23.10.2019 03:01
Üsküdar’da “İslam’ın Tarih Yorumu” Konuşuldu
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der Üsküdar şubesinde, 21 Ekim 2019 Pazartesi günü Kenan Levent ve Ahmet Uzuner’in sunumuyla “İslam’ın Tarih Yorumu” kitabının giriş ve ilk bölümü kritik edildi.

İlk konuşmacı Kenan Levent, 'İslam'ın Tarih Yorumu' kitabının 8 başlık altında her ay bir bölümünün değerlendirileceğini ifade etti. Bu ay giriş bölümü ile birlikte İdealist Yorum ve Materyalist Yorum kısmının değerlendirileceğini söyledi.

K. Levent, giriş kısmının değerlendirilmesi bağlamında; Kur'an-ı Kerim'de tarih, insan topluluklarının gelişme seyri ile paralel bir şekilde anlatılmakta ve meydana gelmiş gerçek hadiseler olan ''kıssalar'' aktarılmaktadır. Bu kıssalar, zaman ve mekân göz önünde bulundurulup toplumların her türlü davranışlarına egemen olan tarihi hüküm ve kanunlar esas alınarak, son derece kesif bir şekilde insanlığı iletilmiştir.

Kur'an-ı Kerim bu tarihi hadiseleri insanoğluna aktarırken insanı İslam'ın çizdiği hedeflere doğru yaklaştırma ve yaratılış gayesinden uzaklaşmış ümmet, toplum ve halkları uyarmak gayesini gütmektedir.

İslami tarih yorumu realist bir yorumdur. Zira Hegel ve Marx'ın yaptıkları gibi, meydana gelmiş bir olayı yorumladığında gelecekte olması muhtemel meseleleri ele alıp bunların etkisinde kalarak yorum yapmaz. İslam, olmuş hadiseler ve hal ile ilgili olarak herhangi bir savunma, temize çıkarma, değiştirme veya sözü evirip çevirmeye girmeden gerçeklerden olduğu gibi söz eder.

Kur'an-ı Kerim'de tarih belli bir zaman dilimini aşmaktadır. Geçmiş, hal ve gelecek arasını ayıran duvarlar arasında mükemmel bir bağlılık olup bu ''üç zaman'' kavramı daimi bir insicam ve yakınlık arz eder.

Giriş kısmının tahlilinden sonra İdealist Yorum kısmını ise Ahmet Uzuner değerlendirdi. A.Uzuner, özetle; Pozitivizm, bilgiye ancak deney ve gözlem yaparak elde edilen verilerin, akıl ve mantık süzgecinden geçirilmesi ile ulaşılabileceğini savunan düşünce akımıdır.

Hegel, her şeyi idea'dan, bilinçten türetir ve her şey idea'nin tarih olarak gerçekleşmesi olarak görünür. Herakleitos'un diyalektik yöntemini geliştirmiştir. Düşüncedeki değişmeler maddedeki değişmelere yol açar. Her şey varlığını kendi zıddı olan şeye borçludur. Zıt eğilim ve yönelişler arasında sürekli bir çarpışma vardır. Toplum ve doğadaki gelişim, çelişkinin doğal sonuçlarıdır.

Hegel'e göre her şey üç aşamalı bir gelişme sonucu gerçekleşir. Bu süreç Tez-Antitez-Sentez sürecidir.

Hegel der ki: Bu gibi büyük şahsiyetler daha büyük ve daha önemli hatta kutsal işlere, hiçbir zorluk çekmeden bakarlar. Fakat büyük bir güce sahip olan bu yapının pek çok günahsız çiçeği ezmesi ve yolunda duran birçok engeli darmadağın etmesi kaçınılmazdır. Hegel, büyük hedefe ulaşmada yöntem olarak devleti gösterir. Ruh(İde) tam anlamıyla maddi âlemde devletle şekillenir.

HEGEL FELSEFESİNİN ELEŞTİRİSİ

Hegel Felsefesinin eleştirisi 11 başlık altında irdelendi. Bir kaç örneği şöyle özetlenebilir;

Tez ve antitezi ayıran çizgiler birbirine son derece sıkı bir şekilde o kadar bağlıdır ki aralarında onları ayırabilecek bir sınır çizme imkanı olmaz.

Tez ve anti tez birbirlerinin zıttı olan iki çelişik sistemdir. Bunların çarpışması sonucunda tezin antitez içinde eriyip gitmesi/uyuşması ortak bir noktaları olmayan iki sistem için nasıl mümkün olabilir?

