Hukuk Balyozu Darbecilerin Kafasına İndirilmelidir!

Hukuk Balyozu Darbecilerin Kafasına İndirilmelidir!

Özgür-Der, cuntacı zihniyetin, gözü dönmüş iktidar hırsı ve vahşet duygusuyla hazırladığı “Balyoz” Darbe Planı hakkında bir basın açıklaması yaptı.

Özgür-Der Genel Sekreteri Musa Üzer'in yaptığı açıklamada camilere bomba koyarak olağanüstü hal ve darbe yolunu açmayı planlayan bir gözü dönmüşlük içeren Balyoz darbe planlarıyla ilgili olarak Genelkurmay'ın örtme tavrının kabul edilemez olduğu ifade edildi. "Balyoz harekâtı siyasi partiler, medya, kitle örgütleri, sendikalar ve kamuoyunun darbe planları ve en temelde militarizm karşısında tavır alma zorunluluğunu bir kez daha ortaya koymaktadır." denilen açıklamada, militarist zihniyetle köklü bir hesaplaşma içine girmeden ordunun darbeci eğilimlerini terk etmeyeceği vurgulandı. Bu bağlamda darbe adımının yasal dayanağı olarak kullanılan EMASYA ortada dururken militarizmin tasfiye edilemeyeceğine de dikkat çekildi.

Özgür-Der Genel Merkezi'nden yapılan açıklama:

HUKUK BALYOZU DAHA FAZLA GECİKMEKSİZİN

DARBECİLERİN KAFASINA İNDİRİLMELİDİR!

21 Ocak 2010

Çorap söküğü gibi darbe planlarının ayyuka çıktığı Türkiye yeni bir darbe planı ile karşı karşıya. Taraf gazetesinin yayınlarıyla ortaya çıkan "Balyoz" darbe planı Türkiye'de militarizmin vahşi niteliğini bir kez daha ve en açık boyutlarıyla ortaya koymaktadır. Bugüne kadar ortaya çıkan darbe planları karşısında gösterilen "Şaşkınlık içerisindeyim! Bu kadar da olmaz! Yok artık! Vay canına!" tepkileri dahi Balyoz darbe planının detayları incelendiğinde yetersiz kalmaktadır.

4-6 Mart 2003 tarihinde, İstanbul'da dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan önderliğinde hazırlanan Birinci Ordu Plan Semineri kamuflajı ile 29'u general 162 subayın katıldığı, 12 Eylül'ü model alan ve Balyoz adı verilen darbe toplantılarının en dehşet bölümü, darbe şartlarının oluşturulması için yapılacaklar listesinde yer alıyor. Cuntacı zihniyet, gözü dönmüş iktidar hırsı ve vahşet duygusuyla, Cuma namazı vaktinde cep telefonu düzenekli bombalarla Fatih ve Beyazıt camilerinde katliam yapmayı, kendi savaş uçağını düşürmeyi ve bu vesile ile komşumuz Yunanistan ile ülkeyi savaşa sürüklemeyi, ülkeyi ve halkı faşizan bir diktatörlükle baskı altına almak için bir dizi kirli, karanlık eylem ortaya koymayı hedefleyebilmiştir.

2003'te AK Parti'nin iktidara gelmesinden sonra planlanan ve bilahare faş olan Sarıkız, Yakamoz, Eldiven, Ayışığı, Kafes ve şimdi de Balyoz darbe planları darbeciliğin, militarizmin "çürük elma" olarak da nitelenen kurumlar içerisindeki kişiler ya da bazı birimlerle sınırlı olmadığını gözler önüne sermekte. Siyasetin alanının biraz olsun genişlemesi karşısında abartılı gayretlerle "Askeri vesayet bitti, şimdi sivil vesayet başladı!" diye ortalığı vaveylaya verenler herhalde "Balyoz"u görünce akıllarını başlarına mı alacaklar yoksa yeni bir kavramsal manipülasyonla psikolojik harekatı devam mı ettirecekler, göreceğiz.

Tüm bu ifşaat ve henüz açığa çıkarılamamış diğer planlar Türkiye'de militarizmin bir-iki emekli paşanın yargılanması ile ortadan kaldırılamayacağı gerçeğini ortaya koymaktadır. Darbelere bahane kılınan Anayasa ve kanunlardaki maddeler dahi henüz değiştirilmemişken askeri vesayetin sona erdiğini iddia etmek nice darbeler görmüş bu ülke insanının hafızasıyla dalga geçmektir. Balyoz darbe planında da birçok darbe adımının yasal dayanağı olarak kullanılan EMASYA ortada dururken militarizmin tasfiye edildiği iddia edilebilir mi? Askeri vesayeti örtmek için uydurulmuş ve siyaset bilimi literatürünü katledecek derecede yanlış bir kavram olan "sivil vesayet" manipülasyon ve psikolojik harekatı etkinliğini sürdürebildiği müddetçe hiç kuşkusuz "Balyoz" girişimcileri bitmeyecektir.

Camilere bomba koyarak Olağan Üstü Hal ve Darbe yolunu açmayı planlayan bir gözü dönmüşlük içeren Balyoz darbe planlarıyla ilgili olarak Genelkurmay'ın örtme tavrı kamuoyunu asla tatmin edemez. Artık bıkkınlık veren "TSK'ya karşı asimetrik savaş yürütülüyor!" retoriğine sığınma saçmalığı durumu kurtaramaz. "TSK'nın her kademesinde böyle planlar, oyunlar vardır!" masalının müşterisi kalmamıştır. 29'u general 162 subayın katıldığı darbe toplantılarıyla ilgili olarak Genelkurmay'ın yaptığı açıklamalar Balyoz Darbe Planı'nın TSK'nın bütünü tarafından desteklendiğini, organize edildiğini ve icra edilmek istendiğini göstermektedir. Genelkurmay Başkanı'nın gerekli adımları atmasını beklemek de, ordu kendi bünyesinde faaliyet gösteren cuntacıları hükümet ile birlikte tasfiye ediyor yalanlarını sürdürmek de gerçeklere karşı açılmış bir savaştır. Yaşadığımız ülkenin tarihi ve TSK'nın geleneksel duruşu bu planların kâğıt üstünde kalmadığını, birer oyun olmadığını yeteri derecede gösterecek kadar darbelerle doludur.

TCK'nın "anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs" olarak nitelendirdiği Balyoz darbe planı için savcılar harekete geçmek zorundadır. Bu anlamda Ergenekon soruşturması kapsamında darbe planları ve Özden Örnek'e ait darbe günlükleriyle ilgili olarak 5 Aralık 2009'da emekli generallerden Aytaç Yalman, İbrahim Fırtına ve Özden Örnek'in ifade verdiği soruşturma genişletilerek Balyoz Planı'nda ismi geçen tüm komutanlar yargılanmalıdır.

Balyoz harekâtı siyasi partiler, medya, kitle örgütleri, sendikalar ve kamuoyunun darbe planları ve en temelde militarizm karşısında tavır alma zorunluluğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Darbe planlarına dahi gerektiği gibi karşı çıkmayan, açık bir şekilde mahkûm etmeyen, sorumlularının yargılanması için çaba sarf etmeyenler planlarda bahsedilen "dost", "müttefik" kategorisine girmekten kurtulamayacaklardır. Militarist zihniyetle köklü bir hesaplaşma içine girmeden ordunun darbeci eğilimlerini terk etmeyeceğini Sarıkız, Yakamoz, Eldiven, Ayışığı, Kafes ve şimdi de Balyoz darbe planları açıkça göstermektedir.

ÖZGÜR-DER

Önceki ve Sonraki Haberler