Gazze’de yaşananlar sadece Gazzelilerin değil tüm müslümanların imtihanı

Gazze’de yaşananlar sadece Gazzelilerin değil tüm müslümanların imtihanı

Özgür-Der-İHH Amasya Temsilciliğinde Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya tarafından "Büyüyen Gazze İmtihanı ve Müslümanlar" konulu seminer gerçekleştirildi.

Amasya Özgür-Der ve İHH seminer salonunda gerçekleştirilen seminerin açılış konuşmasını yapan Özgür-Der Amasya Temsilcisi Özgür Eryiğit, Gazze ile ilgili 6. semineri gerçekleştirdiklerini belirterek özellikle Gazze’de yaşananları gündemden düşürmemek, yaşanan süreç açısından sorumluluklarımızı hatırlamak adına seminerler gerçekleştirdiklerini vurguladı.

Gazze’de Yaşananlara Karşı Tepkimizi Diri Tutmalıyız

Açılış konuşmasının ardından söz alan Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, Gazze’deki katliamın geçmiştekilerden daha şiddetli ve farklı olduğunu ancak bunun sadece Gazzeli müslümanların değil, tüm Müslümanların bir imtihanı olduğunu, bu yaşananlardan herkesin dersler çıkarması gerektiğini ifade etti. Gazze’deki katliamın süreç uzadıkça ilk günlerdeki tepkinin giderek azalmasının normal olduğunu ancak bunun Müslümanlar için böyle olmaması gerektiğini belirten Kaya seminerde şu hususlara vurgu yaptı:

“Gazze’de 7 aydır katliamlar devam ediyor. Geçmişte de birçok katliama şahit olduk, ancak hiçbiri bunun gibi küresel ölçekte etki bırakmamıştı. Gazze’deki katliamın boyutu bombalanan yerlerin altından çıkan toplu mezarlarla daha görünür hale geliyor. Zalimlerin ne kadar gaddar ve acımasız olduğunu burada görmek durumundayız.

img-0897.jpg

Hamas’ı Bitireceğiz Diyenler Bugün Hamas’la Aynı Masaya Oturuyor

Elbette Gazze’de ciddi bir yıkım söz konusu. Bu inkar edilemez bir gerçek. Ancak bu kadar silah desteğine ve güçlerine rağmen 7 aydır zalimler emellerine ulaşamadılar. Haması bitireceğiz diyenler, şimdi Hamas’la ateşkes yapmak için aynı masaya oturuyorlar. Bu Müslümanlar açısından ciddi bir kazanımdır. Bu süreç içerisinde esirleri dahi alamadılar. Bunu iyi görmek durumundayız.

Yeryüzünün Tamamında Kuşatma Altındayız

Müslümanlar yıllardır baskı ve zulüm altında. Hindistan’da Keşmir zulmü, Çin’de Doğu Türkistan zulmü gibi birçok beldede zulüm ve katliamlar devam ediyor. Gazze sürecinde yeryüzünün tamamında kuşatma altında olduğumuzu daha iyi idrak ettik. Bu kuşatmayı kısa vadede çözeceğiz diye düşünürsek kendimizi kandırmış oluruz. Bu kuşatma ancak uzun soluklu bir mücadele neticesinde çözülebilir. Uzun soluklu bir mücadele için de bizlere birtakım sorumluluklar düşmektedir.

Umudu Olmayanın Davası Olmaz

Uzun soluklu mücadelede ilk olarak ümitvar olmak durumundayız. “Allah’ın rahmetinden ancak kafirler ümidini keser.” ayetini kendimize rehber edinmeliyiz. Umudu olmayanın davası da olmaz.

Umudumuzu azaltıp bizleri karamsarlığa sevk eden her türlü yaklaşımdan uzak durmalıyız. Yaşanılan tüm bu sarsıcı süreçle ilgili olarak yapılan ve yapılmayanlara dair eleştiri, özeleştiri mutlaka yapmalıyız. Ama bu eleştiriler teşvik edici olmalı, bizleri geliştirmeli ve karamsarlığa sürüklememeli. Gazze’de yaşanan katliamın faturasını herkes birilerine çıkartmaya çalışıyor. “Bu ümmetten bir şey olmaz, bu İslami cemaatler, yapılar bir şey yapmıyor, hükümet katliama ortak oluyor, eylem yapıyorsunuz da ne oluyor” gibi eleştiriler bizi ileri götürmediği gibi insanların moralini bozup umutsuzluğu da artırmaktadır. Müslümanların zaaflarını, eksiklerimizi, İslam dünyasındaki acziyetş ve hükümetin yanlışlarını ortaya koyalım, koymalıyız da ama bu soykırımın sorumluluğunu Müslümanlara, İslami camiaya ya da hükümete yüklemek adil değildir. Kılıcımızın keskin tarafı her zaman işgalcilere, zalimlere karşı olmalıdır. Hükümetin İsrail ile ticaretini elbette eleştireceğiz Ancak bundan dolayı soykırımın suçunu hükümete yüklemek doğru olmaz. Müslümanların zaaflarını konuşacağız ama Gazze ile ilgili müslümanlar hiçbir şey yapmıyor dersek adil olmaz. Müslümanları mahkum eden her eleştiri zalimlerin ekmeğine yağ sürer. Müslümanları tahkir eden bu anlayışlara karşı uyanık olmak durumundayız.

Yapılan Hiçbir Eylemi Küçük Görmemeliyiz

Gazze’de yaşanan katliama tüm dünyada olduğu gibi İslam dünyasında da tepkiler devam ediyor. Batıdaki eylemlere karşın İslam dünyasındaki tepkilerin yetersiz olduğu söyleniyor. Ancak bu yaklaşım doğru değildir. Malezya’da, Pakistan’da milyonlarca müslüman Gazze için eylemler yaptılar. Ama batıda yapılan eylemler kadar gündem olmuyor.

