Danıştay'a, Taksim’de Protesto

Danıştay'a, Taksim’de Protesto

ALES'te kılık kıyafetle ilgili yeni düzenlemenin yürütmesini durduran Danıştay'a yönelik tepkiler sürüyor. Üniversite öğrencileri Taksim'de düzenledikleri eylemde “At Gözlüğünü Danıştay!” dediler.

Özgür-Der Üniversite Gençliği ve Özgür Açılım Platformu'nun çağrısıyla 22 Ocak Cumartesi günü saat 13.00'da bir araya gelen üniversite öğrencileri Danıştay'ın geçtiğimiz hafta verdiği ALES sınavına başörtülülerin alınmaması kararını protesto etti.

Eylemin sunuculuğu yapan Nebiye Arı, Danıştay'ın almış olduğu kararı değerlendiren ve Eğitim-İş sendikasının yasakçılığını eleştiren bir giriş konuşması yaptıktan sonra sözü Özgür-Der Yönetim Kurulu Üyesi Hülya Şekerci'ye bıraktı. Hülya Şekerci, Danıştay'ın yasağa gerekçe olarak öğrencilerin teşhis edilemeyeceği iddiasının tutarsız ve saçma olduğunu söyledi. Başörtüsünü yasaklamaya çalışanların halkın nefretini kazandıklarını ifade eden Şekerci başörtüsü yasakçılarına karşı mücadele etmeyi sürdüreceklerini vurguladı.

Hülya Şekerci'nin konuşmasının ardından sözü Özgür Açılım Platformu'ndan Zübeyr Berk aldı. Yasakçıların ve zorbaların karşısında durmanın önemini vurgulayan Berk, İslam'a ve Müslümanlara düşmanlık eden zihniyetle sonuna kadar mücadele edeceklerini, Müslüman öğrenciler olarak inançlarına ve değerlerine yönelik saldırılara karşı çıkacaklarını ifade etti.

Daha sonra Büşra Bulut, Özgür-Der Üniversite Gençliği ve Özgür Açılım Platformu imzalı basın açıklamasını okudu. Açıklamada kararın gerekçesine tepki gösterilirken Tunus'taki devrim ve Azerbeycan'daki hicab direnişi de selamlandı.

Eylem sırasında "At Gözlüğünü Danıştay, Başörtüsü Asıl Kimliğimizdir" yazılı pankartın yanı sıra "Yargı Despotizmine Son!", "Danıştay Dayatmasına Boyun Eğmeyeceğiz!", "Başörtüsü Kimliğimizdir!", "At Gözlüğünü ki Teşhis Edesin!" yazılı dövizler taşındı.

Eylemde "Başörtüsü Özgürlük Bayrağımızdır!", "Kahrolsun Yargı Despotizmi!", "Yaşasın Başörtüsü Mücadelemiz!", "Uyan Diren Özgürleş!", "Kemalist Yargıçlar Halkın Düşmanı!", "İnanca Saygı Başörtüye Özgürlük!", "Yaşasın Küresel İntifada!", "Yaşasın Küresel İntifada!", "Yaşasın Hicab Direnişimiz!", "Cüppeli Darbe Düzenine Son!", "Uyan, Diren, Özgürleş!" sloganları atıldı ve tekbir getirildi.

HABİL SAĞLAM / HAKSÖZ-HABER

Basın Açıklamasının Tam Metni:

Başörtüsü Kimliğimizdir!

Arkadaşlar, bugün burada bu ülkenin yıllardır gündeminden düşmeyen başörtüsü yasağını bir kez daha, hem de utanmazca gerekçelerle gündemimize sokan Danıştay'ı ve bu akıl ve ahlak dışı uygulamayı lanetlemek için bir araya geldik.

İnsanların diline ve ekmeğine olduğu gibi dinine el uzatan, inancını yok sayan, kimliğini ötekileştiren egemen zulüm düzeninin karakteri geçtiğimiz günlerdeki Danıştay kararıyla bir kez daha kendini göstermiştir. Geçen hafta 2010 ALES sonbahar dönemi kılavuzunda sınava girecek adayların başı açık olma zorunluluğunu ortadan kaldıran düzenlemeye karşı Eğitim-İş'in Danıştay'a açtığı dava, 8. Daire'nin yürütmeyi durdurmasıyla sonuçlandı. Danıştay kararını, öğrencilerin başörtülü olarak sınava girmesinin adayların teşhisinde güçlük oluşturacağı ve sınav güvenliğini olumsuz etkileyeceği gibi saçma bir gerekçeye dayandırıyor. Başörtüsü yasağını inatla, ısrarla ve ahlaksızca sürdürenlere karşı kimliğimizi göstermek, bizi tanıyamayanlara karşı açık bir şekilde sözümüzü söylemek için bugün buradayız.

Danıştay'ın vermiş olduğu karar, 28 Şubat'tan günümüze insanların hakkını gasp eden zulüm mantığının yaşatılmak istendiğini gösteriyor, Müslümanlar olarak bize hayatı dar etmeye çalışan bu ahlaksız yasağı devam ettirmeye çalışanlara açıkça sesleniyoruz: Bu kararı tanımıyoruz!

