K.Çekmece'de "İsrailiyat" semineri

Özgür-Der K. Çekmece Şubesi’nde Esra Ç. Dindar İslam'ın Anlaşılmasının Önündeki Engeller ana başlığının altında İsrailiyat konusunu işledi.

Esra Çifci Dindar'ın sunduğu konudan özet aktarıyoruz:

"Halkın din konusunda bildiği şeylerin büyük çoğunluğunu israiliyat oluşturmaktadır. İsrailiyat; aslı Yahudilik, Hıristiyanlık veya bir başka dini kaynağa dayalı efsaneler, asılsız uydurma haberler anlamında kullanılan bir kelimedir. Terim olarak israiliyat denildiğinde aklımıza ilk Yahudiler gelmektedir. İslam öncesinde Arapların ehli kitap ile çok girift bir yapı içerisinde yaşadıklarını biliyoruz. Bilindiği üzere Kur'an ve Peygamber türedi deği, evvelki kitap ve resullerin bir devamı, tamamlayıcısı ve risalet zincirinin son halkasıdır. Bu nedenle Kitab'da önceki peygamberlerin getirdiklerini tekrar eden ve onaylayan pek çok husus vardır. Kur'an'a muhatap olan toplum evvelki kitaplardan ve peygamberlerden habersiz değillerdi. Örneğin: Kalem Suresi'nde Hz. Peygamber'e; Yunus peygamber hakkında "balık sahibi gibi olma" ifadesi ile bildirilen haber daha önceden bu konu hakkında bilgi sahibi olunduğunu bize göstermektedir. Kur'an müşrikler ile ehli kitabı bir tutmamıştır. Hatta bazı ayetlerde Hz. Peygambere bazı konular hakkında ehli kitaba sormasını emreden ayetler de vardır. Bu ehli kitaptan bir şeyler öğren manasında değildir, böyle denilirken Kur'an eski kitapların da Allah tarafından gönderildiğine işaret etmektedir.

Buraya kadar bir sorun yok fakat bu durumdan daha farklı olarak İslam'a muhalif olmayan fakat Kur'an'da da yer almayan bir sürü haberin Yahudiler tarafından aktarılması ve bu haberlerin bir takım sahabi tarafından rivayet edilmeye başlandığını görüyoruz. Özellikle bu aktarımların menşeine baktığımızda karşımıza sahabeden iki isim çıkmakta, bunlar: İbni Abbas ve Ebu Hureyre'dir. Tabiinden de Kab'ul Ahbar ve Vehb b. Münebbih olduklarını görüyoruz. İsrailiyat ve garip hususlar içeren rivayetlerin Vehb kanalı ile Buhari başta olmak üzere bir çok ana kaynağa sirayet etmesi gerçekten çok üzücüdür.

Tahrif edilmesi neticesinde Tevrat'ın, Kur'an'da geçen kıssaların benzerlerini detaylara dalarak bize anlattığını görüyoruz. Bu da verilmesi gereken mesajın örtülmesini beraberinde getiriyor. Zaten Yahudilerin yapmış oldukları şey, kelimelerin yerlerini oynatarak dinlerinde tahrifata gitmeleridir. Bugün İslam dinini öğrenmede birinci kaynak olarak gördüğümüz Kur'an tefsirlerinin çok sayıda ciltler halinde olmasının sebebi İslam'a geçmiş olan israiliyat kaynaklı anlatımların tefsir yazarları tarafından tefsirlerine almalarıdır. Tefsircinin bu israiliyat kökenli metinlere katılmasa bile bu bilgileri aktarmaya devam etmeleri selefe duyulan saygı sebebi iledir. İlim sahibi bir tefsirci bu metinleri aldıktan sonra sonuna kısa birkaç cümle ile bu anlatılanlara katılmadığını yazsa bile okuyucu ya oraya kadar okuyamıyor ya da gözden kaçırıyor sonuçta konu hakkındaki bir sürü israiliyatı beynine kaydediyor. Kehf Suresi'nde Ashabı Kehf anlatılırken onların sayıları hakkında bazı kişilerin tartıştıkları fakat bunun bilgisinin Allah katında olduğu bildirilmesine rağmen birçok Müslüman onların sayıları, köpeklerinin rengi, mağaranın şekli konusunda bir sürü bilgiyi insanlara aktarmaktadırlar. Bu bilgilerin kaynağı israiliyattır."

Etkinlikler Haberleri

“Nureddin Zengi ve Kudüs”
"Uluslararası Büyük Oyunun Yeni Sahnesi Suriye"
“İslami Kimlik ve Gündem”
"28 Şubat'tan 15 Temmuz'a Darbelerin Anatomisi"
Küçükçekmece'de “İslami Şahsiyetin İnşası” Semineri