29.06.2019 04:16
Amasya’da Hadislerle İslam Dersleri Başladı
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der Amasya Temsilciliği Yaz Dönemi ‘’Hadislerle İslam Konulu’ Derslere Başladı.

Özgür-Der Amasya Temsilciliği Her hafta Cuma günleri akşam namazı sonrası Ovasaray  Köyünde devam edecek olan ''Hadislerle İslam'' Konulu derslere başladı. Yaz tatili sonuna kadar sürecek olan derslerin bu haftaki ilk konusu MERHAMET oldu.

Dersin Özeti:

MERHAMET

Nu'man Beşir'in naklettiğine göre, Resülullah(sav) şöyle buyurmuştur:"Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer."1

Abdullah b. Amr, Hz. Peygamber'e (sav) nispet ederek şunu nakletmiştir:"Merhametliler (var ya!) ... Rahman, işte onlara merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki gökyüzündeki'(ler) de size merhamet etsin."2

Ebu Hüreyre diyor ki: "(Hz. Peygamber'i) (sav) şöyle derken işittim: "Yalnızca şakı (bedbaht) olan kimse merhametten yoksun bırakılır."3

Cerir b. Abdullah'ın naklettiğine göre, Resülullah (sav) şöyle buyurmuştur: "İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez."4

Allah'a İmanı Olan kişi, Allah'ın Yarattıklarına Karşı Merhamet Duygusu Besler

Hz. Peygamber Hz. Hatice ile evlenmiş ve bu evlilikten ilk kızı Zeyneb dünyaya gelmişti. Evlenme çağına gelince Hz. Peygamber onu, teyzesinin oğlu Ebu'l-As ile evlendirmişti. Hz. Peygamber'in Medine'ye hicretinden bir süre sonra kızı da hicret etmişti.Bir gün çocuklarından birisinin ağır bir şekilde hastalanması üzerine Zeynep, babasına, torununun çok hasta olduğunu, acilen gelmesini söyleyerek haber yollamıştı. Muhtemelen o sırada çok önemli bir işle meşgul olan Allah'ın Resulü ona selam gönderip, "AIIah'ın aldığı ve verdiği her şey kendisine aittir. Her şey Allah katında

takdir edilmiştir. Sen sabırlı ol ve mükafatını Allah'tan bekle." diye tavsiyede bulunmuştu. Fakat bebeğin durumu ağırlaşınca, babasını yanında görmek isteyen Hz. Zeynep mutlaka gelmesini isteyerek bir daha haber göndermiş, Hz.Peygamber de kızını kırmayarak beraberindekilerle birlikte onun evine gitmişti. Can çekişmekte olan çocuğu şefkat ve merhametle kucağına alan Rahmet Peygamberi, gözyaşı dökmeye başlamıştı. Yanındaki arkadaşlarından Sa'd b. Ubade, "Bu (gözyaşı) da nedir ya Resulallah" diyerek hayretini gizleyememişti. Bunun üzerine şefkatli Nebi, "Bu gözyaşı, Allah'ın, dilediği kullarının kalplerine yerleştirdiği bir rahmettir. Allah, kullarından sadece merhametli olanlara merhamet eder.'' buyurmuştu.