İnsanlara zulmetmeyi, inanç ve düşüncelerine saygı göstermek yerine onların üzerinde tanrılaşmayı var oluş amacı hâline getirmiş olan zihniyetin temsilcisi olan Danıştay'ı ve verdiği karar parçasını lanetliyoruz! 28 Şubat döneminde Müslümanlara psikolojik harp teknikleriyle saldıran, ikna odalarıyla başörtülüleri yıldırmaya kalkan müstekbirler nasıl hesap verecekse bugün hukuku baskılarına alet edenler de yaptıklarının hesabını verecek, hakkını çaldıkları halkın intikamıyla yüzleşeceklerdir! Danıştay adayların tanınmayacağı gibi bir iddiayla insanların geleceklerini çalma cüretini kendinde nasıl buluyor? İnsanlarla adeta alay edercesine böyle kararlar alanların hukuğun değil zorbalığın temsilcisi oldukları bugün bir kere daha tescillenmiştir.

Alınan bu karar, aslında Danıştay'ın elinden gelse başörtüsünü kamusal hayatın bütününde yasaklamayı istediğini, başörtülülere vebalı muamelesi yaparak hayatın hiçbir alanında onlara yaşam hakkı tanımamaktan yana olduğunu ortaya koydu. "Tanınmakta zorluk çıkması ihtimali" gibi bir gerekçeyle başörtüsünü engellemek isteyenler ellerinden gelse "tanınması zor" iddiasıyla başörtüsüne pasaportta da, ehliyette de, nüfus kâğıdında da yasak getirecek, başörtülülerin herhangi bir kamu kuruluşundan içeri adım atmalarını, belki de sokakta dolaşmalarını dahi engelleyecekler!

Allah-u Teala kitâbında, bizi yurdumuzdan sürüp çıkarmaya çalışan zorbalara karşı hep birlikte mücadele etmeye çağırıyor. Kimliği yok sayılan ve doğup büyüdükleri yurtlarından dışlanan Kürtleri hedef alan baskılara, dünyanın dört bir yanında masumların kanını akıtarak, insanların emeğini ve ekmeğini çalarak yeryüzünü insanlığa dar eden vahşi kapitalizme karşı çıktığımız gibi başörtüsü yasağıyla bizi yaşadığımız topraklarda parya durumuna düşüren Kemalizme de sonuna kadar karşı çıkacağız! Adaletin tesis edilmesi ve zorbaların hesap vermesi için elimizden geleni sonuna kadar yapacak ve Müslüman öğrenciler olarak zulmün ve talanın karşısında hakkın ve adaleti talep ederek şahitlik vazifemizi yerine getireceğiz.

Geçtiğimiz günlerde Tunus'ta gerçekleşen devrim, zulmün âbad olmayacağını, en güçlü sanılan otoritelerin, yenilmez sanılan diktatörlerin birkaç günde yerle bir edilebileceğini gösterdi. Saçlarından devrilmiş sarayların dumanları savrulan şanlı Tunus halkını ve devrimci intifadalarını selamlıyoruz!

Aynı şekilde bir süre önce Azerbeycan'da yürürlüğe konan hicab yasağı da Müslümanlara karşı savaşım veren zorba yönetimlerin başımızdan derhal def edilmesinin ne kadar gerekli olduğunu ortaya koymuştur. Azerbeycan'da başörtüsünü yasaklayan Aliyev yönetimi, Tunus diktatörü Zeynelabidin bin Ali'nin akıbetinden ibret almalıdır. Azerbeycan'daki hicab direnişini ve hicab tutuklularını da buradan selamlıyoruz!

Kendine Kemalist devrimleri örnek alan Tunus diktası da başörtüsünü kamusal alanda ve hatta sokaklarda yasaklamış, bugün Türkiye'de Danıştay'ın temsilciliğini yaptığı İslam düşmanlığında sınırları zorlamıştı. Bin Ali'nin Kemalist yönetimi şükürler olsun ki çöktü! Türkiyeli zorbalar da bilsin ki adaletin geldiği gün Bin Ali gibi kaçacak delik bulamayacaklar, Kemalistler bilsin ki halkın nefretini kazanmanın bedelini ödeyecekler, Allah'ın ayetlerine savaş açanlar bilsin ki yaptıkları bu dünyada ve ahirette cezasız kalmayacak, Danıştay bilsin ki insanlarla alay eden gerekçelerinin ve hukuksuzluklarının hesabını vereceği günler yakındır! Bugün olduğu gibi bundan sonra da başörtümüzle yasakçı diktaların ve cüppeli zorbaların karşısına çıkacak, İslami kimliğimizin nişanesi olan başörtümüzle baskıcı ulus-devlet politikalarına olduğu gibi küresel kapitalizme ve dayatmalarına da karşı çıkacağız! Allah kendisinin rızasını kazanmak için çaba gösterenlerin yar ve yardımcısıdır!

Özgür-Der Üniversite Gençliği – Özgür Açılım Platformu

Önceki ve Sonraki Haberler