02.03.2020 21:10
Hafızalardaki 28 Şubat: Tanıklar Konuşuyor
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ankara Özgür-Der şubesinde 2019-2020 seminer programları kapsamında ‘Hafızalardaki 28 Şubat: Tanıklar Konuşuyor’ başlıklı program düzenlendi.

Program sunucusu Yasemin Öğüt konuşmasına, Allah'ın günleri aramızda döndürdüğünü, 28 Şubatta Türkiye Ordusu'nun halkın İslami değerlerine savaş açarken bugün ise aynı ordunun İdlib'te İslam düşmanı zalimlere karşı tavır aldığını söyleyerek başladı.

Darbelerin Türkiye'de olduğu gibi Ümmet coğrafyasında da iz düşümlerinin görüldüğünü; Sisi, Esed, Hafter gibi darbecilerin arkalarına emperyalist güçleri alarak fıtratı ve vahyi örtmeye çalışan cürümler işlediklerini vurguladı. Daha sonra sözü Avukat Serdar Bülent Yılmaz'a bıraktı.

7-051.jpg

Serdar Bülent Yılmaz sözlerine 28 Şubat 1997 Milli Güvenlik Kurulu kararları üzerinden 23 yıl geçtiğini hatırlatarak başladı. Yılmaz, 24 Aralık 1995 genel seçimlerinden bahsederek şunları kaydetti: 'Refah Partisi'nin sandıktan birinci parti olarak çıkması laik kesimleri ciddi anlamda rahatsız etti. Refah-Yol hükümetinin kurulmasının ardından medyada irtica haberleri yapılmaya, ordu göreve davet edilmeye başladı. Sincan'da düzenlenen Kudüs Gecesi programı nedeniyle Refah partili Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız ve birçok isim tutuklandı. 4 Şubat 1997'de TSK Sincan'da tanklar yürüttüğü zaman Orgeneral Çevik Bir, ''Demokrasiye balans ayarı yaptık.'' demişti.

Yılmaz hükümete dayatılan fakat Erbakan'ın imzalamadığı MGK kararları ile daha sonraki siyasal süreci anlattı:

22 Mayıs 1997 tarihinde Yargıtay Başsavcısı Vural Savaş, 'Türkiye'yi iç savaşa sürüklediği' iddiasıyla RP'nin kapatılması için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Genelkurmay'dan medyaya ve yargıya irtica brifingleri verildi. 18 Haziran 1997'de Erbakan Başbakanlıktan istifa etti. Genelkurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu 28 Şubatın bin yıl süreciğini iddia etti.

Daha sonra yapılan zulümlerden bahseden Yılmaz 6 milyon insanın fişlendiği, 21 vakfın kapatıldığı, 11.000 öğretmenin istifa ettirildiği, 1635 TSK personelinin irtica suçlaması ile ihraç edildiği, 71 kaymakamın görevine son verildiği, 300 belediye başkanı hakkında soruşturma başlatıldığı, başını açmayan kadın memurların işlerine son verildiği, üniversitelerde on binlerce öğrencinin okuldan atıldığı, darbenin ülkeye maddi zararının 381 milyar dolar olduğunu söyledi.  

Son olarak darbenin neden yapıldığını 4 ana başlığa ayıran Yılmaz şunları aktardı:

Birinci neden, Refah Partisi ile dindar kesimlerin ilk defa iktidara gelmesinden dolayı dindar kesimlerin özgüven kazanacağı düşünülmesidir. İkincisi, Erbakan Hoca'nın D-8'ler olarak adlandırdığı İslam Birliği projesi üzerinden hem ABD ve İsrail hem de içerideki işbirlikçi kesimlerin İslam Dünyası ile böyle bir ilişki kurmasını istemediler. Üçüncü olarak Erbakan'ın Adil Düzen olarak adlandırdığı Havuz Sistemi ile devletin özel bankalara borçlanma rejimi değiştirildi. Son olarak bunlardan ötürü laikçi kesim gerek ekonomik gerek siyasi gerek bürokratik ve gerekse de kültürel iktidarlarını tehlikede görmeleridir.

