15.04.2019 23:23
İslami Algıda Modern ve Geleneksel Reflekslerin Etkileri
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der Bursa Şubesi’nin düzenli aralıklar ile sürdürdüğü programlarında bu ay Hamza Türkmen'in sunumu ile Islah Çizgisi başlığı ele alındı.

İslami algıda modern ve geleneksel reflekslerin etkileri üzerine konuşulan seminerde, ıslah ekolü olarak adlandırılan Müslümanların hikmete ulaşmakve dini özüne döndürmek gayelerine dikkat çekildi.

Hamza Türkmen; İslami düşünceyi tasnif ettiğimizde, içerisinde bir çok farklılıkla ayrılsa da, temelde modernizm, gelenekçilik ve ıslah çizgisi olmak üzere 3 farklı yaklaşım olarak ele alınabileceğini ifade ederek sözlerine başladı.

Islah Ekolünün Seyri

1880'lerde Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh tarafından neşredilen Urvetul Vuska dergisinin ıslah çizgisinin başlangıcı olarak kabul edilebileceğini ifade eden konuşmacı, o günlerde Urvetul Vuska'da ümmetin dirilişi adına çözüm olarak dile getirilen 5 maddenin bugün hala bir çıkış yolu olarak önümüzde durduğunu ifade etti. Ümmetin çözülmeye başlaması ile Katip Çelebi'den Naima'ya ıslah çizgisindeki birçok kişi tarafından olası çözümler tartışılsa da en basiretli yöntemlerin Abduh ve Afgani tarafından ortaya konulduğunu belirten konuşmacı, bu çözümleri şu şekilde maddelendirdi;

1- Kuran merkezli sünnet algısının inşası

2- İçtihat kapısının açılması

3- Ümmeti hastalandıran bidat ve hurafelerden kurtulmak

4- Emperyalizme karşı ümmet coğrafyasının her köşesinde bilinç inşa etmek, mücadele başlatmak

5- Şuraya dayalı bir yönetim oluşturabilmek

Türkmen, Urvetul Vuska'nın çizdiği istikametin Cezayir, Mısır, Tunus gibi bir çok coğrafyada arayış içerisindeki Müslümanlar tarafından takip edildiğini ve Hasan el-Benna, Mevdudi, Reşid Rıza gibi örnek şahsiyetler yetiştirdiğini; ülkemizde ise gerek Ortadoğu'dan gelen tercüme metinler gerek bölgedeki neşriyatlar çerçevesinde -geliştirilmesi/düzeltilmesi gereken noktalar barındırsa da- Diriliş Nesli, Asım'ın Nesli gibi arayışlarla, Sıratı Müstakim gibi dergilerle birçok yankısının oluştuğunu dile getirdi.

Islah Çizgisinin Siyasetle Münasebeti

Siyaset kelimesinin 'insan topluluklarının sevk ve idaresi' anlamına gelirken politika kelimesinin 'olayın iki yüzünü görebilmek, ikiyüzlülük' gibi anlamlara geldiğini belirten konuşmacı; Machiavelli ile başlayan 'başarıyı elde etmek uğruna ahlakiliği sorgulanmadan her türlü pragmatik adımın doğru kabul edildiği yönetim anlayışı'ndan sıyrılarak ümmetin ihtiyaçlarına cevap veren, hududullahı gözeten yönetimler oluşturulması gerekliliğine dikkat çekti. Türkmen; ümmetin günlük hayattan ekonomik yapıya, eğitimden sosyolojiye hangi alanda eksikliği var ise bunu tamamlayabilecek, basiret ve liyakat sahibi insanlardan oluşan şura mekanizmasının işletilmesi gerektiğini dile getirdi.

Müslümanların bulundukları zamanın fıkhına göre tertil usulünü gözeterek hareket etmesi gerektiğini ifade eden konuşmacı, ümmetin parçalanmışlığını onarabilmek adına reel siyasetin kullanılmasını Akif'in İttihat ve Terakki ile 'şer'i şerife aykırı olmamak koşuluyla' şerhini düşerek bir anlaşma imzalaması, Abduh'un Mısır'da kraliyetle iletişime geçerek eğitimde reforma gidilmesini sağlaması ile örneklendirdi. Türkmen, sayılı elçiler hariç tüm peygamberlerin İslami ilkelerin benimsenmediği, devletleşmemiş toplumlarda tebliğ yaptığına dikkat çekerek Hz.Muhammed'in (sav) panayırları, eman müessesesini kullanması örnekliği gibi bizlerinde gayri İslami toplumlarda kimliğimizi beyan etmek suretiyle sistem içi unsurları ümmetin inşası için kullanabileceğimizi dile getirdi.

