“Kemalizm ve Milliyetçilik Çıkmazında Türkiye'de Hukuk”
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der Üniversite Gençliği'nin düzenlediği " Kemalizm ve Milliyetçilik Çıkmazında Türkiye'de Hukuk" başlıklı panele Yeni Akit Gazetesi yazarı Kenan Alpay konuşmacı olarak katıldı.

Özgür-Der Üniversite Gençliği tarafından düzenlenen "Kemalizm ve Milliyetçilik Çıkmazında Hukuk" başlıklı panel Gazeteci Kenan ALPAY'ın konuşmacı olarak katılımlarıyla Haksöz'de gerçekleştirildi.

Konuşmasına cumhuriyetin kuruluş argümanlarının bilindiğinden farklı olduğuna dikkat çekerek ve bu argümanların aslına dair önemli noktalara değinerek başlayan ALPAY şu sözleri sarf etti: "Cumhuriyet kurulurken laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olarak kurulduğu ifade edilir ve muhakkak suretle cumhuriyetin laik, demokratik, sosyal hukuk devleti temellerinin ilelebet payidar kılınacağına ilişkin güçlü vurgular vardır. Bu sözlere binaen denilir ki 'Cumhuriyeti nasıl kurduksa öyle devam ettireceğiz.' Fakat bilinenin aksine cumhuriyet kurulurken cumhuriyet anayasasında laiklik, demokratiklik ve sosyallik vurgusu yoktur. Bunlar tamamen 1960 ihtilali ile oluşturulmuş yeni anayasa argümanlarıdır. Cumhuriyet kurulurken kullanılan hukuk vurgusu İslam'a dayalı bir hukuk vurgusudur. Çünkü devletin dini İslam'dır."

İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluşu, mahkeme heyeti ve yargılama sistemlerindeki hukuksuzluklara işaret ederek sözlerine devam eden ALPAY " İkinci dönem İstiklal Mahkemeleri Şeyh Sait İsyanı'na binaen, bugünkü ifade ile devletin anayasal niteliğini değiştirmeye dönük silahlı kalkışma sonucunda kuruldu. Mahkeme heyeti 'Üç Aliler Divanı' olarak geçer. Bu mahkeme heyeti hukukçu olmamasına rağmen hakim olmuş kişilerdir. Savcılık makamında ise ant sürecinde ismi geçen, ant yazarı Reşit GALİP vardır. İstiklal Mahkemelerinin ruhunu oluşturan bu kişiler tamamen M. Kemal'in emrine tabiidir." dedi.

Yerel basının güçlü olduğu ve bulundukları bölgelerde gündemi belirlediklerini, muhalif seslerin bu yayın organları aracılığıyla var olduğunu aktaran ALPAY, Takrir-i Sükun Kanunu ile bunların önüne geçildiğini hükümetin bilgi ve izni olmaksızın söz söylenemez bir duruma getirildiğini aktardı. " İstiklal Mahkemeleri dediğimiz mahkeme esasında adı mahkeme olmakla beraber M. Kemal'in doğrudan muhalifler üzerinde estirmiş olduğu devlet terörünün en önemli aracı olarak karşımıza çıkıyor." 

İstiklal Mahkemeleri'nin Türkiye'de yaşayan insan topluluklarının kendi kimliklerini ifade etmesi önündeki bütün olanaklar kapatıldığında tarihteki yerini aldığını söyleyen ALPAY, Türkiye darbeler sürecine de değinerek mahkemelerin ilk olarak Kemalizm ikinci olarak Türkçülük son olarak da yolsuzluğa bağlı yapılar olduğunu söyledi.

Konuşmasını ihtilal ruhunun sona ermediğini fakat Müslümanlar olarak ümitvar kalmamız gerektiği hatırlatarak toparlayan ALPAY, Müslümanların sadece ellerinde ki sermayelerinin büyüdüğünü makam mevki sahibi olsalar da kişilik, karakter ve istikamet sahibi olma konusunda eksiklikler yaşadığını, böyle güçlü zamanlarda dahi kendilerine Anıtkabir'de meşruiyet zemini aradıklarını söylerek konuşmasına şu sözlerle son verdi. " Hukuk macerası dediğimiz zaman hukuku devletin teamüllerinden uzakta göremiyoruz. Dolayısıyla 'Yüce Türk Hukuku' dediğimiz olay da sadece Yeşil Çam filmleri ile sınırlı kalıyor."

Panel soru-cevap ve değerlendirme bölümü ile sona erdi.

2072-001.jpg

2073.jpg

Haber: Çağrı İslam

Fotoğraf: Fatih Demir

DİĞER HABERLER