02.12.2016 16:31
Türkiye’deki Darbecilik Geleneği ve 15 Temmuz Darbe Girişimi
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der Beykoz Şubesi'nin her ayın son Çarşambası düzenlediği aylık seminerlerden; "Türkiye’deki Darbecilik Geleneği ve 15 Temmuz Darbe Girişimi" üst başlıklı olanı, dernek binasında 30 Kasım akşamı gerçekleştirildi.

Özgür-Der Beykoz Şubesi'nin her ayın son Çarşambası düzenlediği aylık seminerlerden; "Türkiye'deki Darbecilik Geleneği ve 15 Temmuz Darbe Girişimi" üst başlıklı olanı, dernek binasında 30 Kasım akşamı gerçekleştirildi. Konuşmacısının araştırmacı-yazar Hamza Türkmen olduğu program yoğun bir ilgi ile takip edildi.

Hamza Türkmen'in dikkat ve ilgi ile izlenen sunumundan aldığımız kimi notları buraya maddeleyerek aktarıyoruz.

1- Darbecilik olgusu ve darbeciler bu ülkenin yabancısı olmadığı şeylerdir. Sistemin kuruluş mantığı ve kurucu iradesi bu olgu üzerine gelişmiş ve şekillenmiştir. Meclisin ilk kurulduğu günlerde Mustafa Şükrü cinayeti olarak bilinen hadise bizatihi bu darbeci anlayışın tezahürüdür. Darbecilik, gücü/silahı elinde bulunduran azınlığın, çoğunluk üzerine galebe çalma arayışı ve arzusudur. Bu sistemin halk ile onun değerleri ile ta en baştan barışık olmayışıdır ki, sistem kurucularını darbeciliğe yöneltmiştir. 

2-Vesayet, anlam itibari ile aklı ermeyenler namına ya da onlar 

adına başkalarının karar alması, hareket etmesidir. Bu ülkede sistemin elitleri halkı; aklı ermeyen, bidon kafalı, göbeğini kaşıyan şeklinde vasıflandırdıkları için, halka güvenmezler, halkı sevmezler ve onun kendisini yönetebileceğini, doğru kararlar alabileceğini düşünmezler. Karar vermek, doğru politika oluşturmak konusunda halka güvenmeyenler, kendilerini halkın vasisi olarak, halk adına hareket edecek kişiler olarak görürler.

3-Zihniyet böyle olunca da yani kendisini halkın üstünde görünce, halkı hizaya sokmak, denetlemek ve hatta gerektiğinde onu cezalandırmak için bazı kurum ve kuruluşlar ya devreye sokulur ya da bizzat oluşturulur. Ülkemizdeki egemen azınlığın, halka nizamat verme işini yıllardır Ordu/TSK eliyle yapmasının mantığı ve manası da burada yatar. 

4- Ülkenin gidişatı ve geleceği ile ilgili karar verme işi, dünyanın her yerinde siyaset ile olur. Siyaset yapıcı olarak belirlenen ve beliren halkın devre dışı tutulmasının yolu bazen Cumhuriyetin ilk yıllarındaki gibi olirgaşik yapılar lehine cinayete varan eylemlerle olur. Bazen 1960 darbesi gibi, halkın büyük çoğunluğunun seçtiği Başbakan'ı asarak müdahale ile olur. Bazen 1971'de olduğu gibi Meclise dayatma ile olur. Bazen 1980'de olduğu gibi bütün partileri kapatarak olur. Ya da 1997 yılında 28 Şubat olarak beliren ve adına post modern denilen, korkutma-baskılama yolu ile halkı ve temsilcilerini etkisiz hale getirmeye, teslim almaya çalışmak ile olur. Bu melun ve menfur yöntemin envaiçeşit yolları olsa bile temelini, esasını korkutma, zorlama ve baskı oluşturur. Bu iş için en kullanışlı enstrüman ise her seferinde silahı elinde tutan Ordudur. Diğer unsurlar ise bu esas unsura yardımcı olur, destek verir. Onların da yine halk ile araları soğuk, mesafeli kuruluşlar olduğu malumdur. Bu yardım işinde işlevsellik bakımından en fazla dikkat çeken ve silahlı unsurlara destek olan kurum yargıdır. Aydınlar, medya ve üniversitelerdeki rolleri ile bu iki esas güce destek olan üçüncü unsurdur. 

