Sakarya'da 112. Başörtüsü Eylemi

Sakarya'da 112. Başörtüsü Eylemi

Sakarya Başörtüsü Platformu 112. Başörtüsü Eylemini gerçekleştirdi.

Sakarya Başörtüsü Platformu 112. Başörtüsü Eylemini gerçekleştirdi. Açıklamada; resmi ideoloji ve en belirgin unsuru olarak askeri vesayetin uyguladığı politikalar eleştirilirken, ABD ve İsrail'in yaptıkları ve Türkiye'nin Büyük Ortadoğu Projesi'ndeki misyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.

112. Basın Açıklamasını Sakarya Başörtüsü Platformu adına Özgür-Der Sakarya Şube Başkanı Kadrican MENDİ okudu. MENDİ açıklamasına, Antalya Başörtüsü Platformu'nca düzenlenen "Başörtüsüne Özgürlük" eyleminde yaşanan gözaltı olaylarını protesto ederek başladı. Resmi ideoloji ve askeri vesayetin baskıcı ve yasakçı tavrını devam ettirdiğini, Cumhuriyet Resepsiyonlarında bunun son örneklerinin görüldüğünü belirten MENDİ şunları söyledi: "Oynanmak istenen oyun sadece sınır ötesinde değildir. Onlar açısından belki de asil ve ana unsur olarak tehdit ve tehlike algısı sınırın ötesinde değil sınırın içerisindedir. Başörtüsüne karşı sürdürülen bu yasakçı ve baskıcı tavır başlı başına bir tavır olmaktan çıkarılmış, emperyal politikaların  bir argümanı haline getirilmiştir."

MENDİ; çıkarılan 1 Mart tezkeresi, Hamas Lideri Halid Meşal'in Türkiye'ye davet edilmesi, son zamanlarda ABD-İsrail politikalarına ve BOP ile yüklenmek istenilen misyona karşı eleştirilerin yükselmesi sonrasında, Türkiye'nin Irak bataklığına sürüklenmek istendiğini belirterek; "Büyük Ortadoğu Projesi'nin bölge halkları ve Müslümanlar için demokrasiyi, insan haklarını, barışı, kalkınmayı ve adaleti değil; emperyalizmin çıkarları doğrultusunda bölünmeyi, sömürüyü, iç çatışmaları, asker veya sivil suçsuz ölümleri ve yoksulluğu getirmekte olduğudur. Bu coğrafyanın çocuklarının kanları üzerinden oynanan ve aslında başkalarının çıkarlarına hizmet eden bu oyun bozulmalıdır." dedi.

Bölgede uygulanan sistematik teröre kurban edilen tüm insanlar için "Allah'tan rahmet ve mağfiret" dilenen açıklama "Dökülen kan bizim kanımızdır. Çekilen bu acıların hesabı içerdeki ve dışarıdaki zalimlerden elbet sorulacaktır ve sorulmalıdır. Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği. Yaşasın Tevhid Adalet Özgürlük" cümleleri ile son buldu.

"Başörtüsü İslamın Emri; Müslüman Kadının Kimliğidir""Zulme Karşı Direniş, Herkes İçin Adalet" ve "Tevhid Adalet Özgürlük" yazılı pankartlar taşıyan platform mensupları, eylem boyunca "Baskılar Bizi Yıldıramaz", "Katil ABD Ortadoğu'dan Defol" ve "Yaşasın Halkların Kardeşliği" sloganlarını attılar. Eylemde "Yasak Sürüyor (D)uyuyor musunuz", "Tevhid Adalet Özgürlük", "Yürüyüş Devam Ediyor", "Yaşasın Başörtüsü Direnişimiz" ve "Örtüne, İnancına, Kimliğine Sahip Çık" yazılı dövizler de taşındı.

 

Sakarya Başörtüsü Platformu 112. Basın Açıklaması Tam Metni:

 "BÖLGEDE DÖKÜLEN KAN BİZİM KANIMIZDIR"

Sorunların temeline inmeyen ve sorunlara çözüm üretmek yerine tam tersine baskıcı ve yasakçı tavrını alenen ortaya koyan resmi ideoloji ve bunun en belirgin unsuru askeri vesayet, uyguladığı ve uygulamaya devam edeceğini ilan ettiği politikalarla toplumun tüm katmanlarından sorgusuz sualsiz mutlak bir itaat bekliyor. Yapılan propagandalarla oldukça gergin bir ortamda ve ülkenin dört bir yanından ağıt ve feryatların yükseldiği bir zamanda kutlanan 29 Ekim kutlamaları ve bu kutlamalar kapsamında verilen Cumhuriyet Resepsiyonlarındaki askerlerin başörtüsü ve başörtülülere karşı takındıkları tavırlar bir kez daha göstermiştir ki; oynanmak istenen oyun sadece sınır ötesinde değildir. Onlar açısından belki de asil ve ana unsur olarak tehdit ve tehlike algısı sınırın ötesinde değil sınırın içerisindedir. Başörtüsüne karşı sürdürülen bu yasakçı ve baskıcı tavır başlı başına bir tavır olmaktan çıkarılmış, emperyal politikaların bir argümanı haline getirilmiştir. Bizzat ABD tarafından Türkiye, Ortadoğu coğrafyası için model ülke olarak görülmekte ve sunulmaktadır.

