01.02.2018 00:43
“İslami Yaşantının İmani Boyutları”
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Özgür Der Beykoz Şubesinin aylık etkinliklerinden biri olarak "İslami Yaşantının İmani Boyutları" başlıklı seminer, araştırmacı-yazar Hamza Türkmen'in sunumuyla, 31 Ocak 2018 tarihinde dernek binasında gerçekleştirildi.

Türkmen'in konuyla ilgili yaptığı ayrıntılı ve kapsamlı anlatımın özet olabilecek noktaları şöyle:

1- İman etmek deyince, insanların ekseriyetinin aklına gelen, Allah'ın varlığına inanmak oluyor. Oysa Kur'an bize, Allah'a müşriklerin bile inandığını söylerken, sorunun inanmadan ziyade, doğru iman etmede, sahih bir şekilde iman etmede olduğunu bildiriyor. Zaten şirk, Allah'a inanmama değil, Allah'a ortak koşmadır.

2- Dindar bir toplum olmanın ölçütü salt Allah'a iman etmek olsaydı, çürümüş Amerikan toplumu bile bu konuda ileri derecede bir yerde sayılırdı. Evet, dindarlık salt bir Allah inancı noktasında ölçümlenecek olsa, Amerikan toplumu da benzer bir çok toplum da Allah'a iman edenlerin çoğunlukta oldukları toplumlardır. Ne var ki, aynı kişilerin seküler, dünyaperest, hazcı yaşamaktan da geri durmadıkları bilinir.

3- Elbette imanın yetersiz de olsa bazı şekilsel karşılıkları önemlidir ve güzeldir. Misal camilerin çokluğu, tesettürün yaygınlığı, insanların büyük çoğunluğunun oruç tutuyor, cuma namazı kılıyor olmaları gibi. Bu görünüm bünyesinde yer-yer ciddi kimi eksiklikleri taşıyor olsa bile, nihayetinde hakikatin bir kısmından parçalar taşıyor oldukları için olumludur.

4- Eksiklik peki nedir ya da nerededir? Eksiklik, misal; kılınan namazların, kişiyi Kur'an'da belirtilen; fahşadan-kötülüklerden almamasında kendisini hissettirmektedir. Tesettürün, örtünmek anlamı ile birlikte takva elbisesi anlamına geldiğinin unutulması da bahsi geçen iman zaaflarındandır. Yaşamın bütün alanlarında hayatı Allah'ın belirlemesi gereğinin ve gerçeğinin unutuluyor olması eksikliktir.

5- Elbette bütün bunları yaşadığımız ülke gerçeğini göz önünde tutarak söylemeli ve bu söylemde insafı da elden bırakmamalıyız. Çünkü, ülkemizde harf devrimi gibi pek çok inkılap ile, darbelerle, yasaklarla, müslüman halk yıllarca baskılandı, yıldırıldı. Bütün bu zorluklara rağmen, ana okulundan, üniversiteye kadar süren resmi ideolojiye rağmen, halkın eksik de olsa dinine ve imanına sahip çıkması takdire şayandır.

6-İman ve Allah gerçeği fıtridir. İnsan doğası gereği ve kendisine verilen akıl nimetiyle Allah'ı bulabilir. Lakin Allah'a nasıl ibadet edeceğini, O'nu nasıl hoşnut edeceğini aklıyla çözemez. Bunun için Peygamber gerekir. Kitap gerekir. Nitekim tarih boyunca Peygamberler gönderilmesinin sebebi hikmeti de budur. Peygamberlere uymak, onların Nebi oluşlarını tasdik etmek de yine fıtrata yaratılıştan konan gerçeği arama ve akletme yeteneği ile gerçekleşir. Burada doğru imanın parametreleri olarak; fıtrat, akıl, Peygamber ve Kitap ön plana çıkar.

7- Sahih iman, doğru eylemin kaynağı olmak itibariyle önemlidir. Şüphesiz her doğru bilgi muhakkak doğru eyleme dönüşür denemez. Çünkü insan bazen bu kurala uymaz. Ya da bazı insanlar bu kurala uymazlar. Yani bildikleri halde yapmayan, bildiklerini yaşamayan pek çok insan vardır. Ama yine de doğruyu, doğru olanı samimice yaşamak isteyenler için bilgi, doğru bilgi büyük değer taşır. Müslümanlar için doğru iman Kitap ve Sünnet ile öğretilen bilgidir.

8-Kur'an kendisinin, insanları dalaletten-şaşkınlık ve sapkınlıktan kurtarmak için geldiğini beyan eder. O'nun pek çok ismi yanı sıra; rehber, nur-aydınlık, ölçü, şifa, öğüt, rahmet ve açıkalama oluşu da bu sebepledir. Keza Peygamberin en güzel örnek olarak takdim edilmesi de bu cihetten anlamlıdır. Kitap ve Sünnet dinin asıllarını, esasını sunarlar.

9-Kur'an'ın; iman ve salih amel birlikteliğine ilişkin vurguları, doğru inanç ile doğru eylem arasındaki ilişkinin açılımı olarak da anlaşılmalıdır. Bu açıdan iman, sahih olmalı, zanni olmamalıdır. Zan, şüphe ve hele de hurafe imanı sakatlar. Zandan kaçınmanın yolu, doğru, sahih, yani vahyi bilgidir. Kur'an'ın öğrettiği, sınırlarını çizdiği bu bilgiler doğru imanın da adıdırlar.

Araştırmacı-yazar Hamza Türkmen'in sunduğu programın bir kısım notlarını yukarıya alıntılamaya çalıştık. Geniş bir katılım ve ilgi ile izlenen söz konusu etkinliğin ardından, Türkmen'le özelde de sohbet edilerek, Beykoz Özgür-Der'in aylık semineri sona ermiş oldu. Bu arada; Şubat ayının son Çarşambasında devam edeceği söylenen yeni program ile her hafta Çarşamba, dernek binasında yapılan tefsir dersleri de katılımcılara tekrar duyuruldu.

img_1451-(1).jpg

img_1458.jpg

 

DİĞER HABERLER