Filistin ve direniş ahlakı

Filistin ve direniş ahlakı

“Filistin ve Direniş Ahlakı” başlıklı seminer Ördekli Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Seminer Ersin ERTÜRK’ün açılış konuşması ile başladı. Ersin Ertürk daha sonra sözü Haksöz Dergisi yazarı Yılmaz Çakır’a bıraktı. Konuşmasında Yahudilik ve Siyonizmin kökenleri ve günümüze yansımalarını anlatan Çakır’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle özetlenebilir;

Yahudilik sadece bir ırka veya kavme münhasırdır, sonradan Yahudi olunamaz, sonradan Yahudi olmanın bazı reformist yorumlar ile kabul edilmiş ancak bu durumda da sonradan Yahudi olanlar ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmektedirler. Yani Hristiyanlık veya Müslümanlık’ta olduğu gibi herhangi bir şart koşulmadan o dine girmek mümkün değildir. Yahudi düşüncesi Hz. Musa öncesinden gelmektedir; buna göre İsrailoğullarının 12 kabile olarak kabul edilmekte ve bu kabilelerin bazı halkaları kayıp kabul edilmektedir. İsrail’de görünen bazı siyahi Yahudiler görürsünüz, onlar 12 kabilenin kayıp halkalarından kabul edilmektedir. Ancak bunların da alt sınıf Yahudi olarak kabul edildiğini ve onlara Falaşa dendiğini, bunların birinci sınıf kabul edilmediğini belirtelim. Tevratın pek çok bölümden oluşan bir kitap olduğunu ve bu kitabın pek çok yerinde Yahudilerin seçilmiş ırk olarak lanse edildiğini, Yahudi olarak dünyaya gelindiği, üstün ırk olunduğu ve diğer insanların tamamının Yahudilere hizmet için yaratılmış olduğunu biraz araştırma yaparsanız görürsünüz. Ortodoks olan ve İsrail devletine karşı görünen, hatta Filistin bayrağı taşıyan Ortodoks/Haredi Yahudilerde aslında düşünce itibari ile kendilerini diğer insanlardan üstün görürler, sadece tanrının bir planı olduğunu ve planı gerçekleştirecek Mesih’in gelmesinin beklenmesi gerektiğini, o geldiğinde zaten krallığını ilan edeceğini ve dünyaya hakim olacaklarını, Siyonizmin bu plana, ilahi iradeye karşı çıkarak Mesih’in beklenmesine gerek olmadığını beyan ettiği için siyonizme ve bunun temsilcisi olan İsrail devletine karşıdırlar. Bu Ortodoks/Haredi Yahudiler, Siyonizmin tansıral projeye müdahaleden beşeri seküler bir ideoloji olarak görürler.

bursa-20231127-01.jpg

Yakın tarihte Yahudilerin Hitler tarafından katledilmesini konusu da önemlidir. Hitlerin nazizminin Yahudileri öldürmesinin sebebi, bunların "Ari" ırkı engellemesi ve bu nedenle de bu engelin ortadan kaldırılması gerekmesi düşüncesine dayanmaktadır. Ari ırkın da tıpkı Siyonist düşünce gibi doğuştan gelen ve üstün olan ırk düşüncesi temeline dayanmaktadır. Günümüzde nazizme özenen siyonistlerin önlerindeki engel olarak Müslümanları görmekte ve bu nedenle Müslümanları katletmektedirler.

Müslümanların tarihinde asla soykırım veya benzerini bulamazsınız. Bu durum en katı Siyonistler tarafından ve dahi Hristiyanlar tarafından da kabul edilmektedir. Ancak tarihinde soykırım olan batının günümüzde Müslümanları suçlaması trajikomiktir.

Müslümanlar hiçbir zaman anti semitik olmadılar. Semitizm, Sami kelimesinden türetilmiş ve Sami kelimesi de ırka işaret etmektedir. Sami ırkı içinde Araplar da var ve dolayısı ile peygamberi Arap yani Sami ırkından olan bir dinin müntesiplerinin antisemitik olmaları mümkün değildir. Ancak günümüzde Müslümanların bununla suçlanması kabul edilebilir değildir. Hatta bu durum Siyonist olan Bernard Lewis tarafından da kabul edilmekte. Bernard Lewis’e göre tarih boyunca Müslümanlar peygamberleri de dahil olmak üzere antisemitik olmadılar. Antisemitizm Hristiyanlara ait bir kavramdır. Bu durumun da tarihi arka planı vardır.

