18.12.2018 23:58
“İstişare/Şûra”
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sivas Özgür-Der Şubesinde bu hafta İbrahim Buldur'un sunumuyla Gündem Değerlendirmesi'nde Haksöz aralık ayı "İstişare/Şura" konusu ele alındı.

Değerlendirmelere öncelikle Şura konusu ile başlandı:

İslam'ın temel değerlerinden olan İstişare/Şura, klasik İslam siyaset düşüncesi eserlerinde hep otoriteye itaat veya basit bir danışma başlığı altında ele alınmış, bazı eserlerde ise hiç dikkate alınmamıştır. Bu konuda, yaşanılan dönemlerin siyasi şartları etkin olmuştur. Düşünürlerin birçoğu devlet kademelerinde görevli olduklarından konuyu gerektiği gibi gündeme almamışlardır. Yirminci yüzyıldaki İslami hareketlerde durum biraz daha farklı olmuştur.

Mısır'da İhvan-ı Müslimin'in temel gayesi irşadı öncelemek olduğu için istişare günü birlik ve pratik konulara yönelik yapılmış, sistemli şekilde işleyememiştir. Ancak sahih bir şura vücubiyeti ve özlemini, hareketle irtibatlı Abdülkadir Udeh gibi Mısırlı isimler, Ahmet Reysuni gibi Faslı isimler, Raşid Gannuşi gibi Tunuslu isimler teorik ve fıkhi derinlikten amelî safhaya taşımaya çalışmışlardır. Pakistanlı âlim Mevdudi ise "şura" konusuna ciddi önem vermiş, eserlerinde işlemiş ve meseleyi mevcut şartlara aktarabilme bağlamında ictihadi olarak incelemiştir. Ürdünlü âlim T.Nebhani konuyu Hilafet ekseninde anlamış, meseleyi halifenin danışma organı olarak incelenmiştir. Türkiye'ye baktığımızda tevhidî uyanış sürecinin öbeklerinin/ yapılarının tabii ki kendi içlerinde istişari kurulları vardır. Ama aynı sürecin mensupları olarak bu İslami öbekler birlikte bir şura algısına, bir kez olsun üst bir şura işleyişine varılamamıştır.

Kuran'da şura farklı köklerde üç yerde geçmektedir:

1) Allah'ın Şura Suresinde 'Rablerinin davetine icabet edenler, namazı kılanlar, işleri aralarında şura iledir ve kendilerine verilen rızıktan da başkaları için harcarlar.' (42/38) buyurması, şuranın hayati anlamının kanıtıdır. Allah, şuradan iman ve düzenli kılınan namazla birlikte bahsetmektedir.

2) İstişarenin Kur'an'da "ve teşâvurin" şeklinde kullanıldığı ikinci yer Bakara Suresi 233. ayetindedir. Rabbimiz bu ayette "Çocukların emzirme süresinin 2 yıl olduğunu ama çocuğun sütten/memeden ayrılmasına anne ve babanın istişaresi/danışması ve teşâvurin (istişare/danışma) yani karşılıklı rıza karar verileceği belirtilmiştir. Şura toplumun en küçük yapıtaşı olan aile içinden başlayıp devlet sistemine kadar işletilmesi gereken bir ameldir.

3) "Şavir-hum" istişarenin/şuranın üçüncü kullanıldığı biçimdir ve Uhud Savaşı ile aynı yılda yani Hicri 3. yılda nazil olan Âl-i İmran suresindedir: "Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla istişare et (şavir-hum). Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah tevekkül edenleri sever."

Bakara Suresindeki "ve teşâvurin", isteşlilik anlamındaki karşılıklı rıza, karşılıklı anlaşma tarzında özel hayatımızda ve birlikte iş yaptığımız sosyal ilişkilerimizde kullanılan ve istişareye teşvik edilen bir haldir. Şavir-hum tarzında Resulullah'a emredilen istişare içeriği Resulullah ile kaim bir haldir. Yine sülasi/isim-emir olarak kullanılan "şura" ise yol gösterici değil, bağlayıcıdır. Şurada karar alma süreçleri, katılımcılarının kimler olacağı, ihtilaf halinde Kur'an ve Sünnet'e hangi yöntemlerle gidileceği; oy çokluğu ile karar alınıp alınamayacağı gibi konular ise çağdaş şartlar altında yeniden ümmet olma sürecindeki ve birbirlerinin velisi olan mümin ve müminelere bırakılmış içtihadi bir konudur. Özetle Şura meselesine hayatımızın her aşamasında önem vermeli, yitik bir hikmet olarak terkedilmiş bırakmamalıyız.

Daha sonra dinleyicilerin katkılarıyla değerlendirmelere Fransa'daki "sarı yelekli" eylemlerinin sebepleri ve Fransa'nın bu süreçteki siyasi/ekonomik gidişatı, Mısır'da Sisi hükümetinin İhvan'ı Müslimin'e yönelik malvarlıklarına el koyarak harekete maddi açıdan da darbe vurma girişimleri ve Bahadır Kurbanoğlu'nun üç yıl boyunca sürdürmüş olduğu "Sözü Esirgemeden" programının amacı, misyonu ve kazanımları konuşularak devam edildi.

2165-001.jpg

 

DİĞER HABERLER