"Mısır'daki Darbecilerin Halleri ve İhvan'ın Direnişi"

"Mısır'daki Darbecilerin Halleri ve İhvan'ın Direnişi"

Özgür-Der Beykoz şubesinin periyodik seminer dizisinin bu ay ki konusu; Mısır'daki darbeciler ve onlara direnen halk idi.

25 Şubat Çarşamba akşamı dernek binasında gerçekleştirilen etkinliğin konuşmacıları, Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya ve Özgür-Der Beykoz şubesinden Menderes Bingöl'dü.

Programda öne çıkan vurgular şunlar oldu:

"Darbecilik illetinin ve lanetinin, uzun yıllardır Mısır gibi bir ülkeyi esir aldığı bildik bir gerçektir. Esasen Mısır'da, "Arap Baharı" diye nitelendirilen hadiselerin akabinde gelişen hareketliliğin ardından gelen, bir yıllık Mursi iktidarını dışarda tutacak olursak, darbeciler cephesinde yeni birşeyin olmadığını söyleyebiliriz. Bu ülkede, despotizmin baskılarının on yıllardır sarstığı ve soldurduğu halk karşısında, semirgen ve kemirgen bürokratik/elit azınlık gerçeği hemen karşımıza çıkar. Yorulmuş, yıpranmış halkın bir umut olarak sarıldığı ve sahiplendiği Mursi iktidarına karşı, yıllardır köşe başlarını tutmuş bulunan "azgın azınlık" tahammülsüzlük göstermekte gecikmedi. Bir yılını bile doldurmayan hükümete karşı, her türlü psikolojik harekatı ve algı operasyonlarını yürütenlerin, geldikleri nokta "darbe düzeni" olarak kendisini herkese dayattı. Mursi ve iktidarını diktatörlükle, özgürlükleri kısıtlamakla suçlayanlar, çok geçmeden, bütün bir ülkeyi baskı düzeni ve korku ile yönetmekte; gerçek diktatörler olarak arz-ı endam etmektedirler.

Demokrasi şampiyonluğunu ve insan hakları havariliğini kimseye bırakmayan Batılı ülkeler ve ABD, işlenen cinayetler ve zulümler karşısında dut yemiş bülbülü oynamaktadırlar. Her vesile ile dünyaya akıl ve ahlak öğretmeye çalışanlar, Mısır'daki darbeye "darbe" bile diyememişlerdir. 1991 yılında Cezayir'de, dönemin İslamcı partisi FİS'e karşı yapılan darbeyi destekleyen, 2005 yılında, Hamas'ın Filistin topraklarında kazandığı seçim başarısını hazmedemeyen ve yine Türkiye'de 1997 yılında, İslamcı olarak addedilen RP'nin post modern darbe ile uzaklaştırılmasını temin ve teşvik edenler de söz konusu bu Batılı ülkeler ve çevreler olmuştur. Darbecilerin cesaretini arttıran, küresel ölçekli bu siyasi teşviklerin yanısıra, iktisadi ve askeri yardımlar da söz konusu olmaktadır. Bundan başka, zorbalığı benimseyen yönetimlerin, kendileri gibi zorba, despotik Suud gibi ülkelerden finans desteği sağladığı da görülmektedir. Her biri "taşıma su" mesabesinde olan bu yardımların "ülke değirmeni"ni döndürmekte kısa süreli katkıları olsa da uzun vadede yetersiz kalacağı aşikardır. Bu vesile ile "Batılı Ülkeler" diye genel bir kategoride değerlendirilen ülkeler nezdinde, İslam dünyasında ve Müslüman coğrafyalarda, İslamcıların seçimle bile olsa iş başına gelmelerinin istenmediğini ve kabul görmediğini bir kez daha müşahade ettik. Her seferinde İslam'a karşı olmadıklarını, IŞİD ve El Kaide gibi örgütlerin kimi ölçüsüz, uygunsuz eylemlerine karşı olduklarını söyleyenlerin, gerçek niyetlerinin anlaşılmasında İhvan, Nahda ve benzeri hareketler "turnusol kağıdı" vazifesi görmüştür.

Mısır'da darbeciler her gün ülkeyi zindana çevirmeye dönük faaliyetlerini arttırmaktadırlar. Mursi döneminde siyasi gerekçe ile kimse hapsedilmemişken, şimdi yüzlerce, binlerce insan hapislerde çürütülmektedir. Yine binlerce insan, idam ile cezalandırılmaktadır. Öyle ki, bu idam cezalarının bir kısmının hayatta olmayan, ölmüş insanlara bile verildiği görülmektedir. Son derece keyfi ve hukuksuz yaklaşımlar, traji-komik durumlar oluşturmaktadır.

Bütün bu zulümlere ve eziyetlere karşı, Mısır'da İhvan ve Mısır halkı direnişten, mücadeleden vazgeçmemiştir. Camiler, okullar, sokaklar ve meydanlar halen, darbecilere karşı direnen insanlarla dolmaktadır. İhvan liderleri ise onurlu duruşlarından hiç taviz vermeden dimdik ayakta durmaktadırlar. Sisi'nin zindanlarından halkın ve Hakk'ın gerçek temsilcileri oldukları hakikatini, darbecilere ve bütün dünyaya haykırmaktadırlar. Mısır'daki bu darbecilere karşı verilen mücadeleyi ve ortaya konulan direnişi gerçek manada, anlamak isteyenler, dünyadaki ve ülkemizdeki darbelere ve darbecilere bakıp kıyaslama yapmalıdırlar. Mesela, darbe virüsünün sıkça bulaştığı ve ulaştığı bir yer olarak Türkiye'de çoğu zaman, darbeciler karşısında etkili bir direniş sergilenememiştir. Bu bakımdan, Mısır'da İhvan öncülüğünde ortaya çıkan direnişin bütün dünyaya ve ülkemize öğrettiği ve öğreteceği çok şey olsa gerektir."

konuşmaların özeti sayılabilecek yukarıdaki beyan edilen hususların ardından, soru-cevap faslı ile program sona erdi.

 

beykoz-20150225-01.jpg

 

beykoz-20150225-02.jpg

beykoz-20150225-03.jpg

Önceki ve Sonraki Haberler