Müslümanların Hristiyanlara ve diğer topluluklara davranışları konusundaki en önemli örneklikleri Hz. Ömer ve Selahaddin Eyyubi’dir. Her ikisi de Kudüs’ü aldıklarında buna dair davranışları ortadadır. Osmanlı döneminde Yahudiler sürgün edildiklerinde sığındıkları yer Osmanlı toprakları olmuştur. Tarihte Yahudiler; İspanya’dan, Polonya’dan, Rusya’dan kovuldular ama müslümanların onlara karşı asla böyle bir tavrı olmadı. Ama buna rağmen  neden ve nasıl oluyorsa suçun bizzat faili olan Batı değil de pskolojik harp yöntemleriyle Müslümanlar antisemitik oluyorlar, Hamas terörist ilan ediliyor. Bu arka planı görmek gerekiyor. Sonrasında da Müslüman kişiliği, kimliği geri ve kendi kendini yönetemez bir kişilik olarak göstermeye başladılar. Doğu ve doğulu figürü kötü gösterilmeye çalışıldı. Dinin, İslamın ilerlemeye engel bir şey olduğu söylemini ortaya attılar. 

bursa-20231127-03.jpg

Bu tarihi arka plan sonrasında vaad edilmiş toprak masalını uydurdular. Siyonizm nevzuhur bir ideolojidir. Kendilerini 3500 yıllık geçmişe yaslamaya çalışarak haklı çıkarmaya çalışmaktadır. Ancak bunun evveliyatı en fazla 100 yıldır. Birinci dünya savaşına dayanır. Osmanlı’nın o topraklardan çekilmesi ve cetvelle ülkelerin kurulduğu bir dönemin Yahudileri, o dönemin en güçlü devleti olan İngiltere’ye bize toprak verin biz de sizin oradaki garantörünüz olalım diyor. 1948 yılına kadar dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler o alana getiriliyorlar. 1948 yılında İngiltere’nin bölgeden çekilmesi ile İsrail devleti ilan ediliyor. İlk tanıyan Amerika oluyor. Sonrasında da diğer devletler tanıyor. Osmanlı’nın tasfiye edilmesinden sonra yani emperyalizmin böl-parçala-yönet felsefesinin tahakkukundan sonra oluşan boşluğun yani tarihin bir noktasında yakalandığımız acziyetin ifadesi. Eğer siyonizmle mücadele edecekse bu aynı zamanda onur mücadelesidir. Sadece itikadi bir mücadele değildir, tarihin bir noktasında zayıftık, ezildik, bastırıldık. Yani faşizm neyse, nazizim neyse, siyonizm de öyledir. Yani siyonizm bizim ümmet olarak acziyetimizin ifadesidir. Müslüman olmasak bile insanlık onuru gereği bunu kabul etmemek lazım.

İşte bu mücadele de Hamas ile başlamadı. Direniş ilk günden itibaren vardı. Yani Kudüs Müftüsü Emin el-Hüseyni ve İzzettin El Kassamlar ile başlayan mücadelenin bugünkü ismidir Hamas. O nedenle direniş gerçeğini Hamas’ın kuruluş yılı olan 1987 ile sınırlayamayız. İlk günden itibaren yedi düvele karşı savaşmış, cihad etmiştir oradaki Müslümanlar. Hamasın kuruluş bildirgesinin maddelerin birinde diyor ki; Filistin Toprakları vakıf malıdır, bütün ümmetin malıdır çünkü Hazreti Ömer öyle fethetti ve öyle bıraktı. Bu perspektifi iyi anlamak lazım. İşte bugün Hamas ümmeti diriltmektedir. Bize ümmet bilincini tekrardan aşılamaktadır. Küçük çocuklar Ebu Ubeyde’yi kahraman olarak görmekte ve ona özenmektedirler. Müslümanlardan biri şöyle demişti; Ebu Ubeyde konuşmaya başlayınca yaşlı babam ayağa kalkıyor ve onu ayakta dinliyor, diyerek sözlerini tamamlaması ile seminer sona erdi.

Önceki ve Sonraki Haberler