“Hadislerin Kaynaklık Değeri’’

Bartın Özgür Der’de bu hafta “Hadislerin Kaynaklık Değeri’’ konusu konuşuldu.

Abdülhakim Beyazyüz'ün sunumunu yaptığı seminerde şunlar ifade edildi:

Hadis ve Sünnetin birbirinden ayırt ederek ele alınması gerekir. 

Hadisin sözlük anlamı: Hadis  "haber" in nakle dönüşmüş hali anlamındadır. Sünnet ve hadis kavramları sonraki asırlarda muhaddisler tarafından aynı anlamda kullanılmaya başlanmıştır. Onların bu kelimeleri aynı anlamda kullanmaları ise, bunların eş anlamlı olduğunu göstermez.

Sünnet bir bütünü ifade ederken, hadisler ise bu bütünün parçalarını ifade ederler. Tek başına bir hadis sünnet değildir.

Hz. Peygamber'in sireti onun Kur'an'ı yaşayış tarzıdır. Şüphesiz ki, o Kur'an'ı en iyi anlayan ve hayatına en doğru şekilde tatbik edendir. 

Sünnet; sözlük anlamı itibariyle yol, gidişat vs. mânâlarına gelmekte olup, "Rasulullah'ın günlük yaşayışında takip ettiği yol şeklinde tanımlanmıştır. Nitekim bazı muhaddislerin de bu kavramları birbirinden farklı anlamlarda kullandıklarını görmekteyiz.

Hadisin peygamberden gelişinin kesinleşmesi durumunda sözün tartışılmazlığı konusu önemlidir. Zira biz hadis konusuyla mütevatir Sünnetin detaylarını, yani dini mübini öğrenmek, onunla meselelerimize dair çözümler istinbat etmek için ilgiliyiz.

Hadise ihtiyatlı yaklaşımın nedenleri: Dinde referans olan bilginin bir yönü hadis konusuyla ilgilidir. Mesele din, ahkamı ve akaid konuları olduğu için bu konuda titiz davranmak zorunluluğu vardır.

Hadisin unsurları ve yazılış dönemi:

Hadislerin yazılışı Hicri 80 veya 100' lü yıllara denk gelir. Peygamber(s) hadislerin yazımını yasakladı. Yazanların yakmasını istedi. Çünkü Peygamber hadislerin aktarımında yanlışlar olacağını düşünüyordu. Bu yüzden hadislerin yazılışını yasakladı. Çünkü bunların vahy ile karıştırılması söz konusu idi.

Hicri 99 yılında Ömer Bin Abdülaziz tarafından hadislerin yazılımına izin verildi.

Hadisin iki boyutu vardır.

Senet ve Metin açısından hadisler:

Senet, "biri diğerinden almak ve nakletmek şartıyla hadisi rivayet eden kişilerin –Rasûlullah'a kadar- sıralandığı kısım"dır. Yani bir nevi Peygamberin bu sözü söylediğini söyleyenlerin adlarının yer aldığı kısımdır.

Metin ise, "hadisin asıl kısmı, senedin kendisinde son bulduğu sözlü kısım"dır. Yani peygamberin söylediği söylenen söz, yaptığı söylenen fiil ve takrirlerdir.

Hadisin yazılışının dönem olarak sonradan gerçekleştiğini  bilmemiz gerekir.

Siyasi ve mezhebi nedenler hadis rivayetleri üzerinde kısmen veya tamamen etkili olmuştur.

Bilinçsiz dindarların uydurmaları da maalesef bir vakıadır.

Kavimcilik,hatta milliyetçilik, bazı meslekler,sosyal nedenler, ticari kaygılar,insan cinsiyetiyle ilgili konularda aşırılık, hissi yaklaşımlar nedeniyle de muhtelif uydurmalar söz konusu olabilmiştir.

Hadisçiler hadis kritiğini sadece senet kritiğine bağlamışlar hâlbuki dinin ahkamı ve hayata dair meselelerde Kuranı Kerimin anlam bütünlüğüyle tahkik ve teyit edilmiş Rasulullah (s) a nispet edilen bilgi bizler nezdinde ne kadar kıymetliydi. Bu bağlamda çalışmaların önü tıkanmamalı desteklenmelidir.

Eldeki hadis kitaplarının kritiği bu işin uzmanlarınca yapılmalıdır.

Mihne ve benzeri olaylar sonrasında sert hadis taraftarlığının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu tarz aşırı rivayetçi yaklaşımlar veya aşırı akılcı yaklaşımlar hadis konusunda bilinerek ele alınmalıdır.

Sunumun ardından sorulan sorularla tartışılan konu, Müslümanların dini öğrenme ve yaşama konusunda bilgi kaynakları bağlamında tavırların ve ölçünün nasıl olması gerektiğine dair temennilerle son buldu.

 

Etkinlikler Haberleri

“Hamas’ın inşası ve Gazze direnişinden alacağımız dersler”
‘’Emperyalizm ve Siyonizm Karşısında Gazze Direnişi’’
Bartın’da “Gazze Direnişinde Sünnetullahın İzleri” konuşuldu
Bartın’da Gazze konulu resim sergisi gerçekleştirildi
‘’Yakın Tarih Kriterleri; Uluslaşma, Kemalizm’’