26.01.2017 23:17
"Toplum Değerlendirmesi ve Ölçülerimiz"
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür-Der Beykoz Şubesi'nde, aylık seminerler devam ediyor.

En son, 25 Ocak Çarşamba akşamı dernek binasında, "Toplum Değerlendirmesi ve Ölçülerimiz" başlıklı seminerini, Temmuz Dergisi Editörü Mustafa Yılmaz sundu.

Mustafa Yılmaz'ın önce toplum kavramı üzerinde durduğu konuşmasından aldığımız kimi notları şöyle sıralayabiliriz.

-Toplum, bir çırpıda ifade edilebilecek, tanımlanabilecek yalınlıkta ve basitlikte değildir. İçinde muhtelif kişilerin, grupların olduğu girift, karışık ve karmaşık bir olgudur toplum. Dolayısıyla da genellemeci, indirgemeci kolaycılıklar dışında toplum değerlendirmesi basitçe ele alınamaz.  Basitçe ele almamak demek, onun hakkında konuşmamak, onu anlamaya girişmemek demek değildir. Her işte ve her konuda olduğu üzere sağlıklı değerlendirme yapabilmenin yolu bilgiden, doğru bilgiden geçer. Toplum değerlendirmesi de öncelikli olarak doğru bilgiler ışığında yapılmalıdır.

-İnsanoğlunun yeryüzündeki varolma çabası aynı zamanda bir anlamlandırma çabasıdır. Anlama çabasıdır. Bilgi burada bunun için anlamlıdır. Malumat değil bilgi. Bilgi, kulaktan dolma/duymadan ya da üstünkörü göz atmalardan farklıdır. Emek isteyen, uğraş isteyen, tahkik isteyen bir süreçtir bilgilenme süreci.

- Anamız, babamız, akrabamız, komşularımız gibi en çok tanıdıklarımız kadar, hiç bilmediğimiz, tanımadığımız, görmediğimiz insanların da yaşadığı toplumda, tanımdan daha da ötede; davranış, ilişki ve iletişimin rolü öne çıkar, önem kazanır. Bir apartmanda bile muhtelif kişilerin olduğu gerçeği, bize kolay tanımların ve kolay önermelerin imkanlı olmadığını hatırlatır. Kozmopolit bir dünyada yaşıyor olduğumuz gerçeği ile hareket edildiğinde, topluma karşı tek bir yol ve yöntem izlenemeyeceği; yere, kişiye, duruma göre hal ve hareket takibetmek lüzumu ortaya çıkar.

- Tanım düzeyinde muhtelif kategorilerle, çok değişik kişilerle komplike bir oluşumun adı olan toplumun karşısında esas olan, bizim durumumuz, duruşumuzdur. Bizim yani Müslümanların tavrı, teması, tebliğ ve şahitlik kavramları ile de ilişkilidir.  Selam vermekten, borç vermeye, düğününe, bayramına katılmaya kadar toplumumuzla ilgili olunmalıdır. Akrabalık, komşuluk, arkadaşlık gibi ilişkilere bu yüzden önem verilmeli, modern yalıtılmışlık ve yalnızlıktan kaçınılmalıdır.

-Toplumla ilişkilerimizden, iletişimimizden beklentilerimiz de akşamdan-sabaha hemen değişim arzusu, beklentisi taşımamalıdır. Esasen hiç bir şey için hızlı değişim ve dönüşüm sağlam ve sağlıklı olmaz. Biz ilgili, bilgili ve ahlaklı çabalarla insanların yüreğine seslendiğimizde, onlar için samimi ve iyi niyetli davrandığımızda, öz verili hareket ettiğimizde bunun karşılık bulmaması imkansızdır. İnsan fıtratı iyilik, merhamet ve adalete muhakkak olumlu karşılık verir. Bu kesin, kati bir kuraldır.

-Kendi gafletimizi, beceriksizliğimizi ve gayretsizliğimizi toplumu etiketleyerek, dışlayarak ve kolayca mahkum ederek gizleyemeyiz. Sahabelerin bir çoğunun nasıl bir büyük gayret gösterdiğini ve nasıl binlerce insanın hidayetine sebep olduklarını okuyup durmak yetmez, bu başarıları getiren gayretlere, mücadeleye girişmek gerekir.

Mustafa Yılmaz'ın, "Toplum Değerlendirmesi Ve Ölçülerimiz" başlıklı sunumu bu çerçevede gelişerek son buldu. Ardından dinleyicilerin sorularına verilen cevaplarla program son buldu.

dsc_0983.jpgdsc_0988.jpg

DİĞER HABERLER