Yargı darbesi protesto edildi

Yargı darbesi protesto edildi

Anayasa Mahkemesi’nin adeta yargı darbesi anlamına gelen Yargıtay Başsavcısı’nın iddianamesini kabul etmesi bugün TEHÖP tarafından Fatih Saraçhane’de protesto edildi.

Birçok İslami kuruluşun bir araya gelerek oluşturduğu Temel Hak ve Özgürlükler Platformu (TEHÖP), bugün Fatih Saraçhane Parkı'nda gerçekleştirmiş olduğu eylemle "yargı darbesi"ni protesto etti.

TEHÖP bileşenleri temsilcilerinin ve platforma üye dernek mensuplarının katıldığı eylemde "Yargı Oligarşisi Halkın İradesini Teslim Alamaz!" yazılı bir pankart açıldı. "Anayasa Mahkemesi Halkı da Kapatacak mı?", "AK Parti Değil, Halkın İradesi Tasfiye Edilmek İsteniyor!", "Hukuk Kılıfına Sarılmış Despotizme Geçit Yok!", "Halkın İradesi Despotizme Pabuç Bırakmaz!", "Yuh Olsun Size ve Taptıklarınıza!", "Atanmışlar Seçilmişlere Hükmedemez!" yazılı dövizlerin de taşındığı eylem boyunca "Kahrolsun Yargı Despotizmi!", "Yargı Kendine Yeni Bir Halk Bul!", "Herkes İçin Adalet Başörtüye Özgürlük!", "Darbeciler Yenilecek Direnenler Kazanacak!" şeklinde slogan atıldı.

Hukukçular Derneği Başkanı Kamil Uğur Yaralı'nın platform adına basın açıklamasını okuduğu eylemde ASDER Başkanı Adnan Tanrıverdi, Mazlumder İstanbul Şube Başkanı Ayhan Küçük, Özgür-Der Yönetim Kurulu üyesi Rıdvan Kaya ve Haksöz yazarı Bahadır Kurbanoğlu birer konuşma yaptılar.

Anayasa Mahkemesi'nin iddianameyi kabul etmesinin halkın iradesine ipotek koymak anlamına geldiğini belirten konuşmacılar; bu ülkede darbeci ve çeteci güçlerin dayattığı "hukuk"un egemen olduğu ve halkın iradesinin üzerinde sürekli olarak demoklesin kılıcının sallandığını ifade ettiler. Anayasa Mahkemesi'nin değil; bizzat Meclis'in Anayasa Mahkemesi'ni kapatma yetkisi olduğunu belirten konuşmacılar; hükümetin askeri, sivil bürokrasisi, yargısı, medyası, çeteleriyle tüm darbeci güçlerin üstüne gitmesi gerektiğini vurguladılar.

HAKSÖZ-HABER

 

Basın Açıklamasının Tam Metni:

ANAYASA MAHKEMESİ HUKUKSUZLUĞA ONAY VERMİŞTİR!

Çok partili sisteme geçildiğinden bu yana Türkiye'de çeşitli bahanelerle ortalama her 10 yılda bir tekrarlanan darbeler ve muhtıralar ile halkın iradesi baskı altına alınmış, hukuk yoğun ve sistematik bir tarzda çiğnenmiştir.

Daha henüz 28 Şubat postmodern darbesinin ölümcül etkilerinden kurtulamamış siyaset kurumu, şimdi de halkın yarısının oyları ile iktidara gelmiş AK Parti'nin "laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği" gerekçesi ile kapatılmak istenmesiyle komaya sokulmak  istenmektedir. Anayasa Mahkemesi, cumhurbaşkanı hakkında dahi siyasi yasaklılık talep eden hukuki anlamda tatmin edici gerekçelerle hazırlanmamış ve tamamen soyut suçlamalarla dolu bir iddianameyi kabul etmek sureti ile Cumhuriyet Başsavcılığının zeminini hazırladığı "bir yargı muhtırası ile mi karşı karşıyayız" sorusunu akla getirmektedir.