9-036.jpg

Serdar Bülent Yılmaz'ın giriş konuşmasının ardından Yasemin Öğüt sözü, 28 Şubat'a tanıklık edenlere bıraktı. 

İlk olarak konuşmaya başlayan Elif Uzunoğlu, devletin soğuk yüzüyle ilk karşılamasının 1985 yılında başörtüsü nedeniyle ortaokula kayıt olamadığında yaşandığını söyledi. Dikiş kursuna bile kabul edilmediğini söyleyen Uzunoğlu şunları kaydetti:

Açıktan ortaokul ve liseyi bitirdim. 97-98 yılında 4.sınıfta Yıldız Teknikte okurken Beyazıt Meydanındaki eylemlere gitmeye başladık. Sadece başörtülü öğrenciler değil aynı zamanda sakallı öğrenciler de okula alınmıyordu. Daha sonraki süreçlerde ikna odaları kuruldu.

Yüksek lisans başvuru sürecinde kendisinden başı açık fotoğraf istendiğini, kapalı olanların başvurularının kabul edilmediğini, yüksek lisans başvurusu dil sınavında kendisi gibi örtülü olan bütün öğrencilerin kaldığını kaydetti. Kendisinin yüksek lisansa tam 16 yıl sonra kabul edildiğini belirten Uzunoğlu, 'Bizi öldürmeyen güçlükler, bizi güçlendiriyor.' diyerek sözlerine son verdi.

4-101.jpg

Elif Uzunoğlu'nun ardından sözü alan Zeynep Yıldızhan 28 Şubat sürecinin kendisi için 13 yaşında başladığını, yasaklar yüzünden üç şehir gezdiğini ama liseyi bitiremediğini söyledi ve şunları kaydetti:

Annem bana 'Sahabe savaştan döner toprak kazmaya devam ederdi. Biz de hayatımıza devam etmek zorundayız.' demişti. Yasağa karşı eylem yapmak için ev ev dolaşıp ailelerle konuştuk. Sonra daha 15 yaşında iken 9 suçtan gözaltına alındık. Fotokopi çektirdiğimiz esnafı bile tutuklamışlardı.

O gün için ya Allah'ın yolunu ya da Şeytan'ın yolunu tercih etmeleri gerektiğini söyleyen Yıldızhan, kendilerinin sadece okullarda değil aynı zamanda ehliyet kursu, İngilizce kursu gibi hayatın birçok alanında yok sayıldıklarını kaydetti. Bizlerin Allah'ın yolundan gitmediğimiz sürece huzur bulamayacağımızı ekleyerek sözlerine sonlandırdı.

Son olarak sözü alan Esma Uslu kendisi için 28 Şubat'ın Kırıkkale Üniversitesi'nde okurken Rektör Beşir Atalay ve bazı hocaların görevden alınmaları ile başladığını söyleyerek şöyle devam etti:

Okulumuz şehir merkezinde olmadığı için oraya Jandarma bakıyordu. Yasak başladığı zaman Jandarma okulumuzu sarmış ve bizi sokmuyor, joplarla dövüyor ve bazı arkadaşlarımızı gözaltına alıyordu. Gözaltına alınan iki arkadaşımız 2 yıl DGM'de yargılandı. Bu süreçte ne yapacağımızı düşünürken İstanbul'a gittik ve Rahmetli Macide Göç ablayla tanıştık. O bize yardımcı oldu.

O dönem yaşananların aslında bir travma oluşturduğunu söyleyen Uslu, jandarma ve polisten kaçtığı, tutuklandığı rüyalar gördüğünü kaydetti. 'Bizim hayallerimizin üzerinden postallarla geçtiler, umarım sizin hayallerinizi kimse çalmaz.' diyerek sözlerine son verdi.

Konuşmacılardan sonra Kahoot adlı uygulama üzerinden programda anlatılanlar ilgili soruların bulunduğu bir bilgi yarışması düzenlendi. İlk üçe giren kişilere kitap ve ezgilerden oluşan bir set hediye edildi. Daha sonra program sona erdi.

8-038.jpg

6-064.jpg

 

DİĞER HABERLER