Merhamet, esirgemek ve şefkat etmektir; acımak ve insaflı davranmaktır; kalp inceliği ve gönül yumuşaklığıdır. Merhamet, Allah'ın Rahman isminin bir yansımasıdır.Bütün varlıklar, Allah'ın engin rahmetiyle çepeçevre kuşatılmış, yokluktan varlığa çıkışları, ilk yaratılışları Rahman ve Rahim olan Allah'ın rahmetinin tecellisi ile olmuştur. Allah, 'sınırsız ve sonsuz rahmet ve merhamet sahibi' anlamında, 'Rahman ve Rahim'dir."Rahmetim gazabımı geçti.'' buyurarak, merhametinin celalinden önde geldiğini açıkça bildirir. Yüce Rabbimiz, zatına ilke edindiği bu rahmet ile yarattığı tüm canlılara acır,şefkatle muamele eder ve nimetler vererek ihsanda bulunur. Allah'ın rahmetinin ne kadar derin, şefkatinin ne denli nihayetsiz olduğuna dikkat çekmek isteyen Resulullah'ın, bunu, annenin yavrusuna karşı merhameti ile örneklendirmesi dikkat çekicidir. Nitekim (bir gazve sonrası), Resulullah'a bir grup esir getirildi. İçlerinden bir kadın telaş içinde esirler arasında yavrusunu arıyordu. Sonunda bir çocuk buldu ve onu kucaklayıp bağrına bastıktan sonra emzirmeye başladı. Durumu gören Hz. Peygamber yanındakilere, "Bu kadının çocuğunu ateşe atacağına inanır mısınız?" diye sordu. Onlar da, "Hayır." diye cevap verdiler. Bunun üzerine Peygamber (sav), "Bilin ki, Allah'ın kullarına olan rahmeti, bu kadının çocuğuna olan şefkat ve merhametinden çok daha fazladır." buyurdu.

İnsanlığın en mükemmel ferdi olan Hz. Peygamber'in (sav) en belirgin özelliği,onun Merhamet ve Şefkat Peygamberi olmasıdır. İnsanların onun etrafında toplanmalarına sebep de yine bu duygudur. Merhameti var eden Allah, Peygamberini merhamet duygusu ile bezemiş, müminlerin de bu meziyetle süslenmelerini ve şefkati birbirlerine tavsiye etmelerini emretmiştir. Kur'an ahlakını benimseyen ve Resulullah'ın örnek kişiliği ile kendi tavır ve davranışlarına yön veren müminler, birbirlerine karşı merhametli olmalıdır. Peygamberimizin anlatımıyla "Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer."İman ile merhamet arasında doğrudan bir ilişki vardır. Allah'a imanı olan kişi, Allah'ın yarattıklarına karşı merhamet duygusu besler. Merhametli olmak dar bir alanla sınırlı değildir. Hz. Peygamber (sav), Allah'ın, ancak merhamete değer veren kullarının kalbine merhameti koyacağını hatırlatınca Sahabiler, "Ey Allah'ın Elçisi, hepimiz birbirimize karşı merhametliyiz." demişlerdir. Halbuki Hz. Peygamber, buradaki merhametten maksadın, sadece kişinin arkadaşlarına olan merhameti olmayıp bilakis bütün insanlara karşı gösterilmesi gereken merhamet olduğunu ifade etmiştir.

Yine şefkatli Nebi, ''Yeryüzündekilere merhamet edin ki, Allah da size merhamet etsin."buyurarak, merhametin kapsamının çok geniş olduğunu ifade etmiştir. Bu itibarla merhamet duygusunu, insanlara, müminlere, iyi kimselere veya fakirlere gösterilen merhamet diye kayıtlamamıştır. İnsan, yeryüzündekilere merhamet etmekle Allah'ın rahmetine nail olma noktasında kendisi için yatırım yapmış olmaktadır. Mahlukata karşı merhamet, kalbin rikkati ve inceliğidir. Kalpteki bu yumuşaklık ise imanın alametidir. Öyleyse kim bu hassasiyet ve incelikten nasipsiz ise, o bahtsız ve bedhahtır. Alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber (sav), "Merhametliler(var ya!) Rahman, işte onlara merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki gökyüzündeki(ler) de size merhamet etsin." uyarısıyla, rahmetin merhametle beslendiğini ifade etmektedir. Dolayısıyla Allah'ın rahmetine layık olmak isteyen kimse, şefkat ve merhameti bir yaşam biçimi olarak benimsemelidir.

