26.05.2007 01:37
Sakarya'da 89. Başörtüsü Eylemi
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sakarya Başörtüsü Platformu 89. Başörtüsü eyleminde; İktidar seçkinleri olarak nitelenenlerin haksız ve hukuksuz uygulamalarına, laiklik adı altında din düşmanlığı yaptıklarına değinildi.

Sakarya Başörtüsü Platformu 89. Başörtüsü eyleminde; İktidar seçkinleri olarak nitelenenlerin haksız ve hukuksuz uygulamalarına, laiklik adı altında din düşmanlığı yaptıklarına değinildi. Hükümet kanadının gerekli adımları atamadığına başta Sakarya milletvekili aday adaylarının söylemleri üzerinden eleştiri getiren açıklama onurlu bir direnişi hakim kılma çağrısı ile son buldu.

Sakarya Başörtüsü Platformu adına Özgür-Der Geyve Temsilciliği Üyesi Mustafa ÖZER tarafından okunan 89. basın açıklamasında; haksızlık ve hukuksuzluğun giderek arttığı belirtilerek "Laik-antilaik kamplaşmasına hizmet edenler, laiklik adı altında her türlü din düşmanlığına başvurabiliyor." denildi.  Yaşananları ikiyüzlülük olarak değerlendiren ÖZER şunları söyledi: "Bu zihniyetin mensupları kendi çocuklarını, darbe de yapsa, bomba da atsa, çete de kursa her daim korumaktadır. Haklarında verilen hapis cezalarını bozmaktadır. Mehmet Pamak'a 216. maddeden ceza verilmesi, aynı şekilde kapatılan Nokta Dergisi Ahmet Şık ve röportaj yaptığı Lale Sarıibrahimoğlu'na 301. maddeden dava açılması bu ikiyüzlülüğün açık göstergesidir."

ÖZER, AKP hükümetinin sivil ve özgürlükçü adımlar atmadığını, başörtülü adaylara kapılarını kapadığını belirttiği açıklamasına şu ifadelerle devam etti. "Bu noktada AKP'nin Sakarya'daki milletvekili aday adaylarının ortaya koydukları tablo da ayrıca değerlendirilmelidir: Binbaşı eşi olması sebebiyle gündeme gelen aday adayı Sevda Uyanır, emekli komutanların dahi itiraf ettiği "birçok askerin, eşlerinin başörtüsü yüzünden ordudan atıldığı" gerçeğini inkâr etmektedir. Başörtülü olması sebebiyle gündeme gelen aday adayı Elif Bölükbaşı ise, seçildiğinde gerginlik çıkarmamak için başını açabileceğinin sinyallerini verebilmektedir. Her iki basiretsizlik örneği dahi, çözümün vekillere değil asıllara düştüğünü göstermesi açısından yeterlidir."

Ankara'da Anafartalar Çarşısı'nda gerçekleşen insanlık dışı katliamın ve Siyonist İsrail'e karşı kurşun atmayan Lübnan ordusunun, Gazze'de Filistinlilere yönelik katliamların nefretle kınandığı açıklama "Sakarya Başörtüsü Platformu olarak, her kim olursa olsun her türlü zalime karşı tüm onurlu ve duyarlı insanları dayanışmaya çağırıyoruz." ifadeleri ile son buldu.

 "Başörtüsü İslamın Emri, Müslüman Kadının Kimliğidir" ve "Tevhid-Adalet-Özgürlük" yazılı pankartlar taşıyan platform mensupları eylem boyunca "Direne, Direne, Kazanacağız",  "Tevhid, Adalet, Özgürlük", "Baskılar Bizi Yıldıramaz" ve "Yaşasın İslami Direnişimiz" sloganları attılar. Eylemde, "Yasak Sürüyor, Direniş Büyüyor", "Darbe Tehdidi Oligarşinin İflasıdır", "Zulme Karşı Direneceğiz" ve "Başörtüsü Kimliğimiz, Vazgeçmeyiz" yazılı dövizler de taşındı.  

 

 

Karanlık Oyunlar Direnişle Bozulacak!

 

İktidarı kaybetmek istemeyen seçkinler; kendi çıkarları uğruna ülkeyi sonu belirsiz bir kaosa sürüklüyor. Haksızlık ve hukuksuzluk giderek rutinleşiyor. Laik-antilaik kamplaşmasına hizmet edenler, laiklik adı altında her türlü din düşmanlığına başvurabiliyor. Ellerindeki güce duydukları güvenle, sonuçtan kârlı çıkaklarını hesap eden iktidar seçkinleri, bu kirli oyunlarında halkın ağır bedeller ödemesini ise hiç önemsemiyorlar. Bu yüzden istedikleri gibi ülkeye müdahale edip, muhtıra verebiliyorlar. Kendileri dışındaki herkesi tehdit sayıyorlar.

Bu zihniyetin mensupları kendi çocuklarını, darbe de yapsa, bomba da atsa, çete de kursa her daim korumaktadır. Haklarında verilen hapis cezalarını bozmaktadır. Sokak ortasında çocukların vurulmasını görev gereği saymaktadır. Piknik yapmak isteyen insanları dahi ablukaya alabilmektedir. Bunlara karşı, insanların kavim kimliklerini sahiplenmelerini bölücülük, dinlerini Allah'ın emrettiği şekilde yaşamalarını ise tehdit gibi göstermektedir.

İktidar seçkinlerine göre başörtüsü gericiliktir, bölücülüktür, ülkeyi çağdışına götürmektir. Kendi ideolojilerine aykırı her türlü hareket irticadır! Çözüm ise batı müziği dinlemek, törenlerde öğrencilere kısa şort giydirmek, kadınları bilboardlarda teşhir etmek veya çocuk parklarında şarap içmektir.

