08.03.2020 21:22
“Resullerin Örnekliği ve Şahitliğimiz”
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Van Özgür-Der Şubesi tarafından  “Resullerin Örnekliği ve Şahitliğimiz” konulu konferans düzenlendi.

Konferansı Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan KAYA sundu. Sunumuna "Şahitlik Müminlerin temel vazifesi, hayat tarzıdır. (Bakara 243) diyerek başlayan Kaya, Kuran'ın emri olan şahitliğin nasıl yapılacağını Resuller göstermiş ve örnek olmuşlardır. Devam etti. Bu bağlamda "Andolsun, Allah'ın resulünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman,

Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır." (Ahzab, 33/21)

Hz. Muhammed de, diğer tüm Resuller de kuldur, insandır; melek ya da olağanüstü varlıklar

değildir. Bu yüzdendir ki örnek alınmaları mümkündür. Resuller hayatlarını vahiyle tanzim

etmişler; vahyin inzaliyle yepyeni bir sürece girmiş ve vahyin kılavuzluğunda yürümüşlerdir.

 Kul ve Resuldüler; öyleyse cahilce aşırı övmekten de, sıradanlaştırmaktan da kaçınmalıyız. Hayatın içindeydiler, insanların dertleriyle hemhaldiler; öyleyse münzevi hayattan kaçınmalı, davet ve tebliğ sorumluluğunun gerektirdiği işlevleri üstlenmeliyiz. Hatalarını görüp, tövbe ederlerdi; öyleyse bizler de asla yanlışlarımızda ısrarcı olmamalıyız." diyerek sözlerine devam etti.

Kul olarak resüllerin örnek alıyoruz ve temel kulluk bilinçimiz tebliğ ve davettir.  Maalesef Müslümanlar olarak, kimliğimizin bize vermiş olduğu şahitler olarak gerekli sorumlulukla-rımızı yerine getiremiyor, tebliğ ve davet yükümlülüğümüzü gevşeklik, atalet ve rehavetten dolayı erteliyoruz. Peygamberlerin Temel Vasıfları üzerinden bizlerin örnek alması gereken önemli hatırlatmalarda Rabbimiz bulunuyor.  Peygamberlerin vasıflarından yola çıkarak tebliğ ve davettin nitelik anlamında başarıya ulaşması için uyulması gerek usûle değinin Kaya, tebliğ ve davetimiz  sayısal çokluğa göre değil Allahın rızasına göre değerlendirilmeli. Çünkü sonuç odaklı yapılan değerlendirme bizi zaafa uğratıp, başarı görülmeyince savrulmalar ve sorumluluğu bırakmaya neden oluyor. Bu yüzden Allah resullerin izlemiş olduğu usûl hayatı değer taşır. eğer tebliğ ve davetimizde bir sıkıtı varsa bunu öncelikle kendi kişisel durumumuzda aramalıyız. Çünkü Allah Resulleri her koşulda güvenilir şahsiyet olmaları önemli bir vasıftır. Örneğin  Müşriklerin gözünde bile Muhammed'ul emin olmak!

Nasıl ki Allah Resül'nün ilk vahy deneyimi olan Cibril (a.s) ile ilk karşılaşmasından dolayı yaşadığı korku üzerine Hz. Hatice "Hayır, Allah seni asla utandırmaz! Çünkü sen akraba ilişkilerini sürdürür, güçsüzü yüklenir, yoksulun ihtiyacını karşılar, misafiri ağırlar ve mazlum hak sahibine yardım edersin" diye teselli etmiştir. (Buhari, Müslim)

Bunun gibi doğruluktan taviz vermemeleri, emanete riayet, ahde vefa vs temel vasıflarıdır ve vasıflarımız olmalıdır. Onlar adanmışlık ruhu ile şahitlik görevlerini yerine getiriyorlardı.

Bu konuda Resuller gibi yüce Rabbimizin bize de emri;

"De ki: Benim namazım da, ibadetlerim de hayatım da ölümüm de Alemlerin Rabbi

Allah içindir!" (En'am, 6/162) diye vahy göndermiştir. Tüm hayatımızı şekillendiren bir durumdur.

Yani Irk, ulus, Kavmiyetçilik, asabiye vb. duygu ve yaklaşımlarla zihinlerini, mesajlarını, kimliklerini gölgelemediler. Tek başınayken dahi Ümmet olma bilincini taşırlardı.( 16/120)

Kısacası Tebliğ ve davette sonuç almaya değil, göreve kilitlenmişlerdir. ( 39/41)

 Tebliğde aceleci değillerdi, ısrarlı, kararlı ve uzun soluklu bir mücadele sürdürüyorlardı. Müminlere şefkat ve müsamaha tavrı içindedirler.(Fetih, 48/29)

Zulme ve zalimlere asla meyletmemekteydiler ve Adaleti esas alarak her türlü bedeli ödemeyi göze alırlardı.

Her koşul ve şarta Ümitvardılar. Ye'se düşüp davayı ve şahitlik görevini bırakmıyorlardı.

Zaten her türlü mücadelenin kazanılması için de ümitvar olmak bir zorunluluk ve zorlu şartlar

altında mücadele kararlılığını sürdürebilmenin de olmazsa olmaz bir şartıdır. Hendek'te geleceğe dair perspektif şaşırtıcı bir güven ve tevekkül içerir.

"De ki; Hakk geldi batıl zail oldu; batıl yok olmaya mahkumdur" (İsra, 81)

"Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer inanıyorsanız, mutlaka siz üstün geleceksiniz" (Al-i imran, 139)

Tüm bu Kurani hakikatler bizi yılgınlığa düşmemeye, ümitvar olmaya kısacası çağırıyor." diyerek sözlerini bitirdi.

Daha sonra dernek mescidinde kılınan namazdan sonra soru ve cevap şeklinde devam eden sohbet, Suriyedeki son durum, Müslümanların içinde bulunduğu atalet ve gevşekliği aşma, güncel olaylara yaklaşım anlamında usûl, çalışmalarımızdaki bereketi artırma şeklinde geç vakte kadar sohbet devam etti.

20200307-van-01.jpg

20200307-van-02.jpg

Haber ve Fotoğraf: Necip Erginyürek

DİĞER HABERLER