Hegel diyalektiği insanlara kuvvete tapınmayı öğretti. Hakimiyet ve saltanat tahtlarına yükselen herkese bu diyalektik destek olmuştur. Napolyon 1806'da Hegel'in yaşadığı Jena şehrini kuşattığında,o Napolyon ordusu için tarihin, mutlak ruhun yeni bir cesetle şekillenmesi tabirini kullanmıştır. Onun içinde Napolyonu 'ata binmiş mutlak ruh' olarak tanımlamıştır. Fakat 20 sene sonra III.William'ın liderliğinde Almanya'da derebeylik sistemi yönetime hakim olunca Hegel o devrimci düşüncelerini kaybedip Prusya devletinin maaşlı filozofu oldu.

Hegel diyalektiğin doğruluğuna delil getirmek için tarihin önemli gerçeklerini görmezlikten gelmiştir. Hegel'in ortaya koyduğu dünya tarihi üçlü bir yapıdan oluşuyordu. Doğu dünyası,Greko-Romen dünya ve Germen dünyası. Hegel Almanya'daki hükümdarlık yapısını desteklemek için tarihin pek çok gerçeğini örtbas etmiştir.

Materyalist Yorum kısmını ilk konuşmacı Kenan Levent değerlendirdi. Bu bağlamda;

Marx ve Engels; Hegel'in maddi dünyanın yaratıcısının düşünceler(ideler) olduğu, gerçekler dünyasının da idelerin dış dünyadaki yansımaları olduğu varsayımına dayanan diyalektik metodunu ters çevirerek, düşüncenin insan zihninin madde dünyasını yansıtmasından ve fikirlere dönüştürmesinden başka bir şey olmadığını söylemişlerdir.

Marx'a göre, bütün insanların varmak istedikleri ortak hedef, hayatlarını onunla sürdürdükleri araçları üretmek ve bundan sonrada, ürettiklerinin takasını yapmaktır. İnsan önce yaşamayı hedefler sonra düşünce gelir. Bunun için mümkün olan sosyal değişmeyi doğuran en son sebep insanların düşüncesinde yer etmiş bulunan sonsuz gerçektir. Değişimin asıl sebebi, üretim ve takas şekillerindeki değişmelerden kaynaklanmaktadır.

Marxizm'in en önemli ve zorunlu özellikleri:

Toplum tarihi başlangıcından günümüze kadar tam bir sınıf mücadelesinden ibarettir. İlk asırlarda efendi-köle, derebeylik sistemi döneminde derebeyi-serf, çağımızda da patron-işçi sınıflarına ayrılmıştır.

Marx'a göre tarih, üretim araçlarının değişmesiyle ilerleyen bir süreçtir. Üretim araçlarının değişimiyle değişen toplumda sınıflar arası ekonomik çatışmalar sonucunda varılacak son nokta artık ekonomik çıkarların yok edildiği yeni bir toplum şekline doğru gitmektir.

MATERYALİZMİN ELEŞTİRİSİ

Marx maddi servetin ve onu elde etmenin insanlar için hayatın en büyük hedefi olduğu bir dönemde ortaya çıktı. Sanayi devrimi ve bilimsel ilerlemelerle elde edilen maddi kaynaklar üzerindeki etkinlik ve güç, onu maddenin ötesinde hiçbir şeyi düşünmemeye sürükledi.

Marx insanın üretim düzenindeki değişmelere kaçınılmaz olarak uyduğunu söyler. Bu durum çoğu kez insanın alışkanlıklarını terk etmesindeki zorluğa diğer taraftan da insanın hoşlanmadığı şeylere karşı gösterdiği tepkiye ters düşer. Marx, insanların zorluklar karşısında ortaya koyduğu ailevi ve toplumsal dayanışmayı göz ardı ederek bütün bunların ekonomiye boyun eğeceğini söyler. Bunların dışında ayrıca 16 başlık altında başka eleştirilerde getirilmiştir.

Program sonunda Kitabın zayıf ve güçlü yanları değerlendirildi. Dinleyicilerin sorularına verilen cevaplar ve dinleyicilerin katkılarıyla program sona erdi.

whatsapp-image-2019-10-22-at-19.26.52.jpg

whatsapp-image-2019-10-22-at-19.26.53.jpg

whatsapp-image-2019-10-22-at-19.26.57-(1).jpg

whatsapp-image-2019-10-22-at-19.26.57.jpg

 

DİĞER HABERLER