K.Çekmece’de “Kadın” Konuşuldu
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Küçükçekmece Bayan Seminerlerinin bu ayki konusu “ Modernist algıda kadın“ konulu sunumu Hülya Yılmaz yaptı.

Hülya Yılmaz modernizmin genel bir tanımını yaparak konuşmasına başladı. Modernizmin eskiyi geçmişi, tarihi ve dini yadsıyan, çağa ait olanı kabul eden, dünyevilik, üzerine kurulu hakimiyetin insana ait olduğu, kurtuluşun dinde değil bilimde, akılda bulunabileceğini savunan insan merkezci bir düşünce olduğunu anlattı. Modern düşünce, Allah merkezcilikten insan merkezciliğe, kutsal kitaptan tabiata, vahiyden akla geçiş olarak da değerlendirilebilir. Modernizm dünyanın küreselleşmesi ile, iştahı iyice doymaz hale gelen kapitalist sermayenin bütün dünyayı esir haline getirdiği bir akıma dönüşmüştür. Daha çok para için daha çok üretim, yeni pazarlar ve yeni yatırımlar daha çok kar ve gelir amaçlı malı, aileyi, insanı, doğayı, çevreyi bir zincir halinde aslında her şeyi ifsad edip tüketmeyi amaç edindiren bir sistem. Bu kültürün günümüzde en büyük dayatması tüketim alanında görülmektedir. Modern düşüncenin  sistem tarafından  da çok güzel pazarlanması ile kadın evinden, ailesinden, yavrusundan kopartıldı. Mücevherlerini bile ödünç vermeyen insanlar yavrularını kreşlere, bakıcılara bırakıyor. Dünyaya modern hayatı özenle servis eden Rotary Klupleri kadınların eğitilmesi adı altında fıtratının dışına çıkması için yıllarca çalıştılar. Evlat katilliği (Kürtajlar), kreşler, özgür yaşamlar hep onların şeytanla beraber hazırladıkları modern öğretilerdir. Modernizm canavarı Müslüman karı kocanın arasına girmeyi de başardı. Bitip tükenmek bilmeyen istekler ihtiyaç gibi sunulup, ekonomik çöküntülere ailelerin dağılmasına sebep oldu. Müslüman hanımlara belli markaların kıyafetleri, eşarpları çok büyük ayrıcalıklar gibi sunulup araçlar kadınlar arasında amaç oldu. Marka tesettürün önüne geçti. Toplumda saygın imaj endişesi takva endişesinin önüne geçti. Aynı zihniyet kadını tesettürü, İslami değer ve ölçüleri ile okullarında, sokakta, iş yerlerinde asla görmek istemezken, parasına, puluna, iffetine, değerlerini bozmaya hep taliptir. Ev dekorasyonunda sonu gelmeyen modeller, cennetten köşeler sunan tatil köyleri, oteller, ayrıcalıklı hayatlara davet eden lüks siteler… Anneler günü, kadınlar günü, doğum günü gibi gayri İslami Kur'an ve sünnetle asla bağdaşmayan insanların vakitlerini de çalıp onları sürekli büyük alış veriş merkezlerini tavaf etmeye çağıran tüketmeye davet eden toplumsal ifsad. Modern hayat bizi sürekli tüketime davet ederken kendi tükettiklerinden hiç dem vurmaz. Su kaynaklarının, havanın, toprağın, ekinin, tohumun, insanın, eko sistemin..daha da modernleşmek için piramitin en tepesindekileri daha da zenginleştirmek için nasıl tükettiğini hiç anlatmaz.

Müslümanın  modern olanla ilgilenmesi İslami ve insani değilse modern olanla hesaplaşması gerekir. Modernizmin sunduğu hayatın Rabbimizin bize sadaetimiz için yapın dedikleri ile taban tabana zıt olduğunu görürüz. Müslümanlar olarak bir an önce kitabımıza dönmeli, saadeti dünyada da mı ahrette mi cennetten köşeleri dünyada da kuracağımıza yoksa ahirettemi yaşayacağımıza karar verip, vahyi ona göre yaşamalı ve içselleştirmeliyiz. Vahiyle beslenmeyen zihnimiz ve ruhumuz zayıfladı ve geleneğin ve modernizmin mikroplarına açık hale geldi, onlarda bizi sarıp hastalandırdı. Bütün sistemlerin çöktüğüne şahit olduğumuz bu çağda modernizm canavarının bizleri nasıl çöktürdüğünü de görüyoruz. Çözüm kitaba sıkı sıkı sarılmakta ve bizim duruşumuzda yatıyor. Birbirimize ve kendimize sahip çıkmalıyız ki güzel nesilleri yetiştirelim. Hayatı bir bütün halinde algılayarak onu yaradanın iradesine yönlendirmeliyiz.

DİĞER HABERLER