12.09.2009 21:06
Bağcılar’da İftar ve 12 Eylül Eleştirisi
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der Bağcılar Temsilciliği 12 Eylül Cumartesi günü gönüldaşlarının katılımıyla bir iftar programı gerçekleştirdi. Bağcılar ve çevre ilçelerden gelen Özgür-Der gönüldaşlarının olumsuz hava şartlarına rağmen programa yoğun bir ilgi göstermesi dikkat çe

Özgür-Der Bağcılar Temsilciliği 12 Eylül Cumartesi günü gönüldaşlarının katılımıyla bir iftar programı gerçekleştirdi. Bağcılar ve çevre ilçelerden gelen Özgür-Der gönüldaşlarının olumsuz hava şartlarına rağmen programa yoğun bir ilgi göstermesi dikkat çekiciydi. İftar yemeğinin ardından akşam namazı eda edildi.

Akşam namazından sonra iftar yapılan düğün salonunda yeniden toplanıldı. Mehmet Şahin'in Kur'an tilaveti ve ardından okuduğu mealden sonra konuşmacı olarak Hamza Türkmen söz aldı.

Haksöz dergisi yazarlarından Hamza Türkmen'in konuşmasından satırbaşları.

Mübarek Ramazan ayı içerisinde birçok hayırlı olayın gerçekleştiği bir aydır; insanlığı karanlıklardan aydınlığa çıkaran Hadi ve Furkan olan  Kur'an bu ayda indirilmeye başlamıştır; insanı arındıran oruç/savm ibadeti bu ayda farz kılınmıştır; Kadir gecesi bu ay içerisindedir; zekat,sadaka,infak bu ayda yoğunlaşmakta ve dayanışma artmaktadır.

Mali olarak yapılan dayanışmalarla beraber şirke, zulme tuğyana, cahiliyeye karşıda dayanışma ve yardımlaşma yapılmalıdır.

Günümüzde itikadi ve ameli cahiliyeyi Batı paradigması temsil etmektedir. Bu paradigma Kemalizmle beraber yaşadığımız bölgeye girmiştir.Yapılan uygulamalarla Kur'an okumak yasaklanmış, Ezan asli dilinden uzaklaştırılmaya çalışılmış, 1300 yıldan beri var olan köylerin, dağların isimleri değiştirilmiş ve ana diller yasaklanmış, istiklal mahkemelerinde yargılananlar bir gün sonra idam edilmişler, faşist İtalya'nın ceza kanunu, Katolik İsviçre'nin medeni hukuku kabul edilmiştir. Böylelikle fıtri ve İslami olanla bağlar kesilmeye çalışılmıştır.

Sistemin muhalefet partileri sığınan insanlar bu duruma karşı çıkmaya çalışmış fakat Ordu gerçekleştirdiği darbelerle bu muhalif tutumu ve potansiyeli ezmeye çalışmıştır. TSK'nın generalleri tarafından bundan 29 yıl önce 12  Eylül 1980'de de böyle bir darbe gerçekleştirilmiştir.Dönemin ABD Başkanı Jimmy Carter darbeyi şu sözlerle tanımlamıştır 'bizim çocuklar iktidarı ele aldı'.

Darbenin sözde bahanesi sağ-sol çatışmasını durdurmaktı. Fakat asıl sebep 1979 yılında İran da gerçekleşen İslam Devrimiydi. Devrimle beraber Orta Doğu'da çıkarları tehlikeye giren ABD, Türkiye'yi yeniden ele almak istiyordu. Alt kimlik olarak İslam'a görece özgürlük tanındı, din dersleri okullarda zorunlu hale getirildi, diyanet teşkilatı güçlendirildi, milli veya Türkiyeci yani kullanılabilir bir din anlayışı yaygınlaştırıldı. Bütün bunlar İran İslam Devrimi'nin bölgedeki etkisini kırmak ve Tevhidi uyanış sürecinin önünü kesmek içindi.

12 Eylül darbesiyle devlet daha da devletleşti, ordu despotizmi arttı, Kemalizm ikinci baharını yaşadı, batı liberalizminin gerçekleşmesi sağlandı. 12 Eylül rejiminde TSK ile Özalizm arasında inisiyatif çekişmesi olsa da, hedef aynıydı. Depolitizasyon yygınlaştı, turizm ve eğlence kültürü pompalandı, hazcılık, köşe dönmecilik, bireycilik, faizcilik ve yolsuzluklar aldı başını gitti. Kendilerine İslam'ı ulaştıramadığımız daha adil bir paylaşım ve düzen  ve bağımsız bir Türkiye isteyen gençler darbeciler tarafından ezildi. Onur, fedakarlık, tahkik bilinci yerini bireyci, çıkarcı, taklitçi bir dalgaya sıraktı.

12 Eylülcüler, Anayasa değişikliği ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi gibi mevzuatla paralel devleti veya derin devleti güçlendirdi, kırmızı kitap dayatmasını meşrulaştırdı. Bugünkü JİTEM'in ve Ergenekon'un köklerini oluşturan 12 Eylül paşaları, İslam karşıtı Kemalizme ikinci bir ömür sağladılar.

Türkmen konuşmasını şu sözlerle bitirdi;

Ramazanı fahşayı ve rucz'u ifade eden bir kuşatmayla böylesine cahili bir sistemde ve toplumda geçiriyoruz. Bazıları Ramazan'ı eğlence bazıları da inziva ve türbecilik olarak algılıyor. Arınma ve şahitlik bilinci ya bilinmiyor ya unutulmuş. O zaman vahyi bilinç ve dayanışmamızı cahili dayatmalara karşı güçlendirmeli, Kur'an ayında Kur'anla irtibatımızı imanlaştırmalıyız. Vahyi bilmek, onu yaşamlaştırmak ve ahlaklaştırmak zorundayız. Reel siyasetin değil vahyi siyasetin inşası ile ilgilenmeliyiz. Bunu da geleceği planlayarak gerçekleştirmeliyiz.

Mehmet Kılıçaslan'ın sunduğu programın bundan sonraki bölümünde, yine Bağcılar Özgür-Der'in 29 Ağustos 2009'da yaptığı Şehid Seyyid Kutub'u Anma Programı'nda vakit yetmediği için gösterilemeyen Kutup'la ilgili 2. Sinevizyon CD'sinin gösterimi gerçekleştirildi.

Sinevizyondan sonra Adanış Günü adıyla ikinci albümünü çıkaran Grup Yürüyüş sahne aldı.Yeni albümünden eserler seslendiren Grup Yürüyüş beğeniyle izlendi.

Program Adem Çelik'in yaptığı dua ile sona erdi

 

Haksöz Haber / Bağcılar

Murat Yürükoğulları

DİĞER HABERLER