''Milli Dindarlık ve Yozlaşma''
Akhisar Özgür-der Temsilciliğinde Özgür-der genel sekreteri Musa Üzer 'Milli Dindarlık ve Yozlaşma' başlıklı konuyu anlattı.

Akhisar Özgür-Der'de ''Milli Dindarlık ve Yozlaşma'' başlıklı seminer Musa Üzer tarafından gerçekleştirildi.

Programda milliyetçi  paradigmanın modernite sonrası karşımıza çıktığına dikkat çeken Üzer, bu paradigmanın dünya üzerinde çok hızlı bir şekilde yayıldığını, postmodernite sürecinde moderniteye ait ideolojilerin çözülmesine rağmen milliyetçi  paradigmanın gücünü ve dinamikliğini koruduğunu söyledi. Milliyetçiliğin temelde dine karşı inşa edildiğini hatırlatan Üzer, bizim coğrafyalarımızda da bu temelde örgütlendiğinin altını çizdi. Bu durumun on yıllardır süregeldiğini ve bundan dolayı bu boğucu paradigmanın farkına varamadığımızı vurgulayarak başladığı konuşmasında  özetle şunları anlattı:

Bütün dinler evrensellik iddiasındadırlar. Modernizm ise, "tanrı"nın merkezde olduğu bir hayat yerine, insanın merkezde olduğu bir hayat öngörüyor. Bu bağlamda, İslam ya da İslam dediğimiz şey, hayattan kovuldu. Problemin aslı, daha varoluşsal bir temele dayanıyor. Nefes aldığımız dünya, bizi ilahî, gaybî olandan uzaklaştıran bir sisteme dayalı. Kültür, aile, medya, sanat, spor, siyaset, ekonomi; bizi daha fazla Müslüman olmaya çağıran bir sisteme dayalı değil. Bu kurulmuş düzeneği sorgulamamız lazım. Borç-alacak, okul, eşlerle problem, geçim, gündem; hepsi birer zindan gibi.Batılı hayatın her şeyi, hepimizin her şeyi oldu. Ev, giyim, üniversite, toplum kurgusu, oturuş, kalkış…

Hakikatin belirleyicisi olarak kendini ortaya koyması empoze ediliyor insana. Dinin vaad ettiği cenneti, yeryüzünde oluşturmaya çalışıyor post-modernizm. "Beş duyu ile algılayamadığım şey yoktur" denmesi isteniyor. Hümanizm, insan sevgisi değil, insan aklını merkezîleştirmedir. Bizim hakikat tasavvurumuzda, nassı ortadan kaldırınca, boş konuşmuş olursun aslında. Yeryüzünden yaratıcıyı çekerseniz, insan ne yapar? Krize girip, uyuşturucu ile mutlu olmaya çalıştılar. Maalesef biz, işte bu adamların dününe sahibiz.

İnsanın, insanlık tarihinde olmadığı kadar çözüldüğü bir dönemdeyiz. İnsanın kendi tutkularının, heveslerinin, isteklerinin önemli olduğu; onların peşinden giderse mutlu ve özgür olacağı mesajı veriliyor.Merkezsiz merkezîliktir aslında bu. Merkeze bir şeyi koymama durumu, merkez haline gelmiş. Özgürleştiğini zannettikçe girdaba giren insanlıkla karşı karşıyayız.Biz bunları en çok, çocuklarımızla yaşayacağımız tartışmalarda göreceğiz,

İşimize gelse, hayattaki bazı sorunlarımızı kolaylaştırsa dahi milliyetçiliğin Türkiye coğrafyasındaki konumu bir müslümanın asla kabul edebileceği bir şey değildir. Müslümanca bir varoluşun adeta yerine ikame edilmiş bir kimlikten bahsediyoruz. Çünkü milliyetçilik / ulusçuluk dinin yerine ikame edilmiştir. Ontolojisi bu zemine dayanır. Bu özelliği tarihsel süreçte de değişmemiştir. Din ile ilişkisi de uyum kabiliyeti çok yüksek olduğu için dini kendisine kolaylaştırıcı bir unsur olarak değerlendirir.  

Asi ruh, yeni baştan kuşanmamız gereken ruhtur. Hayatın bütün ünitelerine yönelik "LÂ" bilincini kuşanmalıyız."Örgütlendirilmiş hayat"ın hiçbir ünitesine din karışmıyor. Oysa biz, bütün mevcudatın hakkını korumakla görevliyiz.

Asr süresi bize bu batılı dünyaya karşı hakkı ve sabrı birbirimize hatırlarak cemaat yapısı içinde direnebileceğimizi gösteriyor...

Program, soru-cevap ve katkı faslının ardından sona erdi.

 

p_20190302_210809.jpg

Kaynak: ''Milli Dindarlık ve Yozlaşma''

http://www.ozgurder.org/ sitesinden 17.11.2019 tarihinde yazdırılmıştır.