09.01.2019 01:07
"Ateş Çukurunun Kenarında Olmak"
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sivas Özgür-Der'de bu hafta Tufan Caymaz’ın sunumuyla "Ateş Çukurunun Kenarında Olmak" konusu Al-i İmran 103. ayet ışığında dernek binasında ele alındı.

Tufan Caymaz'ın sunumunun özeti:

3/ÂLİ İMRÂN-103: "Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz."

Allah'ın ipine sarılmaktan kaynaklanan bu kardeşlik, yüce Allah'ın ilk müslüman cemaate bahşettiği bir nimettir. 

Yüce Allah, bu ihsanını sevdiği kullarına bahşetmiştir. İşte burada yüce Allah onlara bu nimetini hatırlatarak cahiliyye döneminde nasıl "düşman" olduklarını hatırlatıyor.

Çünkü Medine'de Evs ve Hazreç'ten bir tek düşman bile kalmamıştı. Bunlar Medine'de yaşayan iki Arap kabilesiydi. Aralarındaki düşmanlığı teşvik edip bu iki kabilenin bağını koparmak isteyen ve düşmanlık ateşini körükleyen yahudiler de onlara komşuluk ediyordu. Bu yüzden yahudiler, hiçbir zaman yapamadıkları ve hep onunla yaşadıkları özelliklerine uygun bir ortam bulmuşlardı. Ancak İslâm'dan başka hiçbir gücün ve toptan sarıldıkları ve O'nun nimeti sayesinde kardeş oldukları Allah'ın ipinden başkasının biraraya getiremiyeceği, bu kalpleri biraraya getirmek suretiyle yüce Allah, bu iki kabilesinin kalplerinin arasını uzlaştırmıştır.

Kur'an-ı Kerim, Mekke'den itibaren müslümanları vahye davet ederek onunla inşa etmeye çağırıyor. 

Ateş çukuru burada temsilidir. Bir de burada ip var. İp niçin vardır? Kurtarmak içindir elbette. Evs ve Hazreç kabileleri 120 küsür yıl savaştılar. Rivayete göre 617 yılına kadar bu savaş devam etti.

Muvahhidler, mü'minler birbirine düşmemelidir.Bu bizi ateş çukurunun kenarına götürür hatta ateşe atar.

"Allah'ın size bağışladığı nimeti hatırlayınız. Hani bir zamanlar düşman olduğunuz halde o kalplerinizi uzlaştırdı da O'nun bu nimeti sayesinde kardeş oldunuz."

Aynı şekilde O'nun ipine sarılmak (birinci temel esas) ve kalplerinin arasını uzlaştırmak (ikinci temel esas) suretiyle kardeş olmaları sayesinde, düşmek üzere oldukları ateşin kenarında onları kurtarmasından dolayı yüce Allah üzerlerindeki nimetini hatırlatıyor.

Allah bizi herhangi bir şahsın adına değil bizzat kendi adına kendinin saldığı ile çağırıyor. İşte bu ip Kur'an-ı Kerim'dir. 

Allah'ın kitabı sadece bizi bir arada tutar. Allah'ın kitabından tutmayan hiçbir yaklaşım insanları bir arada tutamaz/tutmaz.

Allah bize doğru yolu göstermesiydi tek başımıza bulamazdık.

7/A'RÂF-43: "Biz onların kalplerinde kin namına ne varsa söküp attık. Altlarından da ırmaklar akar. "Hamd, bizi buna eriştiren Allah'a mahsustur. Eğer Allah'ın bizi eriştirmesi olmasaydı, biz hidayete ermiş olamazdık. Andolsun, Rabbimizin peygamberleri bize hakkı getirmişler" derler. Onlara, "İşte yaptığınız (iyi işler) sayesinde kendisine varis kılındığınız cennet!" diye seslenilir."

Bugün müslümanlar Kur'an'ı tartışmaya açarak ayrışıyor. Allah bizi kitapta birleştirirken neden ayrışıyoruz? Kitabı nasıl okuyoruz ki bir araya getirmesi gerekirken ayrıştırıyor?

Peygamber bulunduğu toplumun veya ortamın ateşe doğru gittiğini görünce kendini parçalıyor. Çünkü onları bekleyen bir tehlike yani vahiyden uzaklaşıp batıla sapma var. Bunun sonu ise cahiliyedir.

Kardeşler, Hz. Ebubekir peygamberin ölmesi üzerine vahyin kesileceğini bildiği için çok üzülüyor. Bizler ise bugün vahyin/Kuran'ın kıymetini bilmediğimiz gibi onu tartışmaya açıyor ve uç noktalara götürüyoruz. İşte kardeşler kitap okumada ayrışarak ateş çukurunun kenarına gidiyoruz. Kitabı hedefinden saptıranlar, harfleri tahrif edenler şeytan adına veya şeytanın ayartmasına kanmış kişiler ve gruplar var maalesef.

Hayat kitabı Kur'an diyoruz. O zaman hayatımızda olması gerekiyor. Lakin öyle mi? Ne kadar onun ilkeleriyle yaşıyoruz? İşte ateş çukuru bunlardır. 

Öyle bir hale geldik ki vahyin kaynağını tartışır olduk. Halbuki bu kitap bizi muttakileştirmeliydi. Sadece eleştiri, laf cambazı ve tartışma boyutuyla kaldık.

Ashap şüphesiz öncü nesildi. Hayatını, canını ve malını bu yolda feda etti. Çünkü onlar Kur'an-ı Kerim'i iyi anladılar. Olması gerekeni anlayıp hayatlarına geçirdiler. 

Rabbimiz onları sürekli terbiye ediyor çünkü ateş çukuruna kaymaktan korumak için bu elzemdi. Hem de peygamber varken. O halde bize ne oluyor ki kendimizi vahyin terbiyesinden beri kılıyoruz.

Kardeşler sürekli terbiye olmalı ve sımsıkı Kur'an-ı Kerim'e sarılmalıyız. Kendimizi, ailemizi ve çevremizi ateş çukurundan kurtarmanın yolu budur. Rabbim bizi muhafaza etsin ve kendimizi koruma feraseti, gayreti ve imkanı versin.

DİĞER HABERLER