Daha dün Körfez Krizinde bir koyup üç alma aldatmacası ile ABD nin yanında yer alarak Irak'a müdahaleye zemin hazırlayanlar; ve bugün Irak'ın fiilen işgal edilip milyonlarca insanın ölümüne İncirlik üzerinden açıkça ortak olanlar; İsrail'in "Önleyici Savaş Doktrini" stratejisi çerçevesinde Lübnan'da yaptığı katliama sessiz kalanlar; Bugün, tartıştıkları sınır ötesi operasyon konusunda bile 5 Kasım'da yapılması beklenen Bush-Erdoğan görüşmesine odaklanmış durumdalar.

ABD'nin 1 Mart tezkeresine öfkesi dinmiş midir? dinmemiş midir bilmiyoruz. İsrail'in Hamas Lideri Halid Meşal'in Ankara'ya davet edilmesine duyduğu kin ve nefret hangi seviyededir? Bunu da bilmiyoruz. Oysa şurası kesindir ki; İsrail'in açık ABD desteği ile Filistin ve Lübnan'da uyguladığı katliamlara karşı çok dikkatli bir şekilde tepki veren Türkiye, kapalı kapılar arkasında ne olduysa tam bu sırada Irak bataklığına sürüklenmek istenmektedir.

Burada sorulması gereken Türkiye'nin İsrail'in katliamlarına ve büyük Ortadoğu Projesinin yayılmacılığına tepki vermeye başlarken, dikkatlerin neden PKK üzerinden tekrar Kürt sorunu ile ilgili iç çatışmalara döndürüldüğüdür? Neden Türkiye, Suriye'den İran'a kadar uzatılması planlanan bir ateş çemberinin içine çekilmeye çalışılmaktadır? Neden hep ABD ve İsrail'in çıkarları ön plana çıkartılmakta, neden hiçbir suçları olmayan gencecik insanlar başkalarının çizmeye çalıştığı sınırlar için canlarını vermektedir?

Sorgulanması gerekenler bunlarla birlikte aynı zamanda; Neden iki kardeş halkın karşı karşıya getirildiğidir? Kürt sorununun kendi iç dinamikleri ile neden çözüme kavuşturulamadığıdır? Sorgulanması gereken Kürt sorununun çözümü için her iki tarafın ulusçu güçlerinin neden ABD desteğini arkalarına almak istedikleridir? Bu sığınmacı yaklaşım, akabinde büyük bir yanılgıyı getirmekte ve buradan ne Türk ve ne de Kürt halkı değil, ABD ve İsrail kazançlı çıkmaktadır.

Bizim, Sakarya Başörtüsü Platformu olarak dikkat çekmek istediğimiz husus şudur: Türkiye'nin, 2004 Haziran'ında İstanbul'da yapılan Nato zirvesinden bu yana soyunmuş olduğu Büyük Ortadoğu Projesinin taşıyıcılığı misyonu ortaya çıkarmıştır ki; Büyük Ortadoğu Projesi'nin bölge halkları ve Müslümanlar için demokrasiyi, insan haklarını, barışı, kalkınmayı ve adaleti değil; emperyalizmin çıkarları doğrultusunda bölünmeyi, sömürüyü, iç çatışmaları, asker veya sivil suçsuz ölümleri ve yoksulluğu getirmekte olduğudur. Bu coğrafyanın çocuklarının kanları üzerinden oynanan ve aslında başkalarının çıkarlarına hizmet eden bu oyun bozulmalıdır.

Bu vesileyle bölgede yıllardır uygulanan sistematik teröre kurban edilen tüm insanlarımıza, kardeşlerimize, evlatlarımıza Allah'tan rahmet ve mağfiret diliyoruz. Evine ateş düşmüş tüm ailelerin acılarını en içten duygularımızla paylaştığımızı ilan etmek istiyoruz. Dökülen kan bizim kanımızdır.

Çekilen bu acıların hesabı içerdeki ve dışarıdaki zalimlerden elbet sorulacaktır ve sorulmalıdır.

Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği

Yaşasın Tevhid Adalet Özgürlük

Önceki ve Sonraki Haberler