5- 15 Temmuz darbe girişimine dahil olan ve adı FETÖ olarak kodlanan hareketin temel mantığı ve işleyişi de çok ilginç bir şekilde, yukarıdakilerin yolunu yani ülkede yıllardır halka güvenmeyip onu sürü gibi görüp hareket eden Kemalistlerin yolunu takip etmiştir. 

6- Bu bakımdan FETÖ aslında yeni bir olay ve olgu değildir. 15 Temmuz'u diğer darbelerden ve darbecilerden ayıran esasta bir fark yoktur. Sadece darbecilerin isimleri burada farklıdır. Zaten Türkiye'de bir çok kere darbeciler değişik isimler altında ama aynı yol ve amacı takip ederek hareket etmişlerdir. Misal 1960 darbesi Kemalizmin kısmen Sol yorumlanması adına,  1980 darbesi Kemalizmin kısmen Sağ yorumlanması adına olmuştur. 28 Şubat Kemalizmin Sol ve Sağ yorumlarının bir araya gelmesi ile şekillenmiştir. 15 Temmuz da Kemalizmin Fetö tarafından yapılan yorumlaması ile ortaya konmuştur. Söz konusu darbecilerin Televizyondan okudukları bildirinin "Yurta sulh" şeklinde ifade edilmesi ile bildirinin Kemalist ilkelere dönük atıflarla bezeli olması da bu yorumlama meselesi ile alakalıdır.

7- Yine bütün darbelerin-darbecilerin Amerika ve Nato'ya selam verme geleneği, bu darbenin elebaşısının Amerika'da olması ve Amerika'nın onu hala koruyup kollaması ile de devam etmektedir. Amerikan çıkarları ile uyumlu olan siyasetlerin genel karakteristliği olan Ordu gücünü elinde bulundurma işinde esas mezkur bu çıkarlar hilafına olmamaktır. Kim ve kimler olduğun Amerika için önemli değildir.

8- 15 Temmuz bu yönüyle Kemalizmin yeni versiyonu ya da en azından Kemalizmin bütün yol ve yöntemlerinin takipçisidir. FETÖ denilen yapının aynı Kemalistler gibi etkili kurum ve kuruluşları ele geçirme stratejisi onları sonuçta Kemalist yöntem olan darbeciliğe de mahkum etmiştir. Kemalizmin tepeden inmeci, elitist tutumunun aynısını Gülenciler takip etmişlerdir. Az ama etkili insan yetiştirmek tarzının nihai hedefi her yerde bu azınlığı, büyük çoğunluktan yani halktan yani güdülecek kitleden ayrı tutmak ve öncelemektir.

9- Bu gün etrafın toz-duman olduğu şu günlerde FETÖ ile Kemalistler arasındaki bu münasebeti gözden kaçırmak, FETÖ'nün tamamen Kemalist yöntemlerle hareket ettiğini unutup, Kemalistlere yakınlaşmak, yağmurdan kaçarken doluya yakalanmak olur. Bu ülkede defalarca darbe yapmış Kemalistlerin fırsat bulsalar yine kimseye göz açtırmayacak oldukları unutulmamalıdır. 

10- Hamza Türkmen'in yukarıya bir kısmını alıntıladığımız ifadelerinin ardından dikkatle dinlenen program son buldu. Programın sonunda Suriyeli kardeşlerimiz için Özgür-Der'in başlattığı; "Her Evden 1 Çuval Un" kampanyası da tekrar hatırlatıldı.

beykoz-20161202-02.jpgbeykoz-20161202-03.jpgbeykoz-20161202-01.jpgbeykoz-20161202-04.jpg

DİĞER HABERLER