28.02.2009 13:43
BURSA’da 28 Şubat Protesto Edildi!
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bursa Orhangazi parkı'nda bir araya gelen Özgür-Der gönüllüleri 28 Şubat sürecinde oluşan ve hala etkileri devam eden yasakçı ve darbeci çetecilerin zulümlerini protesto etti. Şube başkanı Aziz AVAR'ın kısa konuşmasının ardından Özgür-Der üyesi Faruk ÇAKI

Aziz AVAR, 28 Şubat Postmodern darbesinin üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen sorumluların hala hesap vermediğini; aksine aynı baskıcı tutumun toplum üzerinde hala etkisinin devam ettiğini söyledi. Avar, bugün Ergenekon davası adı altında sözde yargılamaların gerçek hesaplaşma olamayacağını da ifade etti. Yasakçı zihniyetle hesaplaşmadan Ergenekon'un çözülemeyeceğini vurgulayan AVAR, Zulme karşı sessiz kalmayan Özgür-Der'e kapatma davası açıldığını ve adaleti savunanların bu zeminde her zaman yasaklarla ve dayatmalarla karşı karşıya kaldığını sözlerine ekledi.

Avar'ın konuşmasının ardından Özgür-Der üyesi Faruk ÇAKICI bir de basın açıklaması okudu. Faruk ÇAKICI, başta Başörtüsü olmak üzere o döneme ait zulümlerin hala devam ettiğini ve encümen-i daniş v.b. kurumlar sayesinde darbeci mantığın savunulmaya devam edildiğini söyledi. 12 Eylül, 12 Mart ve 27 Mayıs darbeleri gibi süregelen darbeci geleneğin hala meşruiyetini koruyor olmasının değinilmesi gereken en önemli nokta olduğunu vurgulayan ÇAKICI, Daha dün evinden cephanelik çıkan subaya affeder gibi bir ceza verilmesinin, çeteci zihniyetin hala devam ettiğinin en önemli göstergesi olduğunu ifade etti. ÇAKICI, hukuksuzluğa ve zorbalığa başvuranlardan hesap sorulması toplumun büyük bir kesimi tarafından isteniyor olduğu halde, bu hukuksuzlukla mücadele eden Özgür-Der'e kapatma davası açılmasının manidar oldunu  söyleyerek sözlerine son verdi.

Basın açıklaması tam metni:

28 ŞUBAT'IN DARBECİ ÇETELERİNDEN HESAP SORULSUN

28 Şubat Postmodern darbesinin üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen o dönemin cuntacılarının oluşturduğu hak gaspları ve zulümlerinin etkileri hala devam ediyor. Başta Başörtüsü olmak üzere o döneme ait zulümlerin hala devam ettiği apaçık ortadayken bu zulümlerden sorumluların Encümen-i daniş v.b. kurumlar oluşturarak ortalarda  darbeci mantıklarını savunmaya devam etmektedirler.

12 Eylül, 12 Mart, 27 Mayıs darbeleri gibi süregelen, dolayısıyla söz konusu olan darbeci geleneğin hala meşruiyetini koruyor olması meselenin özüdür.

Her ne kadar ergenekon adı altında bir temizleme çabası içinde bulunuyor olunsa da, çeteci zihniyetin tamamen ortadan kaldırılmasına ait ciddi bir çabadan bahsedilmesi söz konusu değildir. Darbe günlükleriyle de ortaya saçılan bu çete ve çetecilik anlayışının oluşturduğu bu düzenin sorumlularının hesap vermeden, temizlenmesinden bahsedilmesi de düşünülemez. Daha dün evinden cephanelik çıkan emekli bir subayın af edilir gibi komik bir ceza ile cezalandırılması söylediklerimizin ne kadar haklı olduğunu ortaya koymaktadır.

Yukarıda söz ettiğimiz gibi Ergenekon adlı çeteden hesap soruluyor gözükse bile hastahanelere sevk edilerek siyaset ve medyada avukatları tarafından savunularak, davanın sulandırılıyor olması söylediklerimizin ayrı bir delilidir.

Aynı zamanda bu alanlardaki destek bu derin yapılanmadaki suçluların da çeşitliliğini ve etkisinin ne olduğunu ortaya açıkça koymaktadır.

Hukuksuzluğa ve zorbalığa yol açanlardan da hesap sorulması toplumun (bu düzenden beslenenler hariç) büyük bir kesiminin beklentisi olduğu halde, buna karşı mücadele eden Özgür-Der'e kapatma davası açılmasını ayrıca manidar görüyoruz.

Bu da gösteriyor ki; darbeci anlayışın etkileri hala sürmektedir. Yani hakim ideolojinin dışında herhangi bir hak ve özgürlükten söz edilmesi, baskı ve dayatmalarla yasaklanmak ve yok edilmek istenmektedir. Tam da söz ettiğimiz yer burasıdır. Bu zihniyetten kurtulmadıkça daha çok darbelerle karşılaşacağımız kaçınılmazdır.

Son söz olarak diyoruz ki; darbelerin oluşturmuş olduğu başta Başörtüsü olmak üzere  bütün hak ve özgürlüklerin önündeki engeller sonuçlarıyla beraber derhal kaldırılmalıdır. Açık, örtülü darbeci çeteler ve yandaşlarından hesap sorulmalıdır. Toplumun geleceği açısından kaçınılmaz olan bu görev bugünkü iktidar sorumlularının sırtlarında durmaktadır.

DİĞER HABERLER