‘’Gelenekçilik, Modernizm, Tarihselcilik ve Islah Çizgisi’’
Bartın Özgür-Der’de bu hafta ‘’Gelenekçilik, Modernizm, Tarihselcilik ve Islah Çizgisi’’ konusu konuşuldu.

Hamza Türkmen'in sunumunu yaptığı seminerde kısaca şunlar ifade edildi.

Son dönemlerde Kuran'ın tarihselliği ve tarihselciliği konusu sıkça konuşulmaya başlandı. Bu konu daha ziyade İslam'ı yaşam biçimi bütünlüğünde kavramaktan çok ya teolojik bilgi veyahut liberal hayat formuna uygunluğu üzerinden epeyce ilgiye de mazhar olmaktadır.

Vahyin insan zihniyle ve diliyle kelimelere büründüğünü iddia eden ve bunu ahkam ayetlerine, kıssalara veya Kuran'ın tümüne haşa yakıştırmaya çalışan yani Kuran'ın insan tarafından kelimelere aktarıldığını savunan düşünce biçimleriyle karşı karşıyayız.

Rabbimiz kitabında "Onlar kelimeleri tahrif ederler." (Maide 13) buyururken -ki bizler Kuran'da ki bir harfin bile dünyanın ömür günlerinin her birinde geçerli olduğuna inanarak bunu söylüyoruz-başka bir şeyi değil, tam olarak bu ve benzer davranışları kastediyor. Biz buna inanıyoruz. Kuran'da geçen tahrifat, ifsat, tagayyür, dini parça parça etmek, kelimelerle oynamak, kıssalara geçmişlerin masalları demek, kitabın bir kısmını yok saymak, bu helaldir-haramdır demek, Allah rasulünün uygulamaları ve dine dair hikmetleri ahkama dair tafsilatı yok saymak veya tarihsel olduğunu iddia etmek başka ne anlama gelecek ki.

Örneğin; Fazlurrahman tarihselci yöntemi ahkam ayetlerini modern algıya ve yaşam biçimine göre yeniden biçimlendirmeyi iddia etmektedir. Şimdi şartların değişmesiyle hükümler üzerindeki içtihatların ana kaideye aykırı olmamak kaydıyla değiştirilmesi gibi bir şey değil bu. Kuran'daki hükmün varlıksal olarak değişmesi veya zail olması anlamında bir şey bu.

Tarihselcilik yapanlar çoğunlukla kendilerini desteklemek adına nüzül ortamındaki tarihsel zemin, o döneme ait hadisler, siyer aktarımları hatta Arap cahili şiirleri gibi çeşitleri enstrümanlardan yararlanarak Kuran'daki kastedileni gözeterek tarihsellik tezlerini somutlaştırma arayışına giriyorlar.

19. yy. modernistlerinin önde gelenlerinden SirSeyyid Ahmet Han tarihselci değil ama o ve onun gibilerde egemen sömürgeci kültürün ve batı yaşam biçiminin İslam'la sentezlenmiş halini savunagelirler. Yaşar Nuri Öztürk örneğini burada verebiliriz. Kuran ayetlerini Atatürkçülükle bağdaştırma çabalarına girmişti.

Oryantalist M. Watt "İslam Vahyi" kitabında Rasulullah as ile ilgili onun söylediği vahyin İsa'ya ve Musa'ya gelen sezgisel ilham ve içe doğan bilgi tarzı aktarımlarıyla sanki Peygamberimize inanıyormuş gibi bir izlenimle aslında net tarihselcilik teziyle vahyi beşeri bilgi ve ifade biçimine indirgiyor, Kuran'ın lafzı ve manasına görecelilik atfetmeye çalışıyordu.

Benzer yaklaşımları alman oryantalist Rudy Paret'in "Ayetler ve İslam Tarihi" çalışmalarında da görmek mümkündü. O Muhammedin tecrübesiydi. İsa ve Musa'nın tecrübeleriyle aynıydı. Allah metinler halinde vahiy indirmemiş tarihsel şartları yorumlayabilecek sezginin önünü açmıştır demek daha doğru olur şeklinde şüphe ithaf eden yorumlarda bulunmuştu. Onların bu çalışmaları bazı ilahiyatçılar tarafında hararetle dilimize kazandırılarak tavsiye ediliyordu.

Özellikle Kuran'ın bir hitap mı yoksa bir metin mi yoksa bir anlam dizgisi mi üst ahlaki kaideler mi tamamıyla inzal olduğu dönemi kapsayan 7. Yy. Arap toplumlarına ahlak, adalet, medeniyet ve yaşam biçimi konusunda somut önerileri olan inzal olduğu dönemle sınırlı tarihsel metinlerdir muamelesi yapan  pervasızlığa şahit olmaktayız. Konuyla ilgili Ömer Özsoy'un 2. Kuran Sempozyumunda söyledikleri tarihselcilikle ilgili Mustafa Öztürk'ün kaleme aldığı kitapları videoları haklılıklarını ispatlıyormuş gibi ikna cümleleriyle güncel örneklerde vererek, mealcileri de suçlayarak  bazı tefsir çalışmalarını da günümüzü Kuran'ın öngördüğü tarzda şekillendirmeyi de modern selefilik, dar kafalılık, cihadistlere ilham kaynağı olan metinler vb. şeklinde değerlendirerek ironize eden, küçük gören yaklaşımlarını izlemekteyiz.

Özetle; Rabbimizin şu ayetleriyle konuyu ele almak daha doğru olacaktır:

"…Bu Kuran bana vahiy edildi ki sizi ve ulaştığı kişileri onunla uyarayım." (6/19)

"Kitap verdiklerimizden kitaplarına tam uyanlar sana inanırlar. Kendini ona kapatanlarda kaybederler." (2/121)

"İncil'i bilenler, Allah'ın o kitapta indirdiği ile hüküm versinler. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse onlar fasık kimselerdir." (5/47)

"Ellerinde Tevrat içinde de Allah'ın hükmü varken nasıl oluyor da seni hakem yapıyor sonra da yüz çeviriyorlar? Bunlar inançlı kimseler değillerdir."  (5/43)

"Allah'ın ayetlerini etkisizleştirmeye çalışanlar, onları görmezden gelenlerden başkası değil değildir." (40/4)

Gelenekçi ve mezhepçi dindarlar yorumlarını adeta mutlaklaştırma yanlışı yaşarken, korunmuş olan kitabımız kuranın aslına dil uzatmamakta, ayrıca onu hıfz yoluyla nesillere intikaline vesile olmaktalar. Lakin Kuranı tarihsel gören modernist tutum ve müsteşrikler onun ilahi ve muciz vasfına savaş açmaktalar.

Kuranı Mübin korunmuştur. Adem as dan buyana insanoğlunun halife sorumluluğu, fıtratı, sorumlulukları, ahlaki yönü talepleri, davranışlarının dayalı olduğu istek ve reddedişler aynıdır ana karakterde sapma yok imtihanda eksiklik veya fazlalık da yok.

Kurandan sorumlu olduğumuz, kitaptan hesaba çekileceğimiz, insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkaracak olan kaynağın kitabımız Kuran olduğu gerçeğinde bir değişim yok olmayacak ve bu korunma ve hikmette evrensellik bizlerin şahid tutumları ve ilahi yardımla yolunu sürdürecektir.

http://www.ozgurder.org/ sitesinden 21.03.2019 tarihinde yazdırılmıştır.