Oy kullanma inisiyatifinin ifrat-tefrite düşmeden sistem içi araçları kullanmak cehdinden değerlendirilmesi gerekliliğini belirten Türkmen; Müslümanların ümmetin maslahatını gözeterek, lehte ve aleyhte sonuçları değerlendirerek seçim yapmalarının elzem olduğunu ifade etti. Bu noktada her ne konumda olursa olsun Müslümanlar için yolsuzluk, yoksulluk, yasakçılık ve adaletsizlik kavramların kırmızı çizgi olduğunu vurgulayan konuşmacı; bu saikler yerli yerine oturtulmadan bir toplumun ayağa kalkmasının mümkün olmadığına vurgu yaptı.

Müslüman Genç Nesil

Sözlerini gençlerin ahvalini değerlendirerek sürdüren Türkmen; Mısır gibi birçok ülkede gençler davanın önemli bir dinamiğini oluştururken ve Barolar, Mühendislik-Tabip Odaları gibi birçok önemli noktalarda Müslümanlar hakim iken Türkiye'de akışın tersine seyrettiğini ifade etti. Bu durumun nedenlerini sorgulayan konuşmacı; siyasi ve sosyolojik farklı temelleri olduğuna işaret ederek adalet arayışı, muhalefet olma güdüsü yoğun olan gençlerin sorularına cevap üretecek, sorunlarını ele alacak iyileşmeler sağlanmadığı takdirde kişilerin kazanılmasının mümkün görünmediğini ifade etti. Müslümanların gündeme yönelik söylemler geliştirmesini önemsediğini belirten Türkmen, gerek batı menşeili seküler düşüncelerle gerek içerimizdeki tarihsellik gibi şüphe yaratan söylemlerle karşı karşıya kalan gençlerin zihinlerini netleştirebilmeleri adına ilim kapısının açık tutulması gerektiğine dikkat çekti.

Müslüman gençlerdeki savrulmanın önemli bir nedeninin ise 28 Şubat öncesi üniversitelerde yoğun ve nitelikli çalışmalar yürüten Müslümanların, post-modern darbe ile okullardan uzaklaştırılması olduğuna vurgu yapan konuşmacı; sürecin, üniversitelerde inşa edilen istişari ortamların ve yeni başlayan öğrenciler nezdinde örneklik, şahidlik pozisyonunun kaybedilmesi ile sonuçlandığını dile getirdi. Konuşmacı; Müslüman gençlerin yükselen ivmesinin korkusuyla gerçekleştirilen 28 Şubat darbesi nihayetinde boşalan alanlara yerleşen sol zihniyetin senelerce gençleri akademik kadrolar, burs imkanları ile kendi sahalarına çekmek için çaba sarf ettiğine dikkat çekti.

Son yıllarda belirginleşen Milliyetçi çizginin gençler üzerinde etkili olduğunu ifade eden konuşmacı; soy, ulus ayrımının / üstünlüğünün Kur'an'da yeri olmadığını hatırlatarak Müslümanları ümmet perspektifinden uzaklaştıracak hamasi söylemlerden uzaklaşılması gerekliliğini beyan etti.

Son olarak, 10-15 yıl içerisinde vesayetin geriletilmesi, andın kaldırılması, sağlık hizmetlerinde kat edilen mesafe, insani yardımlarda dünya genelinde birinci konuma gelinmesi gibi önemli kazanımlar olduğuna dikkat çeken konuşmacı; adalette şüpheye mahal veren kararlar, kültürel gelişmelerde geride kalınması, medyanın tek tipleşmesi gibi zaaflarla kazançların kayıba dönüştürülmemesi gerektiğini ifade etti.

Türkmen, Muhammed suresinde yer alan "Siz Allah'ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım edecektir" ayetine işaret etti ve bu uğurda tüm Müslümanların mücadeleye çağrıldığını, kimliklerini geliştirmek sorumlulukları olduğunu hatırlatarak sözlerini sonlandırdı.

bursa-20190412-02.jpg

bursa-20190412-03.jpg

bursa-20190412-04.jpg

 

DİĞER HABERLER