08.07.2017 22:01
Katledilen Muhacir Anne ve Bebeği İçin Ankara'da Gıyabi Cenaze Namazı
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sakarya'da vahşice katledilen Muhacir Emani el-Rahmun ve 10 aylık bebeği için gıyabi cenaze namazı kılındı. Kaynak: Katledilen Muhacir Anne ve Bebeği İçin Ankara'da Gıyabi Cenaze Namazı

Özgür-Der'in çağrısıyla ikindi namazında Hacı Bayram Camii'inde bir araya gelen Müslümanlar Sakarya'da vahşice katledilen 7 aylık hamile Suriyeli muhacir Emani el-Rahmun ve 10 aylık bebeği Halaf için gıyabi cenaze namazı kıldı.

Kılınan cenaze namazının ardından Abdurrahman Çeliker tarafından okunan basın açıklamasında, bir süredir gündemde olan nefret dili eleştirilirken, ilgili makamlar muhacirlere sahip çıkmaya çağırıldı.

Basın açıklaması sırasında "Müslüman Kardeştirler" yazılı pankart taşınırken "Ensar Muhacir Omuz Omuza!", "Müslüman Uyuma Emanete/Muhacire Sahip Çık!", "Muhacir Allah'ın Emanetidir!" sloganları atıldı.

ankara-20170708-01.jpg

ankara-20170708-02.jpg

ankara-20170708-03.jpg

ankara-20170708-04.jpg

ankara-20170708-05.jpg

ankara-20170708-06.jpg

Basın açıklamasının tam metni:

EMANİ ARRAHMAN CİNAYETİ IRKÇI NEFRET SÖYLEMİNİN SONUCUDUR!

Suriyeli'li muhacir kardeşlerimize yönelik yıllardır sistematik olarak sürdürülen nefret söylemi son haftalarda, amacı iç karışıklık çıkarmak olan çevrelerce yoğunlaşma başladı. Yıllardır başaramadıkları Suriyelilerin Türkiye'den gönderilmesi hedefine toplumsal karşılık bulmak için kolları sıvayanlar, yeni kumpaslar ve kışkırtmalarla Türkiye'de bir Suriyeli sorunu olduğu algısı yaratmaya çalışıyorlar.

Türkiye'deki toplam kriminal olayların sadece yüzde 1.32'sine karışmış olan Suriyeli misafirlerimizi, bu ülkenin bütün suçlarından sorumlu göstermek son derece şeytani bir plandır.

Suriyeli çocukların kavgasının bile medyada haber değeri varmışçasına yer alması bu şeytani planın bir parçasıdır. Türkiye'de alışageldiğimiz "suçu belli meslek ve şahsiyetlerle özdeşleştirme" ahlaksızlığı bu konuda da işletilmektedir. Herhangi bir kavganın taraflarını etnik köken, meslek ya da mensubiyet üzerinden vererek, hedefteki kimliği kirletmek, itibarsızlaştırmak ve hedef haline getirmek amaçlanmaktadır.

Türkiye'de belli bir mezhepçi ve ideolojik kesimin yılmadan usanmadan uyguladığı bu taktik, ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeliler için de maalesef çok sık bir şekilde kullanılmaktadır. Ve yine maalesef ki bu dille servis edilen haberler, iyi niyetli medya çevreleri tarafından da bilinçsizce yaygınlaştırılmaktadır.

7 aylık hamile olan Emani Arrahman'ın ve on aylık oğlunun vahşice katledilmesi, son haftalarda yoğunlaşan ve belli odaklarca yapıldığı konusunda kuşku duymadığımız kışkırtmaların yarattığı nefret atmosferinde işlenmiştir. Bu vahşette bu kışkırtmaların, nefret söylemlerinin, yapılan haberlerin, kullanılan dilin katkısı olduğunu görmezden gelemeyiz.

Biz Müslümanlar için, evimize yurdumuza sığınan herkes gibi Suriyeli kardeşlerimiz de namusumuzdur. Onlar bizler için bir sıkıntı ya da yük değil, Rahman'ın bizler için gönderdiği bir rahmettir. Mekkeli muhacirleri Medineli ensar nasıl karşılamış ve ağırlamışsa, biz de bugün Suriyeli kardeşlerimizi aynı şekilde karşılamalı ve ağırlamalıyız.

Suriyeli misafirlerimiz içinde elbette bir takım yanlış insanlar olacaktır. Tıpkı yaşadığımız Türkiye toplumunda bazı yanlış insanların olması gibi. Nasıl ki Emani Arrahman'ı katledenler üzerinden bütün bir Türkiye halkı canilikle ve Suriyeli karşıtlığı ile suçlanamayacaksa aynı durum bu ülkede yaşayan Suriyeliler için de geçerlidir.

Bugüne kadar 3 milyondan fazla Suriyeliyi kendi imkanlarıylamisafir eden bu ülkenin kadirşinas ve vefalı insanlarının gösterdiği örnek tavır, insanlıktan nasibini almamış bir kısım ahlaksızların, mezhepçilerin, ırkçıların ve kötü niyetli çevrelerin söz ve eylemleriyle gölgelenemez, gölgelenmemelidir. Bu hususta başta medya ve hükümet çevreleri olmak üzere hepimizin üzerine çok ciddi sorumluluklar düşmektedir.

Nefret söylemine asla geçit vermemeliyiz. Suriyeli kardeşlerimizin bu ülkedeki varlığını asla tartışmaya açmamalıyız. Bütün tahrik ve karalamalara rağmen, Suriyeli misafirlerimizle ilgili olumsuz algıların oluşmasına müsaade etmemeliyiz. Ellerimizdeki bütün imkanlarla, Suriyeli muhacir kardeşlerimize desteklerimizi sürdürmeli, onları sahiplenmeli, nefret atmosferi oluşturmayı planlayanlara inat Suriyeli kardeşlerimizle daha da yakınlaşmalıyız.

Biz Özgür-Der olarak, ne aramızdaki suni sınırların, ne kavmi farklılıkların, ne düşünsel ve ne de fikri farklılıkların kardeşliğimizin önüne geçmeyeceğinin bilincinde olarak, bugüne kadar Suriye ve Suriyeli kardeşlerimiz konusunda nerede duruyorsak bugün de aynı noktada duruyor ve kardeşlik temelli tavrımızı koruyoruz. Oyunlara gelmedik gelmeyeceğiz. Bu ülkenin insanlarının da bu oyuna gelmeyeceğine gönülden inanıyoruz.

Kahrolsun kardeşliğimize kast edenler!

Kahrolsun ırkçı ve mezhepçi ayrımcılık!

Yaşasın Suriyeli kardeşlerimiz!

Yaşasın muhacir-ensar kardeşliği!

 

DİĞER HABERLER