Türkiye özelinde eylemlerin sönük geçtiği, İslami camianın duyarsız olduğu gibi bir yaklaşım doğru değildir. Türkiye toplumunda İslami camiada eylemlilik geleneği geçmişte oldu gibi bugün de zayıf. Ama bu durum diğer yapıların Gazze için hiçbir şey yapmadığı anlamına gelmiyor. Tüm İslami yapıların kendi yapısı içerisinde bu zulme karşı mücadelesi var. Maddi olarak ciddi destek veriyorlar. Eylemlere katılmıyorlar diye bu yapıları hiçbir şey yapmıyor diye eleştirmek adil değildir.

Yaptığımız eylemlerin, boykotların hiçbir anlam ifade etmediği gibi bir anlayış da doğru bir yaklaşım değildir. Nitekim bizler gücümüzün yettiğinden sorumluyuz. Yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışmalıyız.

Bugün bu zulmü durdurmaya gücümüz yetmiyor ama bu zulme karşı meydanlarda sesimizi yükseltmeye gücümüz yetiyor. Yapılan bu eylemleri küçük görmemeliyiz. Rasulullah (sav) Biri Maune’de pusuya düşürülen ve katledilen sahabeler için işin içinde anlaşma yapılan birçok kabile olmasından dolayı fiziki bir karşılık verememiş ama bu zulmü yapanlara beddua etmiştir. Bu sebeple bizler de bu zulme karşı elimizden beddua etmek ve meydanlarda sesimizi yükseltmek geldiği için bunu yapıyoruz. Yani yapılan bu eylemler Rasulullah (sav)’in sünnetidir. Bizler sonuçtan sorumlu değiliz. Bizler elimizden geleni yapmakla sorumluyuz. Eylem yapıyorsunuz da ne oluyor eleştirisi doğru bir eleştiri değildir.

Bu zulmü meydanlarda, sosyal medyada duyurmaya devam etmeliyiz. Boykot bilincini diri tutmalıyız. Yaptıklarımızı elbette yeterli görmemeliyiz. Yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışmalıyız. Ama yaptığımız eylemleri de küçük görmemeliyiz. Biz rabbimizin yolunda ciddiyetle mücadele edersek Allah bize kapı açacaktır. Sonuca değil sürece odaklanmalıyız.

img-0875.jpg

Gazze’de Yaşananlar Bize Hayatın Anlamını Sorgulatmalı

Gazze’deki izzetli direniş ve rabbimize teslimiyet örnekliği tüm dünyayı etkilediği gibi bizleri de etkilemektedir. Elbette bu yaşanan süreçten dersler çıkarmalı ve ciddi bir muhasebe yapmak durumundayız.

Yaşanan bu süreç bizlere hayatın anlamı üzerinden tekrar sorgulama yapma fırsatı sunmuştur. Allah’ın dini için sabretmenin, direnmenin, ahiret odaklı bir yaşamın bilincini kuşanmalıyız. Bu hayattaki amacımız daha iyi bir ev, daha iyi bir iş, daha iyi bir eş olmasından ziyade rabbimizi razı edecek yaşam olmalıdır. Gazze’de yaşanan süreç dünyaya bakışımızda bir değişiklik oluşturmamışsa kaybedenlerden oluruz.

Gazze'deki izzetli direniş Hristiyan dünyasını harekete geçirdi. Birçok gayri müslim bu direnişten etkilenip ya müslüman oldular ya da islamı araştırmaya başladılar. O zaman şunu sormalıyız: “Bizim müslümanlığımız insanlar üzerinde ne kadar etkili? Söylediklerimizle yaptıklarımız tutarlı mı?” diye muhasebe yapmak durumundayız.  Zaaflarımıza odaklanmalı ve bunları giderme konusunda mücadele etmeliyiz.

Irkçı ve Milliyetçi Anlayışlara Karşı Uyanık Olmalıyız

Yaşanan bu süreç bizleri İslam ümmetinin bir parçası olduğumuzu hatırlatmalı. Kendimizi cahiliye asabiyesi olan milliyetçi ve ırkçı kimliklerle tanımlama hastalığından uzak tutarak, “Ben Müslümanlardanım.” şuurunu diri tutmalı. Sahabe de bile bu cahiliye asabiyesi sıfırlanamamışsa, bizlerin daha dikkatli olmamız gerektiği ortadadır.

Kardeşlerimizin sıkıntılarını kendi derdimiz olarak görmeliyiz. Protestolar, yürüyüşler, boykotlar bu derdimizin bir yansımasıdır. Bu yapılanlar kardeşlerimize kuvvet verirken zalimleri de tedirgin etmektedir. Zulmü durduramıyoruz ama senden değiliz diyoruz.

Bu yapılanları küçük görmek yanlış olduğu gibi büyük görmek de doğru değildir. Amellerimizi yeterli görmek bizi ileri götürmez. Her zaman daha iyisini arzulamalıyız. Günah ve düşmanlıkta değil, hayır ve iyilikte yarışmalıyız. Ümmet için eylemlerimizi  devam ettirmeliyiz. Yapılan bir eylemi ancak daha hayırlı bir şey varsa terk edebiliriz. Aksi takdirde bu mazeret Allah katında geçerli olmayacaktır. Gazze’de yaşananların bizleri yeniden bir dirilişe vesile kılması için rabbimize dua ederek sözlerimi tamamlamak istiyorum.” dedi.

Seminer katılımcıların soruları eşliğinde sona erdi.

Önceki ve Sonraki Haberler