İddianamenin Anayasa mahkemesine intikalinden 2 gün önce İşçi Partililerin bilgisayarına kaydedildiğinin Ergenekon soruşturması kapsamında ortaya çıkması bile iddianamenin geçersizliği için yeterli bir nedendir. Buna rağmen kamuoyu nezdindeki itibarı ve meşruiyeti 367 kararı ile tartışılır hale gelmiş olan Anayasa Mahkemesi, iddianameyi iade ederek davayı hiç görüşmeden reddetmek yerine davayı esastan görmeye başlamıştır. Bu durum yargı eliyle halkın vesayet altına alınmasından başka bir manaya gelmeyecektir.  

Uluslar arası sözleşmeler ve Türkiye'nin de bağlı olduğu AB kriterleri uyarınca terör ve şiddeti yöntem olarak benimsememiş siyasi partilerin kapatılmasının hukuki değil, siyasi bir tasarruf olduğu açıktır. Siyasi partilerin soyut sebeplerle kapatılması en başta hukuk devleti ilkesiyle çatışmaktadır. Basit gerekçelerle iktidar partisinin kapatılması, millet iradesini ve milleti yok saymaktan başka bir şey değildir. 1960 ihtilalinden sonra 24 siyasal partiyi kapatılmasına tanıklık eden Türkiye artık bu ayıptan kurtulmalıdır.

Türkiye, gerçek gündemine geri dönmeli ve sorunlarına kalıcı çözümler üretmelidir. Kaos oluşturmaktan başka bir işe yaramayan suni gündemleri terk etme kararlılığını göstermelidir.

Toplumun temel problemi, halkın değerlerinden uzak olduğu halde kendilerini devletin vazgeçilmez ve tartışılmaz sahibi olarak gören bu zümrenin, halkın değerleri ve taleplerine karşı kesintisiz sürdürdüğü mücadeledir. Meşruiyetini toplumun iradesinden almayan ve halkın değerleri ile esaslı şekilde çatışan bu zümre önemli noktaları işgal etmekte olup, vesayet rejiminin devamı için hukuku hiçe saymaktadır.

AK Partinin kapatılmasına yönelik iddianamenin en somut gerekçesi, özgürlüklerin önünü açıcı düzenlemeler yapmaktır. Üniversitelerdeki kılık kıyafet nedeni ile eğitim ve öğretim hakkı önündeki engelleri kaldırma çabası ve bu yöndeki beyanatlar bile suç addedilmekte, halkın %80'ine yakın bir kısmının iradesi doğrultusunda oluşturulan anayasa değişiklikleri partinin kapatma sebebi olarak kabul edilmektedir. Hukuki temeli olmayan bu gerekçelerle halkın yarısının oyunu almış bir partiyi kapatmak olsa olsa halkın iradesini ve hatta halkı yok saymaktan başka bir şey değildir.                

Meşruiyetini halkın iradesinden alan Anayasal düzeninin, yargı erkinden beklentisi yasama ve yürütmeye müdahale etmeksizin hukukun gereğini yerine getirmesidir. Bu dava,  yasama ve yürütmeyi ve dolayısıyla egemenliğin sahibi olan halkı, yargıya boyun eğmeye zorlamaktadır. Meşruiyetini halktan almayan ve üstelik halka karşı kullanılan bir yetkinin varlığını kabul etmek mümkün değildir.

Son gelişmelerde göstermiştir ki ; Türkiye'nin askeri müdahalelerin gölgesinden uzak, halk iradesini yansıtan yeni ve sivil bir anayasaya ihtiyacı vardır. Yeni anayasa ile millet iradesini vesayet altından kurtaracak düzenlemeler acilen yapılmalı, Anayasa Mahkemesi ve diğer yüksek yargı organlarının yapısında halk iradesini işler hale getirecek, hak ve özgürlükleri esas alan düzenlemeler esas alınmalıdır. TBMM, acilen bu meselelerde kalıcı çözümler üretmeli ve Türkiye'yi suni gündemlerle oyalayanlar hakkında gerekli çalışmalar başlatılmalıdır.

TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PLATFORMU

AKABE VAKFI · AKDER · ANADOLU GENÇLİK DERNEGİ · ASDER · HUKUKÇULAR DERNEĞİ · İHH · MAZLUMDER · ÖZGÜR-DER · TAYDER · TİYEMDER · ULUSLARARASI HUKUKÇULAR BİRLİĞİ

Önceki ve Sonraki Haberler