanı dünyevileştiren ucuz yaşamlara karşı tevhid, adalet ve ahlak ilkeleriyle 'Örnek Kuran Nesli'ni yeniden inşa etmeliyiz. Sahabenin tüm dünyayı saran fitneyi bertaraf etme hedefinde olduğu gibi aynı hırsla bu umuda inanan ve bu yolda fedakarlıktan kaçmayan ümmet olmak hedefi temel şiarımız olmalıdır!''

Önceliklerimiz;

Tevhid, Ahlak ve Amel Bütünlüğü: Tüm işlerimizde ve hedefimizde önceliğimiz Allah'a sığınmak, O'na kul olmaktır.

Cahiliyeden Arınmak:Bizlere dayatılan bu kirlilikler den bedenimizi ve ruhumuzu, kalbimizi ve zihnimizi ancak tevhit inancı ile arındırabiliriz. İmam Rabbanin la süpürgesi ile yolları süpürme den, illa sarayına varılamaz ifadesi gereği tüm hayatımızı kuşatması gereken temeldir.

İslami Hayatı bütüncül kavramak: Kur'an'ı Kerim de Müslümanların hayata bakışının nasıl olması gerektiği Enam süresinin 162. ayetinde gayet açık bir biçimde ifade edilmektedir. De ki: Benim namazım ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.

İçtihatlarımızı Yenilemek: Hayat boşluk kabul etmiyor. İlahi olanla vahye müstenit olanla doldurmadığımızda popüler olan dimağlara çözüm sunmaya başlıyor.

Ümmet Olmak Hedefi ve Siyaset bilinci: Ümmet olmayı emreden Rabbimizdir. Yönetim işlerinde insanlığın ve Müminlerin maslahatı, nesillerin selameti, Dinin korunması, İnfak zekat duyarlılığı, düşünceyi-aklı İslam üzere kodlamak ve ortak aklı inşa, İnsanın can güvenliğini temin…

Nöbet Bilinci ve Tevekkül: Her mekân ve her anımız, şeytan ve dostlarının bizlere açtığı savaşta kazandığı mevzilerle dolu.  Mücadele azmimizi yitirmeden, önce nefsimizi sonra davet bilincimizle yöneldiğimiz toplumu ve içinde olduğumuz eylemlerle sürdürdüğümüz şahid tutumlarımızla nöbet bilincini eylemlerimize yayacağız.  İmtihan mekânımızın dünya olduğunu unutmayacağız."

DİĞER HABERLER