Ne yazıktır ki, çağdaşlığın anlamını başörtüsü karşıtlığında bulacak kadar sığ ve yobaz bir zihniyete sahip iktidar seçkinleri; on yıllardır bu ülkeye hükmetmekte ve halk üzerindeki iktidarlarını zora başvurarak sürdürmektedir. Başörtüsünü düşmanlık yapan bu diktatör zihniyet, ilericilik adına başörtülülere her türlü hakareti ve haksızlığı pervasızca yaparken, sosyal hayatı, hukuku ve eğitimi ne hale getirdiklerini gizlemektedir. Yolsuzluklar, haksızlıklar, adam kayırmalar, bilimsel hırsızlıklar; meydanlarda başörtüsü karşıtlığı yaparak örtülmektedir.

Tek kazanımları başörtüsü kindarlığı olanların, meydanlardaki çığırtkanlığı rahatsız edici boyutlardadır. Hiçbir somut delil göstermeden, sadece kendi hayat tarzlarının tehdit altında olduğu vehmiyle hareket edenler, İslamiyet'e ve onun değerlerine pervasızca saldırabilmektedir. Oysa bugüne kadar hayat tarzlarına müdahale edilenler, meydanlardaki yığınlar değil aksine onların başörtülerine hakaret ettiği insanlardır. Meydanlara koşanlara yönelik bugüne kadar hiçbir fiili girişim olmadığı halde, başörtülü insanlar yıllardır insanlık dışı uygulamalara maruz kalmaktadır.

İktidar seçkinleri, her canları istediğinde darbe yapma hakkını dahi kendilerinde görebilirken; ne ideolojilerinin ne de yaptıklarının eleştirilmesine müsaade etmektedir. İLKAV Başkanı Mehmet Pamak'a "Kemalizm, Laiklik ve Şehitlik" kitabındaki eleştirilerinden ötürü 216. maddeden verilen ceza bunun son örneğidir. Aynı şekilde kapatılan Nokta Dergisi Ahmet Şık ve röportaj yaptığı Lale Sarıibrahimoğlu'na 301. maddeden dava açılması bu ikiyüzlülüğün açık göstergesidir. Ne yazıktır ki, kendisi de 367 şartı gibi bir hukuksuzluğa maruz kalan AKP Hükümeti, bu gerçeklere rağmen sivil ve özgürlükçü adımlar atabilme cesareti gösterememektedir.

Bu cesaretsizliklerinin diğer bir göstergesi de, başörtülü adaylara kapılarını kapamalarıdır. AKP Hükümeti, sistemin baskıcı ve faşist uygulamalarına karşı halkın yasağın son bulması talebine bugüne kadar kulak kapamıştır. Bu noktada AKP'nin Sakarya'daki milletvekili aday adaylarının ortaya koydukları tablo da ayrıca değerlendirilmelidir: Binbaşı eşi olması sebebiyle gündeme gelen aday adayı Sevda Uyanır, emekli komutanların dahi itiraf ettiği "birçok askerin eşlerinin başörtüsü yüzünden ordudan atıldığı" gerçeğini inkâr etmektedir. Başörtülü olması sebebiyle gündeme gelen aday adayı Elif Bölükbaşı ise, seçildiğinde gerginlik çıkarmamak için başını açabileceğinin sinyallerini verebilmektedir. Her iki basiretsizlik örneği dahi, çözümün vekillere değil asıllara düştüğünü göstermesi açısından yeterlidir.

Sakarya Başörtüsü Platformu olarak Türkiye'de yaşanan gelişmeleri kaygıyla takip etmekteyiz. Meydanlarda ve medyada sürekli kriz senaryoları üretenlerin çoğaldığı bir zamanda, zemin de provokasyona açık hale gelmektedir. Böyle bir ortamda Ankara'da Anafartalar Çarşısı'nda gerçekleşen insanlık dışı katliamı nefretle lanetliyoruz. Halk düşmanı katillerin gerçekleştirdiği bu saldırının arkasındaki tezgâhın bir an önce ortaya çıkarılmasını istiyoruz. Böylece bu karanlık vahşetin suiistimal edilerek, ülkenin güvenlik adına özgürlüklerin iyice kısıtlanacağı ya da milliyetçiliğin beslenerek insanların birbirine karşı kışkırtılacağı militarist bir döneme girilmesi önlenmelidir.

Sakarya Başörtüsü Platformu olarak Lübnan'da yaşanan gelişmelerin de kaygı verici olduğunu belirtmek istiyoruz. Lübnan ordusunun küçücük bir örgütü bahane ederek on binlerce Filistinli mülteciye yönelik insanlık dışı bir kuşatmaya maruz bırakmasını nefretle kınıyoruz. Siyonist İsrail'e karşı kurşun atmayan Lübnan ordusunun, Gazze'de Filistinlilere yönelik katliamların arttığı bir dönemde gerçekleşen bu hain saldırısı, bölgede yeni savaş operasyonlarının işaretçisi olarak da görülebilir.

Sakarya Başörtüsü Platformu olarak, her kim olursa olsun her türlü zalime karşı tüm onurlu ve duyarlı insanları dayanışmaya çağırıyoruz. Adalet ve özgürlük talep eden herkesi, yaşanan sürece tepkisiz kalmamaya; ülkedeki suni kamplaşmalara müsaade etmemeye ve kriz çıkartarak ayakta durmaya çalışanların oyunlarını bozmaya davet ediyoruz.