25.04.2019 23:45
"Müslüman Kardeşliği ve Mahiyeti"
Yazı boyutunu büyütmek için : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Beykoz Özgür-Der’de “Müslüman Kardeşliği ve Mahiyeti” konulu semineri Ahmet Aslan sundu.

Ahmet Aslan'ın sunumu özetle şöyle:

Aynı karında aynı babanın sulbünden gelen çocuklara kardeş, karındaş denilir.

Müslümanların birbirleriyle kardeşliği ile ilgili tek temel kaynağımız Kur'ân-ı Kerim ne diyor;

(Hucurat 10.) "Mü'minler ancak kardeştirler…" 

Rasûlullah (sav) "Müslüman müslümanın (din) kardeşidir..." (Buhari)

Müslüman kardeşliğine imandan başka hiç bir şey, ne ırk, ne renk, ne coğrafya, ne sınıf, ne de mevki -makam sınır çizemez.

Kardeşlik her türden, her sınıftan, her mevki ve makamdan Müslümanı kapsayıcı bir nitelik taşır. Bu anlayış, efendi ile köleyi, patron ile işçiyi kardeş sayar. Din kardeşliğinin gereği olarak müminler arasında yardımlaşmanın, dostluğun, ülfet ve muhabbetin, şefkat ve merhametin gelişip güçlenmesi, artması, yaygın hale gelmesi hem teşvik hem emredilir.

İslam kardeşliğinin yegâne belirleyici ön şartı "La ilahe illallah Muhammedur'r-resulullah" demektir kitabi anlamda tevhid akidesine bağlı olarak "iman birliği" yapan kimselere "din kardeşi" denir. Din kardeşliği İman kardeşliği, "İslam kardeşliği"dir.

Bu kelime-i tevhîd'isöyleyen herkes müslümandır ve öteki müslümanların din kardeşidir.

Bu kardeşliğin din itibariyle olduğu apaçık bilindiği gibi, kan kardeşliğinden daha üstün ve öncelikli bir değer

Şüphesiz ki, mümin gönülleri sağlam ve köklü bir biçimde bağlayan bağ, iman/takva esasından kaynaklanan kardeşlik bağıdır. Bu, Cenab-ı Allah'ın müminlere bahşettiği en güzel nimetlerden biridir:

Müminler bir birini sevmek güven artırıcı davranışlarda bulunmak ve bu kardeşliği oluşturmak için sürekli çaba içerisinde olmalı, doğru ve hikmetli adımlar atmalıdırlar.

Her mümin kardeşliğe zarar verecek her türlü düşünce ve davranışlardan uzak durmalıdır.

Kardeşler arasındaki ilişkilerin nasıl olması lazım geldiği konusunda Kur'an-ı Kerim'de çok ciddî tavsiye ve uyarılar bulunmaktadır.

(Âl-i İmrân 3/103) Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.

(Tevbe 9/11) Eğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse, artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız.

Hucurât (49/10)  Müminler sadece kardeştirler. O halde ihtilaf eden kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki O'nun merhametine nail olasınız.

(Hucurat 6-12) Erkek müslümanlar diğer erkek müslümanları, kadınlar da öteki hanım müslümanları alaya almamalı; onların Allah katında kendilerin¬den daha kıymetli olabileceklerini hatırdan çıkarmamalıdırlar. Çirkin lakaplarla çağırmamalı, su-i zanda bulunmamalı, gizli yönlerini, sırlarını araştırmamalı, onları gıybet edip çekiştirmemelidirler.

(Haşr 59/10), Onlardan sonra gelenler (başta muhacirler olarak, kıyamete kadar gelecek müminler): "Ey kerim Rabbimiz, derler, bizi ve bizden önceki mümin kardeşlerimizi affeyle! İçimizde müminlere karşı hiçbir kin bırakma! Duamızı kabul buyur ya Rabbenâ, çünkü Sen raufsun, rahîmsin!" (şefkat ve ihsanın son derece fazladır). [9,100]

 (Ahzab, 33/5) Onları (evlatlıkları) babaları adına çağırın. Allah yanında o daha doğrudur. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin dinde kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Bununla beraber hata ettiklerinizde üzerinize bir günah yoktur. Fakat kalblerinizin kasdettiğinde vardır. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir.

 (Ali İmran 103) "Hepiniz toptan ALLAH'ın ipin sarılın parçalanıp ayrılmayın"

 (Enfal 46) "sakın bir birinizle çekişmeyin yoksa gevşekliğe düşersiniz gücünüz gider"

 (Şuara 26-39) "O mü'minler ki, haklarına, yurtlarına tecâvüz edildiği zaman onlar yardımlaşırlar"

Örneğimiz, önderimiz Rasûlullah (sav)'den  kardeşlik üzerine

Sevgili Peygamberimiz de"Müslüman müslümanın kardeşi­dir" buyurmuş, dünyanın neresinde olursa olsun, hangi devirde yaşamış bulunursa bulunsun, bütün müslümanların birbirlerinin din kardeşi ol­duklarını tüm dünyaya duyurmuştur. Hatta bizzat kendisi Medine'yi teşrif ettiklerinde, Mekke'den gelen muhâcirlerden her birini Medineli müslümanlardan biri ile kardeş ilân etmiş, böylece ilk İslâm cemiyetini, kardeşlik esas ve uygulamasıyla başlatmıştır. Modern dünyanın "toplum dayanışması" dediği ve aradığı oluşumu, Hz. Peygamber, kıyamete kadar yaşayacak olan ümmetine örnek olmak üzere muâhât (kardeşlik) uygu­lamasıyla, daha ilk İslâm toplumunda gerçekleştirmiştir. Bu sebeple müslümanlar, kardeşliği Kitap ve Sünnet ile ilan edilmiş ve Medine İslâm top­lumuyla o kardeşliği yaşamaya başlamış bir ümmettir. 

Peygamberimizin hadîs-i şerîflerinde çok ciddî tavsiye ve uyarılar

•"Hiç biriniz kardeşi için arzu etiğini kardeşi içinde arzu etmedikçe iman etmiş olamazsınız" (Buhari - Müslim)

•"Müslüman müslümanın (din) kardeşidir." (Buhari)

•"Müslüman müslümana zulmetmez." (Buhari)

•"Müslüman müslümanı başına gelen musibette terketmez, onu zâlimin zulmünde bırakmaz." (Buhari)

•"Müslüman, din kardeşine yardımda bulundukça Allah da ona yardımda bulunur." (Buhari)

• "Kim, bir müslümanın dünya darlığını giderip de sevindirirse, Allah da kı­yamet gününde onun sıkıntısını giderip mutlu eder."  (Buhari)

• "Kim, dünyada müslüman kardeşinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet gü­nünde onun ayıbını örter." (Buhari)

•"Mü'minler birbirlerine karşı, parçaları yekdiğerine kenetli sağlam bina gi¬bidir." (Buhari)

•"Mü'minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve yekdiğerini ko¬rumakta tek bir vücut gibidir. Vücudun herhangi bir uzvu rahatsız olursa, öteki organları da bu yüzden rahatsız olur ve uykusuz kalır." (Buhari)

Bütün bu uyarı ve tavsiyelerin özünü aslında "kardeşlik" kelimesi ifade etmektedir.

Rasulullah ve onun fedakâr arkadaşlarının, Kur'an'ın da şahitlik ettiği gibi; önce cemaat planında daha sonra ümmet planında vahye şahitlik sorumluluğunu yerine getirdiklerini görüyoruz.

3667-001.jpg

3668-001.jpg

 

DİĞER HABERLER