Diyarbakır’da "Kimlik" Semineri

Diyarbakır’da "Kimlik" Semineri

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi'nde "Alternatif Eğitim Dersleri" kapsamında "Kimlik Tartışmaları ve İslami Kimliğin Netleştirilmesi" konusu konuşuldu.

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi'nin "Alternatif Eğitim Dersleri" kapsamında düzenlediği programların on üçüncüsü dün akşam dernek binasında yapıldı. Programda Abdulhakim Beyazyüz, "Kimlik Tartışmaları ve İslami Kimliğin Netleştirilmesi" konulu bir seminer sundu.

 

Abdulhakim Beyazyüz konuşmasında, genel anlamda yaşanan kimlik tartışmalarına değinerek,  üst kimlik ve alt kimlik söylemlerine açıklık getirdi. Çatışma alanı olarak karşımıza çıkan etnik ve ulusal kimlik algılarına değindi. İslami kimliğin diğer kimliklerle kıyaslamasını yaparak; İslami kimliğin ne olduğu-olması gerektiği, diğer kimliklere nasıl baktığı ve genel anlamda insanın varoluşuna, evrene, hayata, insanlara yaklaşımda temel kabullerinin ne olduğu üzerinde durdu.

 

Kimlik, "Ben kimim?" sorusuna verilen cevaptır

 

"Kimlik neyi ifade eder?" Sorusuna cevap arayarak konuşmasına başlayan Beyazyüz, bunu sözlükteki anlamıyla;  benlik, şahsiyet, hüviyet olarak özetledi. Kişilerin,  grupların, toplum veya toplulukların kimsiniz, kimlerdensiniz, sorusuna verdikleri cevap yâda cevaplar olarak açıkladı. Başka bir ifadeyle ben kimim, niçin yaşıyorum, "varlığım neye armağan" sorularına bireysel ve toplumsal alanda verilen bilinçli bir cevapla karşımıza bir kimliğin çıktığına dikkat çekti. 

 

Beyazyüz, bireysel kimliklerin yanı sıra toplumları, grupları ve sosyal sınıfları ötekinden veya ötekilerden ayıran ve dünyaya bakışını belirleyen kimliklerinde mevcut olduğunu söyledi. Bunları kısaca, dini-ideoloji,  mezhebi, etnik, kırsal-kentsel kimliklerle, sınıfa, ulusa, yaşa, mesleğe, entelektüelliğe, cinsiyete, bölgeselciliğe dayalı, vb. kimlikler olarak sınıflandırdı.  Bunlardan üst kimlik olarak nitelenebilecek bazılarının ise çeşitli öğelerden oluştuğuna dikkat çekti.  Bunlardan "dindar" olanlarını; Hıristiyan, Müslüman, vs. üst kimliği altında değerlendirdi. Hıristiyanlığın alt dallarında mezhepler oluştuğu gibi Müslümanlığın da alt dalarında mezhepler oluştuğunu bunların, Şii, Sünni temelinde karşımıza çıktığını ve bunlarında kendi alt kategorileri olduğunu söyledi. Yine bunlardan "modernist" olanlarını ise, kominist, faşist, kapitalist, sosyalist, vs. üst kimliği altında değerlendirdi. Müslümanlıkta olduğu gibi Sosyalizmde de alt kimlikler oluştuğunu bunların da sosyal demokrat, nasyonalist vs. olarak karşımıza çıktığını belirti.  

 

Varlığınızın armağan olduğu şey kimliğinizdir

 

Bütün bunların insan için tek bir kimlikten bahsetmenin yanlış olduğunu gösterdiğini ifade eden Beyazyüz, insanın pekâlâ birçok kimliği üzerinde taşıyabileceğini ancak üst kimlik olayının çok farklı olduğunu belirti. Karşılaşılan kimlikler arasında hangisinin üst kimlik olması gerektiği ile ilgili olarak şunları kaydetti; "kimlikler birçok alt kimlikten oluşur. Siz pekâlâ birçok kimliği taşıyabilirsiniz. Yani, Kürt Türk, beyaz, siyah, vb. olabilir, herhangi bir mezhebe, sınıfa, ulusa, yaşa, mesleğe, entelektüelliğe, cinsiyete, bölgeye ait kendinizi hissedebilir ve tanımlayabilirsiniz. Ancak, bunlardan herhangi birini merkeze alamazsınız. Herhangi birini üst kimlik haline getiremezsiniz. Bunu yaptığınız an önemsediğiniz kimlikle tanımlanır, onunla dünyaya bakar, varlığınızı ona armağan etmeye başlarsınız. Bugün maalesef bu kimlik bunalımını yaşıyoruz. Biri kalkıyor Türklüğü merkeze alıyor, dostluğu onlarda arıyor, "her şeyi Türkiye için" yapıyor, "varlığım Türk varlığına armağan olsun" diyarsa bu Türklüğü merkeze almak-üst kimlik haline getirmek değil de nedir. Aynı şey Kürtlerin doğuştan gelen bütün haklarını, hukuklarını, mazlumiyetlerini savunmak yerine, Kürt kimliğini adeta birer hayat gayesi, dünya görüşü haline getirenler için geçerlidir."  

 

İslami kimlik eklemlenmeyi kabul etmez

 

Seküler kimliklerin temel değerlere bakışlarını sorgulayan Beyazyüz, bunların evrenin amaçsız, mekanik, hâkimiyet altına alınarak faydalanılması gereken bir nesne olarak görmelerine karşılık İslami kimliğin, evreni amacı olan, bakınca Allah'ın hatırlanacağı, imar ve inşa edilmesi gereken canlı bir organizma olarak tanımladığını belirti. Yine hayatı, maddi nesnelere sahip olmaktan ibaret gören seküler kimliklerin aksine,  İslami kimliğin, hayatı; iyi olan insanların ortaya çıkacağı imtihan alanı olarak gördüğünü ayetlerle ortaya koydu...

 

İslami kimliğin netleşmesinin doğru bir Allah, evren, insan ve hayat anlayışından geçtiğinin altını çizdi. Vahyi hayatın tüm alanlarına taşımanın önemi üzerinde durdu. İslami kimliğin duru olduğunu; sosyalist, kapitalist, laiklik, vb. kimliklerle eklemlemeyi asla kabul etmediğini söyledi.

 

Emin Altun / Haksöz-Haber

Önceki ve Sonraki Haberler