Azgına Merhamet Etmek, Onu Başkalarının Hakkına Tecavüze Teşvik Eder

Allah'ın sınırlarını ihlal edenlere ve yasaklarını çiğneyenlere acıyarak cezalarını vermemek, Allah'ın istediği bir merhamet değildir. Bu sebeple merhametin miktarı ve ne zaman, kime karşı gösterileceği çok mühimdir. Zira azgına şefkat göstermek, onu başkalarının hakkına tecavüze teşvik edecek ve bu merhametten maraz doğmasına neden olabilecektir. Öte yandan Allah'ın insanların kalplerine koymuş olduğu merhamet sermayesi değerlendirilmezse ya da yerli yerinde kullanılmazsa,sonu zarar ve ziyan ile bitecek bir ticarete dönüşebilir.

Hz. Peygamber,Allah'ın bir insanı helak etmek istediğinde, ondan, önce utanma duygusunu,sonra güvenilirliği, peşinden de merhameti aldığını söylemekte; kalbinden merhameti alınan bir kimsenin ise Allah'ın rahmetinden mahrum kalacağını bildirmektedir. Nitekim bir seferinde çok sevdiği torunlarını öperken Peygamberimizi gören bir bedevinin, "Biz çocuklarımızı öpüp okşamayız." demesi üzerine Allah Resülü'nün verdiği cevap, çok dikkat çekicidir: ''Allah, senin kalbinden merhameti çekip almışsa ben senin için ne yapabilirim ki!" Aynı şekilde Peygamberimiz, "Yalnızca şakı (bedbaht) olan kimse merhametten yoksun bırakılır."buyururken de gönlündeki merhamet damarını kurutanların gün gelip bu nimetten mahrum bırakılacağına dikkat çekmektedir. Şayet insan bu uyarılara kulak tıkayıp merhametini kullanmakta cimrilik ederse, kendisine de merhamet edilmez. Hz. Peygamber, Allah'ın merhametine mazhar olma yolunun, bu duyguyu yerli yerinde kullanmaktan geçtiğini net bir şekilde ifade etmiştir: "İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.''İnsanlar arasında merhametin timsali ise, annelerdir. Annelerdeki merhamet, Allah'ın rahmetinin en somut tezahürüdür. Şu hikayede anlatılan olay, anne şefkatini ne güzel yansıtmaktadır. Rivayete göre iki kadın ve oğulları bir aradayken bir kurt gelerek ikisinden birinin oğlunu kapıp götürür. Kadınlar birbirlerini işaret edip, "Kurt senin çocuğunu götürdü." diyerek tartışırlar. Olayı Hz. Davüd'a anlatırlar ve o, büyük kadının çocuğunun götürüldüğüne hükmeder. Onun yanından ayrıldıktan sonra Hz. Süleyman'a başvururlar. Onları dinleyen Süleyman (as),"Bir bıçak getirin çocuğu iki parçaya bölüp aranızda taksim edeceğim."deyince, gerçek anne olan küçük kadın, "Yapma, Allah sana merhamet etsin, çocuk onun olsun." der. Kadının bu şekilde şefkat göstermesinden gerçek annenin küçük kadın olduğunu anlayan Süleyman (as) çocuğu ona verir. Çünkü gerçekten hiçbir anne, çocuğunun acı çekmesine razı Olamaz. Bir annenin yavrusuna karşı kalbinde taşıdığı merhamet ve şefkat, sökülüp alınamaz. İnsanın rahmeti kendisine ilke edinmesi gerektiği ise son derece açıktır. Çünkü merhamet ve şefkat, insanı asıl merhamet sahibi olan Allah'a yaklaştırmakta ve O'na dost yapmaktadır.

O halde gayesi Allah'a yaklaşmak olanın yolu, merhametli ve şefkatli olmaktan geçer. Dolayısıyla her mümin, cennete giden yolun merhametli olmaktan geçtiğini bilmelidir.

 

1- (M6586 Müslim, Birr, 66; B60 1 1 Buhari, Edeb, 27)

2- (D4941 Ebu Davud, Edeb, 58; 1 1924 Tirmizl, Birr, 16)

3- (1 1923 Tirmizl, Birr, 16; D4942 Ebu Davud, Edeb, 58)

4- (B7376 Buharı, Tevhid , 2; M6030 Müslim, Fedail, 66)

DİĞER HABERLER